60 YILLIK KİBRİT APARTMANI’NDAN HAYAT APARTMANI’NDAN TRABZON İSKENDERPAŞA CAMİSİ’NE VE TEBESSÜM DERNEĞİ’NE MİNİ TUR
Dokuz günlük uzatmalı bayram tatilinde her gün yazarak, her gün kendimizce bir şeyler paylaşarak siz değerli okurlarımızla birlikte olmaya, sizlerden kopmamaya çalışsak da bayramın hızlı temposunda o kadar çok yazacağımız şey biriktirdik ki...
Bugün de izninizle kısa kısa hem gördüklerimiz hem duyduklarımız hem de sizlerden gelenlerle mini bir şehir ve Türkiye turu yapmaya çalışacağız.
....................
RESMİ BİNALAR
NİYE ÇÜRÜK OLUYOR?
Hâlen hekimlik görevini Ankara’da sürdüren Konyalı, Konya ve Konyaspor aşığı, bizim de 30 yıllık aile dostumuz Ahmet Öztemel; kalbi Ankara’da yaşasa da her an bizimle ve Konya ile birlikte.
Bakın Ahmet kardeşimiz geçen gün dile getirdiğimiz yeni kütüphaneye atıfta bulunarak nasıl ciddi bir konuya dikkat çekiyordu:
“Uğur Abi teşekkürler öncelikle. Belediye Başkanlık binasının otuz yılda yıkılması, yapanlar ve denetlemeyenler açısından içimde hicrandır.
Atmış yıllık Kibrit Apartmanı, Hayat Apartmanı şükür ayakta.
O zaman bu kamu binasını kimler çürük yaptı?
Yerine kütüphane yapılması üzüntümü hafifletiyor, hele özellikle bina olunca seviniyorum. İnşallah ülkemin en güzel mimari bina özelliğini de alır.
Teşekkürler.”
.....
Bırakın 60 yıllık apartman dairelerini, teknolojinin ve tekniğin olmadığı yüzyıllardan bugünlere bırakın yıkılmayı, çatlamadan gelen hanlar, saraylar ve köprüler ecdadımızın çalmadan çırpmadan işini nasıl dürüst yaptığının göstergesidir.
O zaman bu yüzyılda, bu teknolojide, bu teknikte ve matematikte yapılan binalar 50 yıl niye dayanmıyor, varın onu siz düşünün.
Yorum ve takdir sizlerin.
....................
TRABZON İSKENDERPAŞA
CAMİSİ’NDEN GÖRMEDİĞİMİZ
DUYMADIĞIMIZ BİR DETAY
Bizim böyle her gün farklı konulardan 365 gün yazmamızın kaynağı, bize inanan ve güvenen dostlarımız ve siz değerli okurlarımızsınız.
İşte bayramı Karadeniz Bölgesi’nde geçiren abimiz, değerli büyüğümüz, Konya hafızalarından Sinan Ümit Bey bizimle şu güzel notu ve fotoğrafları paylaşıyordu.

“Trabzon’daki İskenderpaşa Camii’nden çıkıyorsunuz ve duvarda bir grafiti ama…

‘Hâzâ min fazli rabbî’ yazıyor. Gerçekten Trabzon Şehir Meydanı’nda böyle bir hat görmek yüce Rabbimizin bir fazlı...
Emeği geçenlere teşekkür.
Darısı Konya’mıza.”
……
Dedik ya, Sinan abimiz bayram süresince bölgeyi il il, ilçe ilçe turluyordu.
Ve Anadolu’muz adına her gördüğü güzelliği bizi bilgilendirerek paylaşıyordu.
Sinan abimiz tatilin son günü de şu güzel hatırayı yine bizimle paylaşıyordu.

“Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu ile güzel bir hatıra karesi.”
……
Teşekkürler Sinan abiciğim, iyi ki varsınız.
....................
İŞSİZLİK VE
İŞ BULAMAMA,
İŞÇİ BULAMAMA
KONUSUNU ÇÖZEMİYORUM
Bir okurumuz şöyle bir bilgi notunu bizimle paylaşıyor ve yorumluyordu:
“Türkiye ekonomisinin yeni iş üretme kapasitesi tükeniyor. Milyonlarca kişi işsizler kervanına katılırken, iş bulma ümidi de her geçen gün azalıyor.
Türkiye’de geniş tanımlı işsiz sayısı ve oranı Avrupa ülkelerinin zirvesinde.

Manşet işsizlikle geniş tanımlı işsizlik arasındaki makas da 23,4 puana fırladı.
Mart 2026 itibarıyla Türkiye’de 5 milyon 437 bin kişi, çalışmak istemesine rağmen iş bulamıyor.
Mart 2024’te yüzde 24,2 olan geniş tanımlı işsizlik oranı ise Mart 2026’da yüzde 31,5’e yükseldi.
Böylece geniş tanımlı işsizlik Haziran 2025 ile aynı...”
.....
Rakamlarını dahi bilmediğim konuyu, okurumuza olan inancımız ve saygımızla paylaşıyorum ve doğrudur diyorum.
Ancak işverenlerle görüşüyorum; işçi bulamamaktan, çalışan insanların mutsuzluğundan yakınıyorlar.
Şehrimizin genç, çalışkan ve vizyonlu bürokratı, 20-25 yıllık dostum Konya Çalışma ve Kurumu (İŞKUR) Müdürü Önder Çiftçi ile yaptığımız her sohbette işverenin işçi aradığını, iş için müracaat eden işsizlerin ise çalışmak için standartlarını belirterek aradaki uçuruma dikkat çekiyordu.
Yine Önder Müdür’den dinleyip hatırladığım kadarıyla bugün işveren Konya merkezde binlerce işçi arıyor ama bulamıyor.
....................
EMEKLİ BİR DEVLET
BÜYÜĞÜM CHP İLE
İLGİLİ ŞÖYLE BİR
HATIRLATMA YAPIYORDU
Ankara’da tam aynı saatlerde iki büyük CHP toplantısı yapıldı.
Bunlardan birisi CHP Genel Merkezi önünde Sayın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı toplantıydı.
Diğeri de Sayın Özgür Özel’in sadece 5 kilometre uzaklıktaki Güvenpark önünde yaptığı toplantıydı.
Her iki toplantı da kendi taraftarlarını tatmin eden olgunluk ve sayıda toplantılar oldu.
Bu durum hem partili insanlar hem de tarafsız gözlemcilerde “Acaba ne oluyor, bu yolun sonunda parti bölünüyor mu?” endişesinin yayıldığını hissettim.
Eğer böyle bir endişe varsa, ki ben de bu endişeyi hissedenlerden birisiyim;
Bölünme günü ve saatine kadar bıkmadan usanmadan bölünmemek için uğraşılması gerektiğine inanıyorum.
Bu aşamada bu görev en çok Kemal Kılıçdaroğlu’ndadır.
Mademki hukuken Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’dur; o zaman partinin bölünmemesi gayreti ve çabası da birinci derecede Kemal Kılıçdaroğlu’ndan gelmelidir.
Elbette Sayın Özgür Özel ve arkadaşları da bu istikamette bir gayret ve çaba içinde olmalıdırlar.
Parti bölünmeleri çeşitli zamanlarda ve şartlarda gördüğümüz bir durumdur.
Ben şahsen bugüne kadar yaşanılan parti bölünmelerinin hiçbirinin iyi bir sonuç verdiğine şahit olmadım.
Ne bölünen ana parti bakımından ne de bölen parti bakımından.
Cumhuriyet siyasi tarihimizin en büyük ve en etkili parti bölünmesi, 1970 yılında Adalet Partisi’nden ayrılarak Demokratik Parti’nin kurulması ve Adalet Partisi’nin bölünmesi olayıdır.

O tarihte Adalet Partisi’nin oyu yüzde 50’lerdeydi ve tek başına iktidardı.
Bölünmeden sonra Adalet Partisi tek bir kere bile yüzde 50 oyun yarısını bulamamıştır.
Adalet Partisi’nin en güçlü isimleri Sadettin Bilgiç, Ferruh Bozbeyli, Mehmet Turgut gibi isimler ve 50 civarında parlamenter, eski Cumhurbaşkanımız rahmetli Celal Bayar’ın da tam desteğiyle Demokratik Parti’yi kurdular.
Girdikleri ilk genel seçimde (1973) ancak yüzde 13 oy alabildiler.
Hatırlatmak isterim ki bu yüzde 13 oy, yüzde 50’lik bir pastadan bir dilimdir. Yani bölünen partinin ancak dörtte biri kadar olmuştur.
Adalet Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Süleyman Demirel, bölünmeden 7 sene sonra tüm Demokratik Partilileri Adalet Partisi’nde tekrar toplamış olmasına rağmen Adalet Partisi ve sonraki devamı mahiyetinde olan partiler bir daha Adalet Partisi oylarının yarısını bile alamamış ve bir daha siyaseten gün yüzü görmemiştir.
Ta ki aradan tam 20 sene geçtikten sonra, 1991 seçimlerinde DYP olarak ancak yüzde 27 oy alabilmiştir.
Elbette tek başına iktidar olamamış ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) ile bir koalisyon hükümeti kurabilmiştir.
Bölünme döneminin Adalet Partisi Genel Başkanı Sayın Süleyman Demirel siyasi hayatının son dönemlerinde şu çok önemli itirafta bulunmuştur:
“İnişli çıkışlı 40 yıllık siyasi hayatımda yaptığım en büyük hata Demokratik Parti’nin kurulmasını engellememem olmuştur.
Ne yapıp yapıp bu bölünmeyi engellemeliydim.
Gerekli çabayı göstermiş olsam engellerdim de.” demiştir.
Buradan günümüze gelelim.
CHP hiçbir şekilde bölünmemelidir.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu elden gelen her çabayı göstermeli ve muhtemel bir bölünmeye ortam ve meydan bırakmamalıdır.
Her durumda ayrılmalar ve bölünmeler kolaydır.
Zor olan ama hem memlekete hem de tüm taraflara yararlı ve faydalı olan tek durum, bir ve beraber olmaktır.
Bu istikamette gösterilecek olan her gayret ve çaba bugünün en saygıdeğer davranışı olacaktır.
....................
HAMDİ PARMAK VE
TEBESSÜM DERNEĞİ
Yıllar önce emlak sektöründeki duruşlu, düzgün ve başarılı çalışmaları ile girişimci ruhunu tanıdığım, daha sonra Konyaspor’da yönetim kurulu üyesi olarak görev yaparken dostluğumuzu ilerlettiğim Sayın Hamdi Parmak ile yine ilk tanıştığımız Selçuklu ilçesi sınırları içerisinde ama çok farklı bir bölgede beraber olduk.

Ama bu sohbetimizin konusu ne inşaat ne Selçuklu ne de Konyaspor idi.
Hamdi abimiz, Türkiye’de Furkan Albayrak’ın genel başkanlığında, dünyanın önemli ülkelerinde ve ülkemizde hizmetlerde bulunan Tebessüm Derneği’nin İç Anadolu Bölge Başkanlığı görevini yürütüyordu.
Bu derneğin ismini duymuştum ama hiç bilgi sahibi değildim.
Bugüne kadar çıkan haberleri de dikkatlice okumamıştım.
Şimdi birebir, içten ve samimi bir şekilde Hamdi Abi’den çalışmalar hakkında bilgi alıyordum.
TEBESSÜM DERNEĞİ
Türkiye’de ve dünyada yoksulluğun giderilmesi ve sosyal adaletin sağlanmasına katkı sağlamak için çalışmalar yapıyormuş.
Gerçek ihtiyaç sahibi kişi ve ailelere zamanında ve yeterli düzeyde destek vermek, sınıf ayrımcılığına sebebiyet veren maddi ve manevi unsurların minimize edilebilmesi için çalışmalar yapmak, gençlere sosyal yardım kurumları aracılığıyla kolektif hareket etme bilinci kazandırmak amacıyla faaliyet gösteriyorlarmış.
Dernek; Türkiye başta olmak üzere Afrika, Asya ve Orta Doğu’daki 20’den fazla ülkede uluslararası insani yardım ve kalkınma faaliyetleri yürütürken, bu Kurban Bayramı’nda da özellikle yurt dışında ihtiyaç sahibi binlerce insana dokunmuş.

Konya ve bölgede ise dernek, Hamdi Parmak’ın başkanlığında;
Mehmet Tamyüksek, Mustafa Aşiran, Abdullah Mizan, Yunus Kıraç, Mustafa Fatih Dalkıran, Osman Akman, Rıfkı Biber, Şafak Özcan, Ümmet Çömert, Yunus Talip Tosun, Fevzi Büyükdeveci, Safa Hanifi Dalkıran, Yaşar Özdemir, Mustafa Başoda, Korkut Koç, Ali Türkyılmaz ve Melih Sefa Danışık’tan oluşuyormuş.
Hamdi abimiz ile yönetimden birkaç ismi tanıyorum ama bu yürekli insanlara, bu zor günlerde Konya başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerine maddi ve manevi olarak çıktıkları yolda kolaylıklar diliyorum, başarılar diliyorum.
Yolunuz açık olsun diyorum.
....................
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Bir gün herkes kıymetini bilmediği şeyin yokluğu ile uyanır.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Bayramlarda bile Allah’ın selamını vermemek için kafamızı çevirmekten, görmezden gelmekten vazgeçip birbirimizin yüzüne bakabilmeyi öğrendiğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.