Eyüp TORU
[email protected]
GECE ORMANI
Utanmayı kaybettik biz. İnsan arıyoruz her yerde. Var gücümüzle, insanı çağırıyoruz çığlıklarımızla. Utanmıyoruz hiçbir şeyden. Her sonucun bir nedeni var artık. Nedeni olanlar, masumlaşıyor bir anda. Korkarım yanlış anladık yeni bir güne uyanmayı.
GÜNEŞTEN GİT, ÜŞÜYORUM
Güneşten git üşüyorum! Hiç böyle hayal etmemiştim sevdayı. Sıcak memleketeler gibi, içime dolacak sandım bahar. Akşam sefası gibi açarım sandım kollarında. Ya beklentim büyüktü, Ya da sana karşı hissettiklerim.
BEYHUDE’NİN GÜNDÜZ ŞARKISI
Zümrütlerle dolu, Altından bir dağ…İpekten bir elbise üzerinde. Aşağıda herkes, onun dışında…Yalnız ve kibirli diyor ki;“En büyük benim işte”Bakıyor etrafına, kimse yok. Mücevherlerinin orada bir karşılığı yok. Satsa alan yok…Suda yansıması yok.
GODOT’U BEKLEYENLER
“Yalandan kim ölmüş” dedi sırıtarak, İçimden “ Ben” dedim. Kimse duymadı sesimi! Haliyle, fark etmediler öldüğümü… Geriye doğum günlerinde,Küçük kâğıtlara yazılmış, Pasta ile ikram edilen,Özlü, güzel, boş sözler kaldı. Hani, o an seni mutluluktan, Sonrasında ise, acıdan öldüren cümleler.
İyiye Karışan Kötülerin Öyküsü
Kapılar açıldı ardına kadar,Tüm dalkavuklar özgür kaldı. Dağıldı şehrin dört bir yanına…Özlü gibi görünen içi boş sözlerle,Kuşattılar bütün yaralı ruhları,Ağam, paşam diye diye can verdi zavallılar. Yaşadık sandı bütün krallar…Tacına sarılıp sımsıkı,Derin bir uykuya daldılar.