Konya
Parçalı bulutlu
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,4793 %-0.04
51,2782 %-0.63
6.525,99 % -3,87
Ara

İLTİFAT ETMEK NEZAKET DEĞİL İHTİYAÇTIR

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bilindiği üzere Psikolog Abraham Maslow insan davranışlarının motivasyonlarını anlamak için ihtiyaçlar hiyerarşisi modelini geliştirmiştir. Bunlar arasında fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik, sevgi ve aidiyet, saygı ve kendini gerçekleştirme yer alır. Teoriye göre şeye ya da çalışana maddi manevi iltifat ederseniz o kişi kendisine ve dünyaya iltifata hazır hale gelir.

Bizim de eskilerin bir sözü vardır ‘marifet, iltifata tabidir ‘denir. Gerçekten çevremize baktığımızda iş yerlerinde birbirlerine iltifat etmeyen  insanlar görüyoruz . Nice amirler birlikte çalıştığı elemanlarına doğru yaptığı bir iş için teşekkür etmiyor, teşekküre ne gerek var bunu yapmak için zaten para alıyor diye düşünüyor. Aynı şekilde memurlar da amirlerine iltifat etmiyor/ edemiyor.  Amir memura iltifat ederse amirin otoritesi sarsılabilir,  memur haddini aşar, şımarabilir, yüz bulur zam ister, hiç olmadı izin ister diye kaygılar taşır. Eğer memur amirine iltifat ederse kafalarda klişe hazırdır o memur yalakadır, dalkavuktur vesaire.

Bütün bunlar gerçekçi mi yoksa kafalarımızdaki gerçekçi olmayan şablonların, şemaların ürünü mü? Sanırım abartıyoruz bu mesafeyi, sadece iş yerinde değil günlük yaşamımızın hemen her alanında karşımıza çıkıyor.

Aynı şekilde ne yazık ki nice baba oğlunu ya da kızını bağrına basıp şöyle dolu dolu öpemiyor ,hadi iş yerinde bir yere kadar mesafeli duralım da ya evde de mi gerekli ?

Hemen hemen her ortamda insanlar arasındaki ilişkilerde fiziksel ve psikolojik anlamda belirli bir mesafe gerekebilir ancak bu mesafeyi kişisel kaygılarımızdan ötürü gereğinden büyük tuttuğumuzda iletişimde sorunlar ortaya çıkıyor, gerginliğimiz artıyor. Hatta bunların uzantısı olarak psikosomatik rahatsızlıklar beliriyor. İltifatlar, öz saygısı düşük kişilerde kaygıya neden olabilir, çünkü iltifatlar öz algılarını zedeler ve yanlış anlaşıldıklarını hissetmelerine yol açar. Olumsuz değerlendirilme korkusu da sosyal anksiyete bozukluğu olan kişilerde daha fazladır.

Kısacası; eğer amir kendine güveniyorsa memurundan gelen hak ettiği övgüyü yağcılık olarak algılamaz .Hem birbirimize iyi davranmak birbirimizi yüreklendirmek hem de işimizi iyi yapmak mümkündür. 

Dikkat ederseniz iltifatta mehter marşı gibi olumsuzu söylemekte dörtnalayız, halbuki  olumlu eleştiriler bizde marifet geliştirir ve pekiştirir. Güzellikleri sıradanlaştırır mıyım diye korkmayın aksine ilişkilerimizin, bağlarımızın, özgüvenimizin güçlendiğini, özsaygımızın tazelendiğini ,stresin azaldığını fark ederiz.  Küçücük bir iltifat bile büyük bir etkiye sahiptir tıpkı sosyal bir vitamin gibi. İltifat etmek bir  kültür ,öğrenilmiş güzel bir alışkanlıkken iltifat etmemek genelde korku ve alışkanlık eksikliğinden kaynaklanabilir ancak bu döngü küçük tekrarlar ile kolayca kırılabilir.. 

Küçük bir iltifat ile hem söyleyenin hem de karşıdakinin mutluluğuna ilaç olur, beyinde dopamin ve serotonin salgısını artırır. hediye gibi hem veren hem alan kazandığı gibi sohbeti başlatmak ve örneğin öğretim ortamlarında iyi davranışlara örnek olmak gibi başka işlevleri de vardır. Ancak iltifatların sıklığı ve işlevi kültürel ve dilsel gruplar arasında farklılık gösterir.

Çalışmalar, iltifatların çoğunun görünüşe, sahip olunan şeylere, yeteneğe ve performansa odaklandığını, ancak kabul edilebilir konuların kültürler arasında farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Amerikan İngilizcesi konuşanlar, Amerikan toplumunda yeniliğe çok değer verildiği için, görünüşteki değişikliklere ve yeni sahip olunan şeylere iltifat etme olasılıkları en yüksektir (Yu, 2005).

Övgü fonksiyonlarına benzer şekilde, iltifat-cevap stratejileri çeşitli biçimler alır: kabul etme (Teşekkür ederim), değersizleştirme (Oldukça ucuzdu), sorgulama (Gerçekten beğendin mi?), iade etme (Bugün sen de harika görünüyorsun) ve itibarı değiştirme (Teyzem benim için aldı) (Tran, 2008).

Saygı sınırları içerisinde nezaketle yapılan iltifatlar; sosyal yaşamda başkalarıyla sağlıklı ve uyumlu ilişkiler kurmanın temelini oluşturur. İnsanlara karşı saygılı ve duyarlı bir tutum sergilemek, toplum içinde güven ve huzur ortamı yaratır , sosyal iletişimi daha anlamlı ve değerli hale getirir.

ÖZETLE; hem ruhsal, hem fiziksel, hem de sosyal açıdan ‘kazan  – kazan ‘ herkesin kazandığı  bu davranışı birbirimizden esirgemeyelim.

Mevlana’nın  ’ Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi, hoşgörülülükte deniz gibi ol.’ yaşam felsefesini hayatımıza geçirebilmek umuduyla … Sevgiler, saygılar.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *