Konya
Parçalı az bulutlu
24°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,9049 %0.04
53,3690 %-0.04
6.555,76 % -1,41
BAYRAMDA BAYRAM YAPAMAYANLARIN HAKKINI ÖDEYEMEYİZ

BAYRAMDA BAYRAM YAPAMAYANLARIN HAKKINI ÖDEYEMEYİZ

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bugün ve bayram süresince görevlerinin başında olacak insanların hakkını nasıl ödeyeceğiz?

Dokuz günlük bayram tatilinin başlaması ile birlikte polis, jandarma, trafik, istihbarat, güvenlik güçleri, sağlık personeli, belediyelerin temizlik görevlilerinden cenaze işlerinde görevli çalışanlarına kadar bu şehirde, bu ülkede bizler huzur içerisinde bir yerden bir yere gidebiliyorsak inanın bu insanlar sayesinde.

Şehirler arası yolların halini bir görecektiniz.

Bırakın ilçe, il giriş çıkışlarını, neredeyse mahalle girişlerinde bile hız kontrolü yapan radarlardan kimlik kontrolü yapan görevlilere kadar kuş uçurulmuyordu.

Sayın Valimiz İbrahim Akın Bey’in bayram öncesi açıkladığı ve bence bayram telaşıyla önce Konyaspor’un ardından Çorumspor’un final maçlarında araya kaynayan şu husus inanın çok önemliydi:

“Ölümlü trafik kazalarında %70 azalma oldu.”

Evet, polis ve jandarma trafikte baş döndüren kontroller yaptı. Laf aramızda şehir merkezinde bile üç defa arka arkaya kontrole girdiğimiz zaman “Bu da ne Allah aşkına?” dedirten sorgu sual ve kontroller sonucu trafikte ölüm oranı resmen %70 azalmış.

İnsanlarımız zaman zaman buna.
“Devlet vatandaşını soyuyor” ya da “Para kazanmak için maddi kayıpları kapatmak adına ceza kesiliyor” gibi yanlış ve asılsız yorumlar yapılsa da bu işin hepsinin eninde sonunda bizim can ve mal güvenliğimiz için olduğunu gördük.

Mesela polisin kestiği cezalar asla polise gitmiyor.

POLİS VATANDAŞINA
TUZAK KURMAZ

Bir de bu bayram öncesi sosyal medya ve bazı basın organlarında yetkililere dayandırılarak “Radar uyarısı yapılmadan radar kontrolü yapılmayacak” gibi haberler ve paylaşımlar yer aldı.

Yahu polis vatandaşına niye tuzak kursun?

………………..

SELÇUK KARAMAN
HOCA YAZINCA
BİZİM HATUNUN
GÖNDERDİĞİ AKLIMA
GELİVERDİ

Benim gibi Konya’ya İstanbul’dan gelen ve özellikle sağ ve sol beyin çalışmaları üzerinde Türkiye markası olan Selçuk Karaman hocam sosyal medyada şöyle bir yorum paylaşmış:

“Sorsalar ‘Hayatta iki pişmanlığım var!’ derdim.
Birincisi; ……………
İkincisi; fırsat gelmesine rağmen başka bir ülkeye gitme teklifini geri çevirmek...”

…….

Ben de öfkelendiğim zaman, çok kızdığım zaman, sinirlendiğim zaman yaşıma başıma bakmadan yurt dışı hayali kurarım.

Bizim hatun da bana çok kızar.

Bayrama bir iki gün kala bizim hatun bana şunu gönderiyordu:

“TÜRKİYE'DEN GİTMEYİ DÜŞÜNENLERE...

Herkeste bir gitme arzusu.
Dolar uçuşa geçmiş, başkanlık tartışmaları canını sıkıyor, sınırımızda savaş, içeride siyaset belası... biliyorum...

Ama nereye gideceksin ki zaten?

Memleketin içinde debeleneceksen git.

Şehirden sıkıldıysan, trafikteki kornalar ruhunda çalıyorsa, asansördeki selamsız adam yüzüne bön bön bakıyorsa, omuz atıp geçen bir tip sokakta canını sıkıyorsa, masandaki dosyalar çalıştığın plazanın maketi gibi yükseliyorsa önünde, yürüyen bantta gibi hissediyorsan hayatta kendini; git.

Küçük bir kasabaya git, yerleş. Küçül, kalabalıktan uzaklaş, ruhunu temizle.

Ama sıkılırsan gel.

*

Artık Amerika’yı falan unut bir kere.

Bu seçimden sonra oraya gidip anca beyaz Amerikalıların çimlerini biçersin.

Amerikalılar Kanada’ya kapağı atmak için başvuru sitelerini çökertiyorlar yoğunluktan, senin orada ne işin var?

Meksikalılar, Kübalılar, El Salvadorlular, Porto Rikolular işgal etmiş zaten memleketi.

İngilizcen yetmez, İspanyolcayı ana dil yapman lazım.

Hintliler, Çinliler neredeyse bir Avrupa ülkesi kadar kalabalıklar. Sen işini gücünü bırakacaksın da Amerika’ya yerleşeceksin cıbıl cıbıl.

Kendine Türk arkadaş arayacaksın. Sonra sorgulayacaksın kendini, ‘Bu arkadaşımla Türkiye’de olsak arkadaşlık eder miyim?’ diye.

*

Almanya’ya da gitme mesela. Büyük şişersin.

Saat dokuz dedin mi sokakta adam bulamazsın.

Oranın düzeni bizim insanı ruh hastası yapar.

Karınca gibi planlı, düzenli, analitik olamazsın sen.

İllaki kaytarmak isteyeceksin, bir kısa yol bulmaya çalışacaksın hayatta.

Almanya’da yemez bunlar. Burada Almancı, Almanya’da yabancı olacaksın.

Kapını bir kez çalmayacak hiçbir Alman komşun.

Anca fazlaca gürültü yaparsan ‘Polizei’ gelecek kapına, ona dert anlatacaksın.

*

Uzak yerlere gitme.

Avustralya misal.

Ya da dünyanın en yaşanılası yeri falan diye Yeni Zelanda’yı hedefleme.

Arkanda kimse bırakmadın mı? Birine bir şey olsa dönüp gelemezsin.

Dünyanın bir ucu dedikleri yer oralar işte.

Çok medeniymiş, çok mutluymuş insanlar.

Evet öyle.

Ama sen onlardan değilsin ki?

Yanında kafanı da alıp götürdüğün için Sydney’de bir kafede mutlu mutlu oturup ilkokul arkadaşın Samet’in Facebook sayfasına bakacaksın.

*

Çok soğuk yerlere de gitme. Herkesin medeniyet rüyası Kanada’ya sakın gitme mesela.

Tam on bir yıl orada kalıp dönen arkadaşıma
‘Neden döndün oğlum, manyak mısın?’ deyince, on bir yılını şöyle özetlediydi:

‘Çok soğuk oğlum!’

Soğuk yere alışamazsın sen.

Bizim bünyeler güneş ister.

Bazen günün ortasında felekten bir saat çalıp güneşin alnında malak gibi duralamak ister bizim bedenler.

Bir de çay oldu mu yanında...

Hele bir de senin gibi işsiz güçsüz bir dost, ömre bedel...

Kapının önündeki 3 ton karı küremezsin sen Kanada’da.

Ellerin plaza eli, bedenin Akdeniz bedeni.

Birine yaptırayım desen Türkiye’deki genel müdür maaşını isterler.

Sinirlenip kürek takımı alırsın, iki kürek sallarsın sonra bakakalırsın.

*

Çok medeni, mekanik Avrupa’da Almanya dışında da bir yer seçme.

Irkçılık almış başını gidiyor.

Birinci sınıf vatandaş olamayacağın bir memlekette nasıl huzur bulacaksın?

Kara kafalar diyorlar bizim gibilere İskandinav dostlar, bilir misin?

- Ben çipil sarışınım arkadaş, kendimi Aryan ırk arasına yediririm,

- Biz zaten İtalyan’a benziyoruz milletçe, aralarına karıştım mı kimse anlamaz, gibilerinden bir diyeceğin varsa sen bilirsin.

Ama gittiğin yerde hep yabancı kalacaksın, unutma.

Türk kahvesinde bir Euro’ya içtiğin ince belli çay bile hasret kokacak.

*

İngiltere’yi hiç düşünme. Çünkü İngiltere deyince Londra’yı düşlüyorsun biliyorum.

Gofret kolisinden hallice bir apartman dairesine Türkiye’deki yıllık maaşının yarısını vereceksin bir ayda.

O da Londra’nın merkezinde falan değil ha, trene binip şehre gideceğin mesafede.

Hesabını baştan yap.

Londra’nın merkezinde oturman için ya bir prensle evleneceksin ya da Chelsea’de top oynayacaksın.

İkisi için de geç değil dersen bilemem.

Bence para biriktireceğine antrenmanlara başla, daha büyük bir olasılık var.

Sürekli yağan yağmurunu, hep kapalı havasını saymıyorum.

Bizi bozar.

Sütlü çayını içer, içinden bir Ege türküsü söylersin.

Londra dışını hiç düşünme sakın.

Adanın diğer bölgelerinde misal bir pub’a girsen gece yanlışlıkla, kırmızı burunlu holigan abilerin bakışlarından öyle tırsarsın ki bırak İngiltere’de kalmayı, Adana Kocavezir’de herhangi birinin evine yerleşmeyi tercih edersin.

*

Sayacak yer de çok, her birine takacağım kulp da...

Aslında demek istediğim şu:

Gitmeyin güzel insanlar.

12 Eylül’de gidenleri anımsarım; alayı bir değişik döndüler... Dönmeyenler de bir değişik oldular...

Biz kardeşiz.

Gittiniz mi birbirimizi özleriz.

Yılda bir gelinen tatille falan da he vallah geçmiyor hasretimiz...

Bilin istedim.”

……..

Kör gözle iyi yazdım breee!!!!

………

Boş ver Selçuk hocam, sizin bizim gideceğimiz hiçbir yer yok.

Ben de siz de Cenab-ı Allah hayırlı bir ölüm nasip ederse bu topraklara defnedilmek için döndük geldik.

Belki de imtihanımız ağır, onun için buralardayız.

Çok dua edelim; hastane, hapishane görmeden hayırlı ölümlerle imtihanımızı tamamlayalım inşallah.

……………….

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Hatalarınızdan ders çıkarmak akıllıca bir şeydir, başkalarının hatalarından ders çıkarmak daha akıllıca bir şeydir.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Milli ve manevi günlerimizde hiç olmazsa birbirimize saygı göstermeyi ve bencillikten kurtulmayı becerebildiğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız