Konya
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,7104 %-0.08
53,5490 %0.77
6.718,37 % 1,32

Sensiz Nefes Almak Mümkün Değil

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Dünya üzerinde yaşamın sürdürülebilirliği, karmaşık ve kusursuz işleyen bir ekosistem dengesine bağlıdır. Bu dengenin en temel yapı taşını ve yeryüzünün en büyük karasal biyomunu ise ormanlar oluşturur. Milyonlarca yıldır gezegenimizi besleyen, koruyan ve yenileyen ormanlar, yalnızca yan yana gelmiş ağaç toplulukları değil; bitkilerden mikroorganizmalara, hayvanlardan mantarlara kadar milyarlarca canlı türüne ev sahipliği yapan devasa birer yaşam merkezidir. İnsanlığın varoluşundan bu yana hem fiziksel hem de ekonomik olarak bağımlı olduğu ormanlar, günümüzde karşı karşıya kaldığımız küresel krizlerin çözümünde de en ön safta yer almaktadır.

Ormanlar, küresel iklim krizine karşı insanlığın elindeki en güçlü doğal kalkandır. Fotosentez yoluyla atmosferdeki karbondioksiti emerek gövdelerinde, yapraklarında ve toprakta depolar ve dışarıya oksijen salarlar. Bu özellikleri nedeniyle "karbon yutak alanı" olarak adlandırılırlar. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, dünya genelindeki ormanlar biyokütlelerinde yaklaşık 296 gigaton karbon depolamaktadır. Eğer ormanlar olmasaydı, endüstriyel faaliyetler sonucu atmosfere salınan sera gazları gezegenimizi çoktan yaşanamaz derecede ısıtmış olacaktı.

Yeryüzündeki karasal canlı türlerinin yaklaşık yüzde 80'i yaşamını sürdürmek için orman ekosistemlerine ihtiyaç duyar. Yağmur ormanlarından iğne yapraklı tayga ormanlarına kadar her bir yeşil alan; tıptan tarıma kadar insanlığın geleceğini güvence altına alan devasa bir genetik kütüphanedir. Bir ormanın yok olması, sadece ağaçların kesilmesi değil, o ağaçlara göbekten bağlı yüzlerce böcek, kuş ve memeli türünün de neslinin tükenmesi anlamına gelir.

Ormanlar, devasa birer su filtresi ve sünger gibi çalışır. Yağan yağmurları yaprakları ve kökleri yardımıyla yavaşlatarak toprağa sızdırır, yer altı su kaynaklarını besler ve temiz içme suyu sağlar. Dünyanın en büyük metropollerinin yaklaşık üçte biri (1/3), içme suyunu doğrudan korunan ormanlık alanlardan elde etmektedir. Aynı zamanda kök sistemleriyle toprağı bir arada tutarak erozyonu, heyelanları ve sel felaketlerini önler. Ormansızlaşan bölgelerde ani yağışların ölümcüle varan sel baskınlarına ve verimli tarım topraklarının yok olmasına neden olduğu bilinmektedir.

Dünya genelinde 1,6 milyardan fazla insan, geçimini doğrudan veya dolaylı olarak orman kaynaklarından sağlamaktadır. Kereste, kâğıt, mobilya gibi endüstriyel sektörlerin yanı sıra; mantar, şifalı bitkiler, reçine ve yabani meyveler gibi odun dışı orman ürünleri de kırsal ekonominin can damarıdır. Ormancılık sektörü küresel ölçekte 86 milyondan fazla yeşil istihdam sağlamaktadır. Ayrıca modern tıpta kullanılan ilaçların hammaddelerinin önemli bir kısmı yine orman bitkilerinden elde edilmektedir.

Modern kent hayatının getirdiği stres, hava kirliliği ve gürültü, insan sağlığını tehdit etmektedir. Ormanlar; temiz havası, sessizliği ve estetik güzelliğiyle insanların zihinsel ve fiziksel olarak yenilendiği rekreasyon alanlarıdır. "Orman banyosu" (Shinrin-yoku) gibi pratiklerin bağışıklık sistemini güçlendirdiği, stres hormonlarını azalttığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Yeşil alanlar, insan ruhunun doğayla yeniden bağ kurmasını sağlayan en saf sığınaklardır.

Dünya genelinde ormanlar üzerindeki baskı sürerken, FAO Global Forest Resources Assessment raporlarına göre küresel ölçekte ormanlar toplam 4,14 milyar hektarlık bir alanı (kara yüzeyinin %32'si) kaplamaktadır. Ancak insan faaliyetleri nedeniyle her yıl yaklaşık 10 milyon hektar orman alanı ormansızlaşma yüzünden kaybedilmektedir.

Türkiye özelinde ise durum, küresel trendin aksine ağaçlandırma çalışmalarıyla pozitif yönlü bir ivme gösteriyor. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Ormancılık İstatistikleri bültenlerine yansıyan güncel veriler şu şekilde:

Orman Alanı: Türkiye'nin toplam orman alanı 23 milyon 363 bin 84 hektara ulaştı.

Ülke Yüzölçümüne Oranı: 1973 yılında %26,1 olan orman varlığı, yürütülen çalışmalarla ülke genel alanının %30'una yükseldi.

Ağaç Serveti: Türkiye ormanlarındaki toplam ağaç servet hacmi 1,79 milyar metreküp seviyesini aştı.

Ormanlar, geçmişten devraldığımız ve geleceğe eksiksiz devretmekle yükümlü olduğumuz en değerli mirastır. Teknolojik gelişmeler ne kadar ilerlerse ilerlesin, tek bir ağacın doğaya sağladığı faydayı yapay yollarla ikame etmek mümkün değildir. Küresel ısınma, orman yangınları, kontrolsüz yapılaşma ve tarım alanı açma gibi insan kaynaklı tehditler, bu eşsiz ekosistemleri hızla tüketmektedir.

Unutulmamalıdır ki, ormanların yok olduğu bir dünyada temiz su, solunabilir hava ve güvenli bir yaşam alanı bulmak imkânsız olacaktır. Ormanları korumak, sadece ağaç dikmekten ibaret değildir; tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmek, sürdürülebilir politikaları desteklemek ve her bir yeşil yaprağın yaşam hakkına saygı duymakla başlar. Gezegenimizin ve insanlığın geleceği, ormanların varlığını ne ölçüde koruyabileceğimizle doğrudan ilişkilidir.

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız