Çok Ve Hiç Hakkında (İsrail Katliamları)
Çok olmayı bir başarı saymak, çok olunduğunda dünyaya üstünlük kuracağımızı sanmak, sanırım sadece bizim gibi ülkelere has bir düşünce yapısıdır. Bu içi boş saçmalığın bedelini yıllar boyunca ödedik, ödemeye de devam ediyoruz. Ekonomik, askeri, eğitim, kültür alanlarında güçlü olmadıktan sonra; çok olmanın, faydasız olduğunu anlamak için, daha ne olması gerekiyor? İsrail 1948 yılında küçücük bir toprağın içine, İngilizler ve Avrupa’nın desteği ile konumlandırıldı. Kurulduğunda nüfusu yaklaşık 5 milyondu. 2022 yılında yapılan son nüfus sayımında, İsrail nüfusu: 9 milyon 558 bin kişi olarak belirlendi. Tüm dünyada ise yaklaşık 12 milyon Yahudi yaşıyor. Bir İstanbul kadar insanı olmayan Yahudi ırkı, tüm dünyayı yönetiyor. Teknolojide, tarımda, bilimde ve ekonominin neredeyse bütün alanlarında en üstün konumdalar. Hiçbir devlet İsrail’i karşına alamıyor. Ne yaparsa yapsınlar, herkes üç maymunu oynamak durumunda kalıyor.

Muhtaç kalmak tehlikelidir. Kişiye, aklınıza gelebilecek her şeyi yaptırabilir. Eğer bu devletse, durum daha da acıklı olabilir. Demek ki, çok olmanın herhangi bir faydası yok. Her alanda, güçlü olmanın bir anlamı var. Bazı kıt düşünceye sahip insanlar, bıkmadan usanmadan Osmanlı İmparatorluğunu örnek gösteriyor. Asker sayısının fazla olmasıyla her kapının açılacağını sanıyor. Yanılıyorlar ne yazık ki. Osmanlı İmparatorluğu çok olduğu için değil, güçlü olduğu için başarılı oldular. Arada çok büyük bir fark var. Sonra sanayi devrimi gerçekleşti, işler değişti. Yenilenen düzene ayak uyduramadılar. Çok olmanın yeteceğini sandılar. Yetmedi. Sonra küllerinden pırıl pırıl bir Cumhuriyet kuruldu.

Kurulduğunda nüfusumuz yalnızca 13 milyondu. Sadece 10 yıl içinde uçak üretecek duruma geldik. Sonra 10 Kasım 1938 yılında, büyük önderimiz ebedi uykusuna geçti. Ondan sonra gelenler, önderimizi tam manasıyla anlamadıkları için, ülkemiz sürekli geriye gitti. En iyi ihtimalle de, bazı zamanlarda aynı konumda kaldı. Şu an nüfusumuz 85 milyon seviyesindedir. Peki neredeyiz şimdi? Dünyanın neresindeyiz?


Çok olmanın hiçbir faydası, gerçekliği yoktur. Mesele azlık çokluk değil, insan yetiştirebilme yeteneğidir. Huzuru, adaleti sağlamaktır. Tüketmeyi en aza indirip, üretmeye geçebilmektir. Kültürde sanatta ileriye doğru gidebilmektir. Özgürlüğü tam mamasıyla, senin düşüncene ters olsa bile sağlayabilmektir. Bunları başaramadıktan sonra, çok olmak sana hiçbir şey kazandırmaz. Durumun İsrail’i kınamaktan öteye gitmez. Bu yalnızca bize has bir şey değil. Tüm dünya için geçerlidir.
İsrail katliamlarına, 8 Ekim 2023’te başladı. Üzerinden yıllar geçti. Bu süre içerisinde 144 bin Filistinli hayatını kaybetti. Yaklaşık 291 bin kişi de yaralandı. Bunların yüzde yetmiş beşini de kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Hastaneler bombalandı. Güvenli yerler bombalandı. Çocukların ve kadınların sığındıkları yerler bombalandı. Bariz olarak soykırım yapmasına, savaş suçu işlemesine rağmen, kimse ama kimse sesini çıkarmadı. Sadece izledik dünya olarak. Dünyanın sonunu birçok etmene bağlayan bilim adamları, düşünürler, felsefeciler var. Ben bir hiç olarak diyorum ki; dünyanın sonunu, “ölümüne sessizlik” getirecek.