HER ŞEYE RAĞMEN “BAYRAM GELMİŞ NEYİME” DEMEMELİYİZ
Yazı yazmaktan, fotoğraf çekmekten, seyahat etmekten, sohbet etmekten; özetle hayatın içinde olmaktan müthiş keyif alırım.
Bu zaten gazeteciliğin bir parçasıdır.
Gazetecilik benim için bir yaşam biçimidir.
Yalan dünya koşturmacası içerisinde en çok üzüldüğüm, en çok zorlandığım konular ise bayram yazılarıdır.
Aslında ben de tüm yazan çizenler gibi bayram adına mutluluk bulutları çizmeli, insanları hayalleri içerisinde koşturmalıyım.
Ama her ne hikmetse bu tamamen bir yalan, bir kandırmaca, bir oyalamaca gibi geliyor.
Dünya insanlarının yüzde kaçı sizce mutludur?
Bugün ülkemizde ya da şehrimizde; hastanede, hapishanede ya da mezar taşları başında yakınları için dua eden insanlarımız varken, kaçımız kalbindekileri ve kafasındakileri bir kenara bırakıp gerçekten gülüp eğlenebilecektir?
Ya da hadi yanıldık diyelim, eğlenenler hayatın gerçeklerini silip atabilecekler midir?
Empati yapmak benim için vazgeçilmez bir gerçektir.
Belki bizler nasipse çocuklarımızla, torunlarımızla, büyüklerimizle, sevdiklerimizle anlık, kısa süreli de olsa mutluluğa dokunacağız.
Peki ya hastanelerin yataklı servislerinde, yoğun bakımların kapı önlerinde bekleyenlerimiz?
Ya cezaevlerinde annelerini, babalarını, kardeşlerini, sevdiklerini görebilmek için infaz memurlarının önünde soğuk duvarların içerisinde kuyruğa girenlerimiz?
Peki evlatlarını, torunlarını, analarını, babalarını, eşlerini, sevdiklerini toprağa verenlerin kabirlerin başında sessizce dua edişlerini görmeyecek miyiz, onları hissetmeyecek miyiz?
Bayramlar elbette özgür olanlar için, sağ ve sağlıklı olanlar için aile fertleri ile birlikte onları sevindirme ve mutlu etme günleridir.

Bizleri aile yapan üç anlamlı değer; sevgi, saygı ve birbirimize olan güvenimiz değil midir?
Bizim yaşıtlarımızın, aile büyüklerimizin bu anlamlı günlerde bayramların ne demek olduğunu torunlarımıza, çocuklarımıza örnek olarak göstermesi gerektiği günlerdir.
Elbette bugünler dini bayramlar olması vesilesiyle de namazlarla, kurban kesimleri ile gelecek nesillerimize bir hatıra ve ders niteliğinde olmalıdır.
Kurban Bayramı’nın asıl anlamının Cenab-ı Allah’a yaklaşmak olduğunu aklımızdan çıkarmadan torunlarımıza onların anlayabilecekleri şekilde anlatmalıyız.
Bayramlar bizler gibi sağlıklı, özgür insanlar için empati yapabilmenin en müsait ortamlarıdır.
Bayram ziyaretlerinde büyüklerimize, acılı insanlara, ihtiyaç sahibi komşularımıza yapacağımız ziyaretler ile gönül köprüsünün en samimisini kurma fırsatıdır.
Tabii bunlar hepimiz için, özellikle de rahat olan insanlarımız için geçerlidir. Yürekleri kan ağlayan insanlara bu sözler belki de acıtıcı gelecektir.
O zaman izninizle bayramın o tarifsiz manevi atmosferinden ayrılıp hayatın gerçeklerine dönüp birkaç güzel sözden, hikâyeden bahsedelim mi?
Hatta sizlerden gelen acı, düşündürücü, kahır mesajlarını paylaşalım mı?
………………..
YEDİĞİ AYAZI (!)
YAZAN BU
GÜZEL OKURUMA
NE DİYEBİLİRİM?
Bir okurumuz şöyle yorum yapmış:
“Anadolu’da bir laf vardır; kurt kışı geçirir, yediği ayazı unutmaz.
Emekliler seçim sandığı gelsin, bize bu acıları yaşatanlara mutlaka sandıkta cevabını verecek.
Çok ah aldılar, çok.
Kredi kartını ödeyemedim.
30 bin TL için evime haciz geldi.
67 yaşından sonra bunu da yaşadım.
Bak Uğur Bey, senin çok sevdiğin vekilin yemek yemekten göbek büyütmüş, ceketlerini ilikleyemiyorlar.
İşte özeti bu.
Allah’a havale ettik.
İlahi huzurda hakkımı helal etmiyorum.”
……
Evet, bunu da ancak yaşayan bilir.
Hadi gelin şimdi sorumluluk sahibi olanlar, vebal altında olanlar bu okurumuz ile empati yapsınlar.
……

Yine bu okurumuz vasıtası ile bir şeyi hatırlatmak istiyorum.
Her vekili seviyor değilim.
Her vekile saygım var demiyorum.
Sadece sandıktan çıkana saygı duymak zorunda olduğumuzu söyleyip, yeri ve zamanı geldiği zaman iyiye iyi diyorum.
Kötüye kötü diyemiyorum.
……
DÜNYANIN İSRAFI
Bir dostum benimle şu notu paylaşıyordu:
“İSRAF…
Binlerce televizyon kanalı, binlerce radyo istasyonu, telefon operatörleri, milyonlarca internet sitesi, binlerce gazete, binlerce dergi, binlerce yayınevi, iki yüz üniversite, on binlerce okul, on binlerce cami şu gerçeklerden hiç bahsetmiyor:
- Dünyanın en zengin 64 kişisinin sahip olduğu para, 3,5 milyar kişinin sahip olduğu paraya eşit!
- Dünyada her 6 saniyede 1 çocuk açlıktan ölüyor ama her sene 1,4 milyar ton gıda çöpe atılıyor!

- Türkiye’de nüfusun %1’i paranın %60’ına sahip!
- Müslümanlar her gün ortalama 100 Müslüman öldürüyor!
- 1 milyar insan açlık çekerken 1 milyar insan zayıflamak için trilyonlarca dolar harcıyor!
- 36 milyon Amerikan vatandaşı parasızlıktan sokaklarda/parklarda yatarken Amerika’da 36 milyon kişilik ev boş duruyor!
- Golf sahaları için harcanan su miktarı ile susuzluk çeken 1 milyar insana su sağlanabilir.
- Dünyada silahlanmak (yani insan öldürmek) için harcanan para ile 7 milyar insana sağlık ve eğitim hizmetleri ömür boyu ücretsiz sağlanabilir.
- Victoria’s Secret firması, kıymetli taşlarla bezenmiş 4 milyon dolarlık sütyen için 190 ülkeden gelen siparişleri yetiştiremediğini bildirdi fakat aynı esnada yüz milyonlarca kadın açlıktan bebeğini emziremiyor!
- ………”
Cenab-ı Allah’ım bizleri affet.
Ya Rabbim bizleri ıslah et.
Allah’ım bizleri çocuklarımızla ve torunlarımızla imtihan etme.
Allah’ım bizleri başımızı öne eğecek hatalardan, yanlışlardan koru.
Ya Rabbim hiç kimseye gördüğünden daha ağırını yaşatma.
………………..
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Bayramlar, kırılan kalplerin tamir edildiği, sevdiklerinize sarılmanın kıymetinin anlaşıldığı özel günlerdir.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Göstermelik değil, samimi olarak Cenab-ı Allah’tan korkup kuldan utanmayı başarabildiğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.