Salı günü Türkiye’de ve dünyanın farklı yerlerinde 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı farklı farklı bir şekilde kutlandı.
Bayramın Konya bölümünde ise bizde naçizane Konya’da Bayram havasını teneffüs edebilmek adına şehri turladık.
Salı günü öğlene kadar gazetedeki işlerimizi bitirip aylık dergimiz KUM SAATİ ni de matbaaya gönderdikten sonra Nalçacı’dan önce Zafer Meydanına indik.
Zafer’den Şato Form’a Gazi Lisesinin önünden tekrar Zafer’e geldik.
Buradan Rampalıya geçtik.
Rampalıda bütün katları gezip “Bir de şuna sor”, “Birde buna sor” denilen tüm kitapçılara tek tek girsek de aradığımız kitabı bir türlü bulamadım.
Hiçbir kitapçıda “Şu anda yok ama getirtelim” demeyince bu kitabı bana tavsiye eden Hukukçu abim Tevfik Buğdaycı’yı arayıp
“Abi bana nasıl bir kitap söyledin. Koskoca Konya’nın kitapçılar çarşısında yok” deyince,
Tevfik abi önce dediklerime inanamadı sonra da
“Hacıveyizsade Caminin altında Diyanet Kitapevine git. Orada olabilir. Çünkü kitap Diyanet’in” dedi.
Bunun üzerine Alaaddin tepesini bir kez daha tavaf edip bu kez Kültür parkın içerisinden Diyanet Kitapevinin önüne geldim.
Buraya kadar, yani Konya’nın Türbe önü gibi insanının merkezi olan bölgede 19 Mayıs nasıldı?
Bir; nerede ise hiçbir dükkânda dairede hani lafa geldiği zaman öleceğimiz Türk Bayrağı asılı değildi.
Kaldırımlarda insanların yoğunluğundan nerede ise yürümek mümkün değildi.
Ama insan profilinde Konya burada idi.
Çoğunluk kadın ve çocuklardan oluşuyordu.
Gençler ağırlıklı idi.
Konya profiline uyan insanlardan Afrikalılardan Türk Cumhuriyetleri’ni vatandaşlarına kadar 7 kıtadan insan bu bölgede idi.
BAYRAM GÜNÜ TATİL GÜNÜ GİBİ İDİ.
Hani esnaf sıkıntılı iş yok filan diye bazen serzenişte bulunuyoruz ya
Vallahi özellikle kadın ve çocuk konfeksiyonu satan mağazalara girmek mümkün değildi
Çünkü insanlar kapıdan zorlanarak dükkanlardan içeriye girebiliyorlardı.
Zaten kafe ve yiyecek içecek dükkanlarının kaldırımlar üzerinde ki masalarında boş masa yoktu.
Bir dondurmacının önünde ki kuyruk gerçekten dikkat çekiciydi.
Yani kadın çocuk boğaz kesimine hitap eden dükkanlar kuyrukta idiler.
Kilisenin hizasındaki eski İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün de etrafı kazınmış iyice açılmış.
Bina ortaya çıkmış iyi olmuş.
Haaa bu arada Alaaddin tepesini de es geçmeyelim.
Allah için kadınlardan genç sevgililere yeşil çimler üzerinde bir karış boşluk kalmamıştı.
Tepe tepeleme dolu idi.
Bir dönem bazı okurlarımızın kızdığı öfkelendiği işletmelerinde müşterilerinin maşallahı da vardı.
Tabi bölgede trafik tek kelime ile felç tek kelime ile düğüm idi.
Burası Teksas pavyon önü diye bildiğimiz bölge.
Korna seslerinden kulaklarınız sağır olabilir.
Işık mışık hak getire.
Çünkü araçlara yeşil de yansa öndeki araçlar ilerleyemediği için direksiyon başında millet birbirini yiyor ana avrat düz gidiyor 19 Mayıs’ta akraba oluyorlardı
Yürürken bölgede özellikle sivil polislerin çokluğu dikkatimi çekiyordu.
Her yerde hem resmi hem sivil köşe başlarında sütunların arkasında ise hep sivil polisler duruyordu.
Bir süre bu güvenlik meselesinin ne olduğunu anlayamamıştım.
Kültür parkın önüne geldiğim zaman durum anlaşıldı
Vallahi saysanız 100 CHP li yoktu ama CHP izinli olarak 19 Mayıs’ı kutluyordu.
Bir minibüsten Selda Bağcan şarkıları çalınıyor CHP lilerde orada bekleşiyorlardı.
İlerleyip Hacıveyizsade Caminin oraya geldiğim zaman önünden geçerken bir defa dahi dikkatimi çekmeyen Türkiye Diyanet Vakfı’nın kütüphanesini gördüm.
Bu arada Tevfik abi telefonla tekrar arıyordu “Neredesin?” diye soruyordu.
Kitapçının önünde olduğumu söyleyince “Dur geldim” dedi ve caminin öbür köşesinden de Tevfik abi göründü.
Buraya ilk defa giriyordum
Aradığımız kitabı burada da bulamasak da Tevfik abinin söylediği işaret ettiği 3 kitabı aldım kendimize de birer çay söyleyip sohbete başladık.
Burada önce Tevfik abiye bir kez daha teşekkür ediyorum.
Diyanet Vakfının eseri olan bulamadığımız bu kitabı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’de, Ali Koç’un da ofisinde okumuş.
Bu kitabı Tevfik abi bana bulmaya söz veriyordu
İki; bir büyük teşekkürü de Türkiye Diyanet Vakfına ve İl Müftümüz Ali Öge abiye ediyorum.
Kitapları çayı kahvesi sohbet ortamı ile muhteşem bir kitapçı şehrimize kazandırılmış.
Ben lüzumsuz yeni kitapları alınca çok mutlu oldum ve bu yerin tuvaletine kadar inceledim.
Her yer pırıl pırıl temiz ve muhteşemdi.
………..
Tevfik abi “Hadi bizim ofise gidelim sana göstereceğim yeni kitaplar var” deyince yine yaya olarak düştük yollara ve Kültür Park’a girdik.
Kültür Parkın içerisindeki işletmelere ait masalarda yer olmadığı gibi yine çimler özellikle kadınlarımızın ve genç sevgililerin kilimi olmuş durumda idi.
Bu arada şu bölüm çok hoşuma gitti.
Buraya iki masa tenisi masası kurulmuş emekliler pin pon oynuyorlardı.
Çok mutluydular.
Bu masalar gerçekten oynayana zevk verir.
Şefik Can’da ki beton masa tenisi masalarına hiç alışamamıştım doğrusu.
Buradan Zindankale tarafından tekrar Şirin Hanım Çeşmesinin oradan Tevfik abinin ofisine geçtik
Bir süre daha kitap sohbetinin ardından Tevfik abinin imzalayarak hediye ettiği iki kitap ile birlikte toplam beş kitap ile Zafer’e geldim.
Tramvaya binip Kule durağında inip gazeteye geçtim.
Bu bayram turu beni kesmemişti.
Tekrar çıktım bu kez Nalçacı, Anıt, Muhacir Pazarı’ndan Karatay belediyesinin oraya kadar indim.
19 MAYIS küçük turunun ardından özet;
Konya’da bayram filan yok sadece tatil vardı.
BEYŞEHİR GÖLÜ VE
ÇARŞAMBA
ÇAYI İLE İLGİLİ
FELAKET YAŞANMADAN
Dünkü yazımıza inanın bir değil iki değil dört ayrı mühendisten müthiş bilgiler aldım.
Bu konuda apayrı bir yazı konusu olacak inşallah.
Ama büyüklerimden bu işin uzmanlarından aldığım bilgi için bugünlük şunu yazıyorum;
“Sözün özü Adana’da, Tokat’ta, Nevşehir’de ve sayabileceğimiz birçok yerde aşırı yağışlardan tarım alanları ve meskun mahaller zarar görürken,
Konya ovasında bereketli yağışlar belki bu yıl bu kanalları kamuoyunun gündeminden uzak tuttu.
Oluşabilecek kuraklık veya aşırı yağışlarda yine gündeme gelecek bu tarihi mirasın biran önce hem kuraklık hem sel tehdidine çözüm olması için çalışır hale gelmesi gerekmektedir.
Ben dahil kimsenin uyur numarası yapmasına veya benden sonra ne olursa olsun bu zamanda olmasın da demesine müsaade etmemeliyiz.
Bu işte herkesin siyasetçisinden bürokratına atanmışlardan seçilmişlere büyük vebalimiz var.
Demedi demeyin.
MEHMET KEÇECİLER’İN
ENİŞTESİ VEFAT ETTİ
Konya siyasetinin dahası Konya Belediye Başkanlığından rahmetli Özal döneminin 4 kilit isminden birisi olan Sayın Bakanımız Mehmet Keçeciler'in Eniştesi yani ablası ı Muazzez hanımın eşi Mehmet Emin Bey hayatını kaybetti.
Merhumun cenazesi dün öğle Namazına Müteakip Hacı Veyis Camisinde kılınan cenaze namazının ardından Üçler Mezarlığına defnedildi.
Bizde merhuma Allah’tan rahmet ailesine ve yakınlarına baş sağlığı dileriz.
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
İnsanın kendi felaketine tahammül edebilmesi büyük hünerse, başkalarının felaketini paylaşabilmesi daha büyük hünerdir.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ
Tramvaya binerken inerken önce inene yol vermeyi öğrenebildiğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.
Kişisel saldırılar yapmayın: Yorumlarınızda diğer kullanıcıları veya kişileri hakaret içeren ifadelerle suçlamayın veya aşağılamayın.
Irkçı, cinsiyetçi veya ayrımcı yorumlar yapmayın: Yorumlarınızda ırk, cinsiyet, etnik köken, din, cinsel yönelim veya herhangi bir ayrımcılık unsuru içeren ifadeler kullanmayın.
Yasa dışı faaliyetleri özendirmeyin: Yorumlarınızda yasa dışı faaliyetleri özendiren veya teşvik eden ifadeler kullanmayın.
Özel bilgileri paylaşmayın: Yorumlarınızda başkalarının özel bilgilerini paylaşmayın, bu bilgiler kullanıcıların adını, telefon numarasını, adresini, e-posta adresini veya diğer özel bilgileri içerebilir.
Spam ve reklam yapmayın: Yorumlarınızda spam veya reklam içeren ifadeler kullanmayın. Yorumlarınızın reklam içermemesine özen gösterin.