Konya
Açık
27°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,5574 %0.18
54,8602 %0.06
6.175,37 % -1,31

Fırsat Eşitliğini Ortadan Kaldıran Eğitim Sektörü

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Türkiye’de resmi rakamlara göre örgün eğitimde özel okullara giden öğrencilerin oranı yüzde 9,1 civarında. Bu oran; okul öncesi eğitim için yüzde 18,8, ilkokul için yüzde 6,1, ortaokul için yüzde 7 ve ortaöğretim için de yüzde 11,6 olarak karşımıza çıkıyor. 

Bugün Türkiye’de ortalama bir özel okulun yıllık ücreti, yemek, servis ve yayın bedelleri de eklendiğinde rahatlıkla 800 bin ile 1 milyon TL bandına dayanmış durumda. Birden fazla çocuğu olan bir ailenin bu yükün altından kalkabilmesi için ya çok ciddi bir birikime ya da yüksek bir gelire sahip olması gerekiyor. Peki, aileleri bu ekonomik daralmaya rağmen özel okullara yönlendiren şey tam olarak ne?

Büyük kentlerde kimi çalışan anne babalar, devlet okulları yarım gün eğitim verdiği için çocuklarını mesai saatlerinde gözlerinin arkada kalmayacağı özel okullara vermeyi tercih ediyor. Başka seçenekleri yoksa bu onlar için biraz da zorunluluk. 

Peki diğer ebeveynlerin gerekçesi ne?

Devlet okullarındaki fiziki imkan yetersizlikleri, kalabalık sınıflar ve güvenlik kaygıları velileri özel okullara yönlendiriyor. Çocuğum 35-40 kişilik değil, 20-25 kişilik sınıfta okusun, yabancı dil konuşabilsin, hijyenik bir ortamda yemeğini yesin” gibi talepler bunlar..

Peki özel okullarda durum nasıl? Sadece öğrenci değil, öğretmen açısından.. 

Birçok okulda asgari ücretin biraz üzerinde maaşlarla çalıştırılan, motivasyonu düşük öğretmenlerle ne kadar "farklı" bir eğitim verilebilir?

Öte yandan sektörün finansal büyüklüğü ciddi rakamlara ulaşıyor. 

Türkiye’de okul öncesinden lise son sınıfa kadar özel okullara giden öğrenci sayısı 1,5 milyonu aşmış durumda. Özel okulların yıllık toplam cirosu 270-350 milyar lira arasında rakamlarla ifade ediliyor.

Bu yıl YKS’de şampiyonların tamamının köklü devlet okullarından çıkması da üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir konu.

Üstelik özel okulların zeki öğrencileri burslarla bünyesine katıp bir tabela başarısı oluşturma gibi imkanları da var. 

Tek başına özel okul yüksek akademik başarıyı garanti etmiyor.

Fakat anne babalar tüm imkanlarını zorlayarak çocuklarını özellikle LGS ve YKS gibi kritik aşamalardan önce özel okullara, kurslara, etüt merkezlerine göndermeye çalışıyor, özel ders almaları için fedakarlık yapıyor. 

Artık eğitim süreci özellikle sınava yönelik olarak maddi imkanların seferber edildiği bir yarışa dönüşüyor. Ebeveynler, çocukları akranlarının gerisinde kalmasın diye büyük maddi külfetlerin altına giriyor.  

Oysa devletin eğitimde fırsat eşitliğini sağlaması ve bunun için adımlar atması gerekiyor. 

Bir devletin yurttaşına karşılıksız ve en kaliteli şekilde sunması gereken dört temel hizmet adalet, sağlık, güvenlik ve eğitim olmalıdır.

Eğer bir ülkede orta sınıf, yemeyip içmeyip varını yoğunu çocuğunun temel eğitimi için özel sektöre aktarmak zorunda kalıyorsa burada durup düşünmek gerekir. İyi eğitim, parası olanın erişebildiği bir "ayrıcalık" haline gelmemelidir.

Maddi imkanı olan veliler, özel ders, özel okul, etüt merkezleri ve kurslara çocuğunu gönderiyor, imkanı olmayan gönderemiyorsa bu sınavların sonuçlarına adaletli diyebilir miyiz?

Aslında temelde olması gereken orta öğretimde sınav yönelik paralı ek veya takviye eğitim süreçlerinin hiçbirine gerek duyulmayacak bir milli eğitimi inşa etmek. 

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız