İnsan bazı şeylerin biteceğini bilerek yaşamıyor. Belki de hayatın insana oynadığı en sessiz oyun bu oluyor. Çünkü hiç kimse en mutlu olduğu anın içinde sonunu düşünmüyor. Bir kahkahanın ortasında durup bunun bir gün yalnızca hafızasında yankılanacak bir ses olacağını aklına getirmiyor. Yanında huzur bulduğu bir insanın gözlerine bakarken, yıllar sonra o gözlerin rengini hatırlamaya çalışacağını düşünmüyor. İnsan, sevdiği her şeye sanki zamanın dokunamayacağına inanarak yaklaşıyor. Kalbin böyle bir huyu var; güzel olan şeylerin sonsuza kadar sürebileceğine inanmayı seviyor.
Belki de bu yüzden hayat insanı en çok hazırlıksız yakalıyor. Çünkü hiçbir şey bir anda bitmiyor. Gidişler ansızın olmuyor. Her şey yavaş yavaş eksiliyor. Önce sohbetler kısalıyor, sonra eskiden saatler süren konuşmalar birkaç cümleye dönüşüyor. Bir zamanlar içini sebepsizce ısıtan şeyler yavaş yavaş uzaklaşmaya başlıyor. İnsan bunu ilk anda fark etmiyor. Her şey aynıymış gibi yaşamaya devam ediyor. Sonra bir gün, hiç beklemediği bir anda durup geriye bakıyor ve bir şeylerin eskisi gibi olmadığını anlıyor. İşte insanın içindeki o tarifsiz boşluk tam da orada doğuyor. Çünkü insan, kaybettiklerini o an kaybetmiyor. İnsan asıl kaybı, özlemeye başladığı gün yaşıyor. Bir sokağın önünden geçerken sebepsiz yere yavaşladığında, yıllardır dinlemediği bir şarkıyı duyduğunda, bir kokunun içinden geçerken nedenini bilmediği bir sızı hissettiğinde anlıyor bunu. Çünkü bazı anılar insanın içinden çıkıp gitmiyor. Zaman onların üzerini örtüyor yalnızca. İnsan unuttuğunu sanıyor ama ruh hiçbir şeyi bırakmıyor. İçinde sessizce saklıyor her şeyi. Sonra hiç beklenmeyen bir anda, yıllardır kapalı duran bir kapıyı açar gibi geçmişi insanın önüne bırakıyor. Ne garip… İnsan geçmişte yaşadığı günleri özlediğini düşünüyor önce. Sonra biraz daha düşündüğünde anlıyor ki özlediği şey aslında günler değil. İnsan, o günlerin içindeki kendisini özlüyor. Daha az yorulan hâlini, daha çok gülen hâlini, bazı şeylerin bu kadar ağır gelmediği zamanlarını özlüyor. Çünkü hayat ilerledikçe insan yalnızca yaş almıyor; biraz da eksiliyor. Her ayrılık, her kırgınlık, her yarım kalmış cümle insanın içinden sessizce bir şeyler alıp götürüyor. Belki de bu yüzden bazı geceler insanın içine açıklayamadığı bir hüzün doluyor. Ortada bir sebep olmuyor ama kalp, sanki uzun zamandır kaybettiği bir şeyi arıyormuş gibi hissediyor. Pencerenin dışına bakarken, tavana dalıp giderken ya da kalabalığın ortasında bir anlığına sessizleşirken o duygu gelip insanın yanına oturuyor. Çünkü kalbin de bir hafızası vardır. Ve kalp, kendisine dokunan hiçbir şeyi tam anlamıyla unutmaz. Belki her güzel şeyin bir sonu vardır. İnsanlar gider, mevsimler değişir, yollar ayrılır, sesler yavaş yavaş uzaklaşır. Fakat insanın içinde kalan bazı şeyler vardır ki onlar gitmeyi bilmezler. Bir zamanlar hissedilen huzur, bir gün edilen bir sohbet, masum bir gülümseme, sıradan görünen ama insanın ruhuna yerleşen küçücük bir an… Hepsi bir yerlerde yaşamaya devam eder.
Belki de bu yüzden bazı mevsimler hiç bitmez. Takvimler değişse bile insanın içinde yaşamayı sürdürürler. Ve insan yıllar geçse de anlar ki hayatta gerçekten yarım kalan şeyler insanlar değil, onların içimizde bıraktığı duygulardır. Çünkü bazı anlar geçip gider, bazı insanlar uzaklaşır ama onların kalpte bıraktığı izler, mevsimler gibi çekip gitmez. İnsan en çok da içinde kalan şeylerle yaşamayı öğrenir.
Kişisel saldırılar yapmayın: Yorumlarınızda diğer kullanıcıları veya kişileri hakaret içeren ifadelerle suçlamayın veya aşağılamayın.
Irkçı, cinsiyetçi veya ayrımcı yorumlar yapmayın: Yorumlarınızda ırk, cinsiyet, etnik köken, din, cinsel yönelim veya herhangi bir ayrımcılık unsuru içeren ifadeler kullanmayın.
Yasa dışı faaliyetleri özendirmeyin: Yorumlarınızda yasa dışı faaliyetleri özendiren veya teşvik eden ifadeler kullanmayın.
Özel bilgileri paylaşmayın: Yorumlarınızda başkalarının özel bilgilerini paylaşmayın, bu bilgiler kullanıcıların adını, telefon numarasını, adresini, e-posta adresini veya diğer özel bilgileri içerebilir.
Spam ve reklam yapmayın: Yorumlarınızda spam veya reklam içeren ifadeler kullanmayın. Yorumlarınızın reklam içermemesine özen gösterin.