Konya
Az bulutlu
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,1116 %0.02
53,1487 %-0.94
6.409,16 % -3,23
BİR ŞEY OLMAZ KÜLTÜRÜ

BİR ŞEY OLMAZ KÜLTÜRÜ

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bugün sağlıklı ve özgür insanlar için güzel bir hafta sonu.

Biz artık ne diyorduk?

“Hafta sonu yazılarımız rahat yazılar olacak.
Kimseyi üzmemeye çalışacağız.
Gönül kırmamak için gayret göstereceğiz.”

Yazımızın ilk bölümü aynen böyle dediğimiz gibi olacak. Hepimiz üzerimize düşen dersimizi çıkaracağız.

Siyasi düşüncelerimizi bir kenara bırakıyoruz.
Oy verdiğimiz partiyi bu hikâyenin dışında tutuyoruz.
Değerlerimizi, inançlarımızı, safımızı unutuyoruz.

Sadece ve sadece kim nerede, hangi masada, hangi koltukta olursa olsun, hangi pencereden dünyaya bakarsa baksın, sadece ve sadece kendi üzerimize düşen dersimizi almaya çalışalım diyor ve Anton Çehov’dan şu hikâyeyi okuyoruz:

“Rusya’nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.

Müfettiş:
‘Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları?’

Köylü:
‘Sadece bir vida beyim...
Oltama ağırlık yapması için lazım. Ben kimseye zarar vermem.
Hem tüm köy böyle yapar;
bir vidayı sökeriz, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik,
yük dağılır, tren devrilmez.’

Müfettiş:
‘Delilik bu!
Muhtar görmüyor mu bunu?’

Köylü:
‘Görmez olur mu?
Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı.
Bedava sonuçta...’

Müfettiş:
‘Peki ya maaşınızı artırsak? Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?’

Köylü:
‘Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık.
Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz;
büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz.’

Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi. Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı:

‘Bu sefalet bir gün felakete yol açacak...’

Tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü.

Çocuk gülümseyerek el sallıyordu. Müfettiş dehşetle bağırdı:

‘Treni durdurun!’

Ama çok geçti.

Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu.

Çocuk ne fizik biliyordu ne de “bir söküp bir bırakma” kuralını.

O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı ama yan yana iki vidayı birden sökmüştü.

Tren devrildi.

Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçilmişti.

Suçlu kim?

Suçlu kim mi?

Cehaleti normalleştiren toplum.

Çıkarı ahlakın önüne koyan düzen.

“Bir şey olmaz” kültürü

ve yanlışa sessiz kalan herkes.

Çünkü bazı toplumlar bir anda çökmez.

Önce vidaları gevşer.”

……

Bu hikâyeyi bize gönderen, okuyup kültür dünyamızda yeni bir ışık yakan Süleyman Okur abime huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

……………….

MAYIS AYI
RAKAMLARI

TÜRK-İŞ’in mayıs ayı araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 35 bin 174 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 114 bin 576 TL’ye yükselirken, yıllık mutfak enflasyonu yüzde 40’ın üzerindeki seyrini korumuş.

Koskoca bir yılı ortaladık. İşsiz insanlarımız, asgari ücretle çalışanlarımız, emekli, dul ve yetimlerimiz, durumları iyi olan memurlarımız ve büyük yatırımlar yapan, onlarca yüzlerce işçi çalıştıran işverenlerimiz; herkes kendi penceresinden, kendi kasasının ve kesesinin hesabı içerisinde.

Alt ve orta grup ay sonunu krediye, kredi kartına yüklenmeden, elden emanet para almadan nasıl denk getirebilirim hesabını yaparken; işçi çalıştıran işveren ise işçilerin maaşını gününde ödeyebilmenin, SSK ve Maliye’ye olan borçlarını faize girmeden ödeyebilmenin düşüncesinde.

Büyük dağların ve zirvelerin çok daha sert ve zorlu olduğunu düşünerek, Cenab-ı Allah’ım herkesin çekebileceği yükü bizlere vebal ve niyetle yüklerken, herkesin işi gerçekten zor.

Her kesimin tek bir umudu, tek bir beklentisi var.

Ülkenin bir an önce seçim havasına girmesi ve seçim atmosferi içerisinde de kredilerden kasalara, vaatlerden beklentilere yeni paraların sesinin duyulması.

……………….

İBADETİN
AHLAKLA
SÜSLENMESİ

Genç dostlarımızdan, okurlarımızdan Melih kardeşimiz dün bize şu notları gönderiyordu:

“Kul hakkı sadece para meselesi değildir.

Bunu çoğu insan unutuyor.

Birinin hakkını yemek sadece cebinden almak değildir.

Gönlünü kırmak, arkasından konuşmak, haysiyetini incitmek, herkesin içinde küçük düşürmek, emeğini görmezden gelmek de kul hakkıdır.

Bazen insan ‘ben bir şey yapmadım’ der ama diliyle bir kalbi yakmıştır.

Dindarlık sadece dilde olmaz. Allah demek güzeldir, namaz kılmak güzeldir, dua etmek güzeldir.

Ama insanın dili başkasını yaralıyorsa, eli başkasının hakkına uzanıyorsa, gönlü kibirle doluysa orada durup düşünmek gerekir.

Din insanı sertleştirmek için değil, güzelleştirmek için vardır. Merhametini artırmıyorsa, adaletini büyütmüyorsa, dilini yumuşatmıyorsa, insanın kendini hesaba çekmesi gerekir.

Bazen evin içinde bile kul hakkı olur.

Eşinin emeğini görmemek, evladının gönlünü ezmek, anne babaya ağır söz söylemek, kardeşinin hakkına göz dikmek…

Bunların hepsi insanın omzuna yük olur.

Kimse görmedi sanırsın ama Allah görür.

İnsan unuttu sanırsın ama kalp unutmaz.

Bazen söylediğin bir cümle, yıllar sonra karşına hesap olarak çıkar.

O yüzden konuşmadan önce düşünmek lazım.

Bu söz birinin içini yakar mı?

Bu davranış birinin hakkına girer mi?

Bu karar bana ahirette yük olur mu?

İnsan bunları sormadan yaşarsa, kendini çok haklı sanır ama terazide ne çıkacağını bilemez.

Kimse kusursuz değildir.

Hepimiz hata yaparız.

Ama güzel olan, hatayı fark edip dönmektir.

Gönül aldıysan, helallik istediysen, dilini düzeltmeye çalıştıysan, işte orada insanlık başlar.

Çünkü güçlü insan, başkasını ezeni değil, kendi nefsini tutabilendir.

İbadet güzel şeydir.

Ama ibadetin ahlakla süslenirse daha güzeldir.

Çünkü insanın gerçek hâli, yalnız Allah’ın bildiği yerde belli olur.”

…..

Teşekkürler Melih, sağ olasın.

……………..

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Edep ilimden önce gelir.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Sohbet esnasında da olsa, şaka yollu göndermeler de olsa, beraber yol yürüdüğümüz insanları kolayca satmadığımız zaman daha iyi ADAM oluruz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız