Eyüp TORU
[email protected]
BİR AKŞAM HÜZNÜ
Neden insanı, akşam olunca garip bir hüzün kaplar? Bu soruyu hep sormuşumdur kendime. Belki de ölüm sadece akşamları geliyordur aklımıza. Kim bilir… Böylesi hüzünlü akşamlarda, yani aşağı yukarı her akşam, bırakırım yorgun bedenimi boş sokaklara. Özellikle kış akşamlarını ayrı bir severim.
YANITI OLMAYAN SORULAR
Bir insan sevilmeyi neden beceremez? Ne engel olmaktadır ona? Veyahut çaresi nedir bunun? Bir yolu var mıdır? Sadece sevmek, neden sevilmeye yetmez? Nedir eksik olan? Tamamlanınca hep eksik kalıyor bir şeyler. Tutuşturup yabani otlarını, çıkmalı bu gece ormanından… (İlhan İrem) Işığa kavuşmak gerek.
SESSİZLİK VE ÖLÜM (DEPREM)
Aynı yerde bekledi sessizce Belki birileri geçer diye Sessizlikten ölüyordu Yaşlanmıştı ve herkes gitmişti Kimisi cennete, kimisi de kendi hayatınaYapayalnız kalmıştı, Kâinat için küçücük, onun içinse kocaman yer kürede.
UNUTAMAYANLARIN KISACIK ÖYKÜLERİ
Sabaha karşıydı. Hemen önümüzdeki; bize özgürlüğü, özgürlüğümüzü anımsatan karlı tepe, yeni yeni aydınlanmaya başlamıştı. Balık istifi gibi, bizi büyükçe bir harabeye soktular. Bana, bize benzeyen yüzlerce yarı çıplak insanın yüzünde, hep aynı anlamsız tedirginlik vardı. Kocamı geçen sene kaybettim.
ŞANSIZLIĞIN ŞANSA DÖNÜŞMESİ
Doğru soru, doğru yanıtın anahtarıdır. Doğru soruyu soramamak; elinde binlerce anahtarla kapıları zorlamaktan öteye geçmez. Bununla ilgili bir örnek vermek gerekirse; ülkemiz adına şu örneği sunabilirim. Neden ülkemiz Nijerya oldu?