BAYRAMIN GÜNDEMİ EKONOMİK KAYGI VE CHP’NİN DURUMUYDU
Bir bayramı, hatta turizm canlansın diye bilinçli olarak uzatılan bir bayramı daha geride bıraktık.
Çok şükür.
Bayramda hepimiz karmaşık duygular içerisindeydik.
Özellikle bizim yaş kuşağı ile büyük sermaye sahipleri ve yatırımcılar farklı duygular içerisindeydi, biraz karamsar görünüyorlardı.
İnsanlarımızın belli bir kesimi ise ekonomiye dair kaygıları bırakmış, sadece CHP’nin iç savaşına kilitlenmişti.
Bu kesim de sosyal demokrat dostlarımızdı.
Tabii biraz da muhalefet olanlar.
Bayram sonrası haftanın ilk yazısında konuya girerken turizm ara başlığına küçük bir dokunuş yapalım.
Biz kendi gözlemlerimize geçmeden önce, dokuz günlük bayram tatilinde ekonomistlerin yaptığı açıklamaya göre ülkemizin nüfusunu yaklaşık 86 milyon olarak düşünürsek, 10 milyon insanımız iç turizm, dış turizm ve memleketlerini görmek için hareket hâlinde bulunmuş.
Bu tahmini rakamlarda 10 milyon insanımızın 2,5 milyonu yurt dışı seyahatine giderken, 7,5 milyon vatandaşımız da Türkiye içerisinde gerek kültürel turlara katılmış gerek deniz, güneş ve kum diyerek sahil bölgelerine gitmiş ya da memleketlerini ziyaret etmiş.
Bu hareketlilik ile ekonomide 180 milyar ile 200 milyar arasında bir harcama gerçekleşmiş.
Bu genel Türkiye tablosundan Konya’daki eşlerimize, dostlarımıza ve tanıdıklarımıza baktığımız zaman gerçekten de uzun bayram tatilini yurt dışında geçirenleri de gördük, kültürel turlara katılanları da ya da eşlerinin memleketlerine gidenleri de.
Mesela Konyalı dostlarımızın özellikle Çatalhöyük ziyaretleri ya da Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yapmış oldukları kültür turlarının yoğunluğu gözlerden kaçmıyordu.

Dostlardan ve tanıdıklardan gelen Konya merkez ve ilçelerindeki tarihi ve turistik bölgelere yapılan bayram gezilerinde en çok sevindiğim konu Çatalhöyük’e olan ilgiydi.
Allah var, Göbeklitepe’yi gördükten sonra Çatalhöyük’ün bu kadar gariban ve öksüz kalmasını hâlâ içime sindiremiyorum.
Bu konuda Büyükşehir Belediyesinin, Uğur Başkan’ın yapacağı her faaliyete sonuna kadar destek vermeye devam edeceğim.
Göbeklitepe’ye dünya akıyor, Çatalhöyük’e Konyalı bile gitmiyor.
Tarih ise tarih; buna ne aklım yatıyor ne de mantığım alıyor.
Çatalhöyük’e gitmeyen dostlar bana Göbeklitepe’yi anlattıkça kıskançlığım daha da büyüyor.
…….
Bayram öncesi trafik dikkat çekmese de dönüşte;

Marmara’dan Ege’ye, Akdeniz’den Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yollarımız kilitlenmişti.
Trafik polisleri ile jandarma trafik ekipleri, bayram öncesi olduğu gibi inanılmaz bir kontrol ve denetim içerisindeydi.
İnsan olarak bu sık denetimlerden ve ağır para cezalarından korkup kendi kendimize söylensek de resmi olarak açıklanan kaza, ölüm ve yaralanmalı olay sayısında sevindirici bir düşüş olacağına inanıyorum.
Sonuçta Müslüman Türk milletinin hızlı gelişim ve değişime ayak uydurması sonucunda, 60 yıl öncesi çocukluğumuzdaki bayramlar genel anlamda hızla değişmeye devam etti.
Şimdi samimi olarak kendi kendimize düşünelim.
Kaçımızın evinde namaz ve kurban kesiminin ardından sofraya ekmek salmasıyla başlanırdı?
………………..
CHP’Lİ DOSTLARIMIZIN
VE MUHALEFET KESİMİNİN
BAYRAMI KÂBUS GİBİYDİ
CHP içerisinde beklenen iç savaş, mahkeme kararıyla resmiyet kazanıp düğmeye basılınca bayram süresince yapılan sohbetlerde ister iktidar yanlısı olalım ister muhalefet, her evde ve her masada konuşulan iki konudan biri CHP’nin geleceği idi.

CHP’de bugün yaşananlar, ister kaos deyin ister iç çatışma hatta iç savaş deyin, adına ne derseniz deyin maalesef iki yıldır yakın ve samimi dostlarıma CHP ile ilgili olarak ifade ettiğim “kara senaryo”daki;
“Seçimlere giderken sosyal demokrat kesim ve CHP’liler hangi CHP’ye oy vereceklerini bilemeyecekler.”
tezim adım adım ilerliyor.
Her partinin içerisinde olabilecek çekişmeler, ben beni bildim bileli CHP’de klasik olarak kavgalı, yumruklu, polisli, mahkemelik ve yargılık şekilde devam ediyor.
Çaldın, çırptın gibi paralı pullu iddiaların yanına bir de son olarak eklenen FETÖ bombası daha durun nerelere varacak.
Bayramdaki CHP sohbetlerinde AK Partili ve MHP’li seçmenlerin dışındaki insanlarımız bu işin nereye gideceğini hâlâ kestiremiyorlardı.
………………..
BU PARA
İŞİNİN SONU
NASIL DÜZELECEK?
İşte bayramda çikolata, şeker, lokum ve baklava gibi her ortamda önümüze getirilen konulardan biri de para meselesiydi.
Zengini de orta gelirlisi de hep ekonomiyi konuşuyordu.
Parayı konuşmayan tek bir kesim vardı; gerçekten evine ekmeğini zor bulan, yarını göremeyen garip insanlarımız.
Belki de sorunlarını, sıkıntılarını ve kaygılarını içlerine atsalar da sohbette para konuşmayan en mutlu ve samimi insanlar bu insanlardı.
İşte Hadim’deki gönül dostum Ramazan Bilgili’nin Hadim’den paylaştığı bir bayram sofrası.

Bu temiz yürekli insanların ne sohbetlerinde ne de yüreklerinde ilk satırdan bu yana yazmaya çalıştığımız konuların yeri vardı.
Çünkü bu insanlar sanki apayrı bir dünyada yaşıyorlar, mutluluğu ve huzuru küçücük bir kuru lokmada bulabiliyorlardı.
Bizim durumumuzda veya bizden yüz binlerce kez daha iyi durumda olan, yüzlerce insana ekmek ve aş veren dostlarımızla yaptığımız bayram sohbetlerinde ise bu insanların bizden çok daha kaygılı ve karamsar olduklarını görüyorduk.
Anlıyorduk ki iş büyüdükçe yük de daha ağırlaşıyordu.
Ve bu insanlar bizim gibi küçük kayıplara, küçük adım adım geri gidişlere değil, yerlerinde bile saymaya tahammülleri olmayacak şekilde ekonominin içindeydiler.
İktidar ya da muhalefet olsun, ki genelde sermaye sahipleri hep iktidar yanlısıydı, inanın sizden ve bizden çok daha karamsar durumdaydılar.
Tabii bunu kalabalık ortamlarda söylemiyor, baş başa kaldığımız zaman:
“Uğur Abi, Reis piyasaları ne zaman açacak? Bu iş böyle gitmez.” diyorlardı.
…..
Biz ekonomiden ne anlarız ki?
Bizim bildiğimiz tek bir gerçek var; Sayın Cumhurbaşkanımız eninde sonunda seçim öncesi hepimize dokunacak ve hepimiz yaşadıklarımızı unutup sandığa koşarak gideceğiz.
Biliyorum şimdi bazı okurlarımız bana kızacak, özellikle de emekli okurlarımız.
Bu konuda da şunu fark ettim ki bize en çok kızanlar başından bu yana AK Parti’ye oy veren emekliler.
………………..
KÜLTÜRPARK GİRİŞİNDEKİ
BU ÇEŞME ARTIK AKSIN
Sıkı okurlarımızdan, dostlarımızdan; dünyanın neresine giderse gitsin şehrimizi ve bizi düşünen Abdurrahman Özkaynak dostumuz bayramda bize şöyle bir hatırlatma yapıyordu:
“Saraybosna seyahatimde Başçarşı Meydanı’nda aslını gördüğüm Osmanlı eserlerinden ahşap ve taşlardan yapılmış ‘Kardeşlik Çeşmesi’...”



“Saraybosna kardeşliği anısına Kültürpark girişine bu çeşme inşa edilmişti.
Ancak çeşmeler akmalı, kaide ve yalakları temizlenmeli!”
……
Abdurrahman Bey haksız mı?
Ve bu konuyu biz yine bu sütunlarda bir iki kez daha yazarak hatırlattık.
Hele bundan sonra havalar ısındı; çeşmelerimiz aksın artık diyoruz.
………………..
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Ekonomi servet bilimidir.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Sağlıklı nefes alıp verebildiğimiz, özgürce adım atabildiğimiz, istediğimiz yere gidebildiğimiz günlerin kıymetini bilebildiğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.