Eyüp TORU
[email protected]
ÇİLLİ YANAKLAR
Kısacık ömrünü, babasının gölgesi altında yaşayarak geçirdi. Tabi, buna yaşamak denirse… Babası alkolik, işsiz, karısının temizlikçilikten getirdiği parayla ayakta duran, vasıfsız, kişiliksiz birisiydi. “Vasıfsız” kelimesi burada tam anlamıyla kelimenin karşılığıdır.
CEBİMDEKİ GÜVERCİN
Viktor, Almanya’nın Mainz şehrinin küçük bir kasabasında doğdu. Çocukluğu kırlarda koşarak geçti. Çiftçilikle ve hayvancılıkla uğraştı. Şiire meraklıydı, çok duygusaldı. Babası sürekli ona; “Bu dünya kırılganlar için bir cehennem olur. Yol yakınken vazgeç” deyip duruyordu.
BİR ÇİÇEĞİN ANATOMİSİ
Vazoda bekleyen ölü çiçekler gibiyim. Renkli ve henüz rengi solmadı diye yaşıyor sanılan… Küçük mutluluklar için sorgusuzca dalından koparılan. Canlı olmasına rağmen, kimse çiçeklere acımıyor. Niyeyse onların canı, kimse tarafından umursanmıyor.
ŞEHİDE VEDA
Niyesiz sevdi onu. Nasıl oldu, neden oldu bilmeden. Bilmek de istemeden… Gördü onu, baktı gözlerine. Sonrası geldiğinden geldi. Âşık oldular. Henüz 20 yaşındaydı. Adına evlilik diyorlardı ama onlar için bir ömür boyu birlikte olmak, birlikte savaşmak ve birlikte yaşlanmaktan başka bir şey değildi.
Bir Avuç Hiç
Derin bir sessizlik kapladı başta aşağı dünyayı. Herkes, bütün canlılar susuyor. Ya da susmak zorunda bırakılıyorlar istemsiz. Doğrular durmadan değişiyor. Siyasetin elinde can çekişiyor fikirler. Dün doğru diye bağıra çağıra söylediğin herhangi bir söz, bugün yok olmanı sağlayabiliyor.