MEKSİKA 2026 …
Dünya Kupası yaklaşıyor.
Ama Meksika’nın gerçek maçı başka!
Dünyanın gözü bir kez daha futbolun üzerinde olacak.
Ancak ev sahiplerinden biri olan Meksika’da insanlar sadece futbol konuşmuyor.
Çünkü ülkenin sokaklarında top kadar kurşun da dolaşıyor.
Meksika yıllardır kartellerle mücadele ediyor.
Daha doğrusu etmeye çalışıyor. Bugün gelinen noktada ise birçok uzman artık şu soruyu soruyor:
Devlet kartellerle mi mücadele ediyor, yoksa karteller devletle mi?
Bu ağır bir soru.
Ama cevabı daha da ağır.
Çünkü dünyanın en büyük ekonomilerinden birinin hemen yanı başında bulunan bu ülkenin bazı bölgelerinde devletin otoritesi artık tartışma konusu haline gelmiş durumda.
Karteller yalnızca uyuşturucu ticareti yapmıyor.
Yolları kontrol ediyorlar.
Kasabaları kontrol ediyorlar.
Ekonomiyi etkiliyorlar.
Siyaseti baskı altına alıyorlar.
Ve en tehlikelisi…
Korkuyu yönetiyorlar.
Son iki yılda yaşanan gelişmeler bunun en net göstergesi oldu.
Önce Sinaloa Karteli’nin efsanevi liderlerinden El Mayo sahneden çekildi.
Ardından kartelin kendi içinde başlayan savaş yüzlerce insanın hayatına mal oldu.
Daha sonra Meksika’nın en güçlü suç örgütlerinden birinin lideri olan El Mencho öldürüldü.
Devlet bunu bir başarı olarak sundu.
Ancak ardından yaşananlar başka bir gerçeği ortaya çıkardı:
Karteller lider kaybettiklerinde zayıflamıyor.
Çoğu zaman daha da saldırganlaşıyorlar.
Çünkü suç dünyasında boşluklar seçimle değil, silahla doldurulur.
Bugün Meksika’nın en büyük sorunu yalnızca suç oranları değildir.
Asıl sorun, vatandaşların önemli bir kısmının devletin kendilerini koruyabileceğine olan inancını kaybetmeye başlamasıdır.
Bir devlet için bundan daha büyük bir alarm zili yoktur.
Peki böyle bir ortamda Dünya Kupası oynanabilir mi?
Evet.
Muhtemelen oynanacak.
Stadyumlar dolacak.
Marşlar söylenecek.
Milyonlarca turist ülkeye gelecek.
Kameralar rengârenk tribünleri gösterecek.
Fakat televizyon ekranlarının gösteremeyeceği başka bir Meksika da olacak.
Kayıp çocuklarını arayan anneler…
Toplu mezarlardan çıkan isimsiz insanlar…
Her sabah evden çıkarken akşam dönüp dönemeyeceğini düşünen vatandaşlar…
Dünya Kupası’nın ışıkları bu gerçekleri birkaç hafta boyunca gölgede bırakabilir.
Ama ortadan kaldıramaz.
İşin ilginç tarafı şu:
Karteller genellikle turistlere dokunmaz.
Çünkü onlar için turist bir hedef değil, ekonomik değerdir.
Suç örgütleri bile bazen ekonominin temel kurallarını siyasetçilerden daha iyi bilir.
Müşterisini korkutan işletme büyüyemez.
Acı ama gerçek.
Bu nedenle Dünya Kupası’na gelecek milyonlarca insanın büyük çoğunluğu muhtemelen sorunsuz şekilde ülkesine dönecektir.
Fakat mesele turistlerin güvenliği değil.
Mesele, Meksika halkının güvenliği.
Ve işte asıl soru burada başlıyor:
Dünya Kupası bittikten sonra ne olacak?
Kameralar gidecek.
Gazeteciler gidecek.
Sponsorlar gidecek.
Futbolcular gidecek.
Peki karteller de gidecek mi?
İşte Meksika’nın cevabını aradığı soru bu.
Dünya Kupası organizasyonu yapmak zordur.
Ama hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek çok daha zordur.
Stadyum inşa etmek kolaydır.
Devlete olan güveni yeniden inşa etmek ise yıllar alır.
Meksika önümüzdeki yaz dünyanın en büyük futbol şölenlerinden birine ev sahipliği yapacak.
Buna şüphe yok.
Ancak aynı zamanda dünyanın gözleri önünde çok daha önemli bir sınav verecek.
Bu sınavın adı futbol değil.
Bu sınavın adı devlet olmak.
Şartlar ortada.
Futbol sahada oynanacak.
Ama Meksika’nın gerçek maçı tribünlerin dışında devam edecek.
Umarım kazanan sadece kupayı kaldıran takım değil, yıllardır HUZUR bekleyen Meksika halkı olur.