BEN SİZE HEP DİYORUM KONYALI’DAKİ PARA TÜRKİYE’DE KİMSELER DE YOK
Bakıyorum da çevremde kim varsa havalardan çok mutlu.
Bu havalara pastırma yazı diyoruz biliyorsunuz.
Ama eskilerden pastırması kalmasa da yazı hâlâ devam ediyor.
Pastırma filan deyip lafı ekonomiye getirmeyeceğim ama herkes sıcaklardan memnun oldukça, inanın çok üzülüyorum.
Bu sene yağmur değil, kar yağmazsa; senin evlerde vakitlerde haftada en az üç defa su kesintisi ile karşı karşıya kalacağız.
İnşallah o günleri görmeyiz.
İnşallah yanılırız.
Ve inşallah Allah yüzümüze bakar da bereketli, bol yağışlı, hayırlı bir kış geçiririz ve susuzluk tehdidi ortadan kalkmış olur.
……
Önce Cuma’dan bir mesai sabahından kalma sizlerden gelen bir not ile yazımıza başlayalım.
Bir okurumuz cuma sabahı yaşadığı olayı bizimle şöyle paylaşıyordu:
“-Konya Modeli Belediyecilik ve Ekonomik Ömrünü Doldurmuş Belediye Otobüsleri
Türkiye’de yerel yönetim anlayışının en dikkat çekici örneklerinden biri, son yıllarda sıkça dile getirilen “Konya Modeli Belediyecilik” olmuştur.
Bu model, yalnızca altyapı ve hizmet yatırımlarında değil; aynı zamanda sosyal belediyecilik, çevre duyarlılığı ve kültürel mirasın korunması alanlarında da kendini göstermektedir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çeşitli konuşmalarında Konya Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmalarını örnek göstererek “Türkiye’de belediyecilik denince akla gelen öncü şehirlerden biri” ifadeleriyle Konya’ya özel bir vurgu yapmıştır.
Konya Modeli, klasik belediyecilik anlayışının ötesine geçerek bütüncül bir yaklaşımı temsil etmektedir.
Bu modelin temel unsurları arasında, kentin artan nüfusuna ve gelişen ekonomisine paralel olarak raylı sistem yatırımları, çevre dostu ulaşım araçları ve akıllı şehircilik uygulamaları ön plana çıkmaktadır.
Konya Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren belediye otobüs filosunun son zamanlarda yenilenmesine rağmen, halen 1996 model otobüsler hatlarda hizmet vermektedir.

Ekonomik ömrünü çoktan dolduran bu otobüsler sık sık arıza yapmakta, şoför ve vatandaşı zaman zaman karşı karşıya getirmektedir.
Ağzınızla kuş tutsanız, vatandaş gideceği yere gecikirse, öğrenci okula geç kalırsa, çalışan işe geç kalırsa, belediye ne yaparsa yapsın yine de eleştirecektir.
O yüzden, böylesi ekonomik ömrünü doldurmuş, sürekli arıza yapan, yolda kalan otobüslerin bir an önce seferden kaldırılması önem arz etmektedir.”
……
Okurumuz çok üzgündü çünkü bizzat belediye otobüsünün içinde bulunuyordu ve vatandaşla otobüs şoförünün birbirlerine hakaretlerine ve küfürlerine dahi şahit olmuştu.
Şunu biliyorum ki Ulaşım Daire Başkanı Dr. Hasan Görgülü Bey bu konuda 24 saat alarmda çalışıyor.
Burada raylı sistem işi bittiği zaman hiçbir eski otobüsü görme şansımız olmayacak ama burada en çok üzüldüğüm konu ne oldu biliyor musunuz?
Ekmek parası için bizlerin ve kendini otobüs sahibi sanan psikopatların gariban şoföre davranışı oldu.
…..
GEÇMİŞTEN DERS
ALMAMIZ GEREKMEZ Mİ?
Yüksek fiyatlardan bazen esnaftan “şundan, bundan” şikayetçi oluyoruz ya, bakın geçtiğimiz hafta Yavuz Donat bu konuda geçmişten nasıl örnekler vermiş.
Danıştay Dergisi... Sayı 59...
Dr. Kemal Daşcıoğlu'nun bir yazısı var:
“Osmanlı döneminde rüşvet ve sahtekârlık suçları ve bunlara verilen cezalar üzerine bazı belgeler."
Yazıda o kadar çok suç ve ceza belgesi var ki.
Sanık: Bursa... Alâeddin Camii imamı, ulema sınıfından Hamza Efendi.
Suçu: Şeyhülislamın mührünün sahtesini yaptırmış...
Sahte mühürlü mektup yazmış.
Ceza: Sürgün... Limni Adası'na.
…..
İdam—Danıştay Dergisi'nden...
Dr. Kemal Daşcıoğlu'nun yazısından...
İstanbul...
El-Hac Salih Efendi...
Burdurlu.
Kâğıt ticareti yapıyor.
Soygun... Sahtekârlık... Rüşvet... Hıyanet...
Bir sürü kötülüğe bulaşıyor. Cezası... İdam.
Sonra... Merhamet ediliyor...
Ceza hafifletiliyor:
Mısır'a sürgün.
…..
Simit... Baklava... Mazlum hırsızlar. Noktayı İstanbul, Çarşamba Pazarı, Simitçi Hasan ile koyalım.
Suç: Gramajı düşük simit satmak.
Ceza: Seddülbahir'e sürgün... Kalebent olarak (kaleye kapatılacak).
Günümüzde...
Düşük gramajlı simit satmak sıradan bir olay...
Kimin umurunda?
Zabıtaya, polise, savcıya, hâkime gitmeye gerek yok.
Ama... Burası Türkiye... Baklava çalan çocuğa 9 yıl hapis cezası veririz.
Milyar milyar çalanları ise neredeyse "masum... Mazlum... Kahraman" ilan edeceğiz.
……..
Vallahi bu örnekleri ve son yorumu ben yapmadım; Yavuz Bey yapmış. Baktım da hiç kimsede tepki vermemiş; olay bu işte, fazla söze ne hacet?
İŞ DÜNYASININ DUYARLI
İNSANLARI DA FİYATLARDAN
ŞİKAYETÇİ AMA SONUÇ
YİNE SIFIR YİNE SIFIR
İş adamı sanayici Mustafa Ceylan abimiz bu kez şöyle bir yorumla bize yön veriyordu:
“Yazında Beyoğlu'nda lokanta hesabını yıllardır, Beyoğlu ve boğazda balık fahiş fiyat; biliriz. Maliye, SSK, sanayiden çıkmıyor. Esas denetlenecek yerler buradır. Adam Adison yazmış; bunun bir maliyet hesabı çıkarılmalıdır ve vergisini adam gibi ödesin. Geçen, sudan fiyatları misal verdim, bir şey çıkmadı.
Belediye sanayideki tabelalara taktı kafayı; belediyeden insanları soğutuyorlar. Önce belediye kaldırımları işgal etmişler; buna bir şey demiyorsun. Belediyenin kendi tabelaları kaldırımları engelliyor; reklam totemlerinin önü bunları gözden geçirilmeli.


Belediye Avşar suyunu biraz acele etmeli.”
………
Yerel bir gazeteci olarak bu şehrin hem en zenginleri ile hem fakirleriyle, sokaktaki, kaldırımdaki garibanlarıyla hatta hatta evsizleriyle zaman zaman görüşürüm.
Ve hep şuna dua ederim: Allah devletimize zeval vermesin.
Allah zenginlerimize de daha çok versin ama aynı zamanda vicdan versin, merhamet versin.
Rahmetli anneannem hep derdi: “Soğuktan ve soysuzdan kork.”
Asla sermaye düşmanı olmadım.
Çünkü varlıklı dostlarımız aynı zamanda ihtiyaç sahiplerine, zor durumdaki insanlara hep yardımcı olan vicdanlı insanlardı.
Yalnız Ankara ve İstanbul’da görev yaparken bütün illeri, önemli ilçeleri bir bir tanıma fırsatı buldum.
Oranın da zenginlerini ve garibanlarını tanıdım.
Ama her yerde, her fırsatta söylüyorum:
Görünmeyen para — tekrar yazıyorum ve söylüyorum — görünmeyen para en çok Konya’da var.
Ne anlarsanız anlayın, yastığın altındaki küpün içindeki görünmeyen para İstanbul’dan sonra Konya’da.
Örnek mi? Hemencecik vereyim.
Meram’da yeni, lüks, süper lüks, süper süper lüks bir konut inşaatı başlayacak.
Siz adını duyalı daha bir hafta bile olmadı.
Bir öğreniyorum ki burada bitecek olan dairenin aylık ödemesi 600.000 liraymış.
Yani her ay 600.000 TL para ödeyeceksiniz.
Normal siz, biz gibi vatandaşlar 100 yıl değil, 1000 yıl yaşasak ve çalışsak ömrümüzün sonunda 600.000 TL paramız olmaz, değil mi?
Peşinat ile filan 9 milyona mal olacak.
Ve üç günde buraya 200 insan ev sahibi olmak için isim yazdırmış.
Tekrar söylüyorum Allah herkese daha çok versin.
Olana, olmayana 1000 katını versin.
Ama arkadaş, üç günde 200 iş adamı.
Ve içlerinde benim de tanıdığım dostlarımın — Konya’nın bütün lüks, özel korumalı, güvenlikli sitelerinde zaten evleri var; çoluk çocuk, torun, gelin, damat, oğlan kız hepsi buralarda oturur.
Sakın kızdığımı, üzüldüğümü filan sanmayın.
Sadece helal olsun diyorum.
Böyle bir para için hepimizin şapka çıkartması lazım.
Olandan korkmayın; olandan zarar gelmez.
Sıkıntı, olmayandan gelir.
Ülkem adına da kaygım zaten olmayan insanların sayısının her gün kat ve kat artması, değil mi?
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Nefsini öldürürsen, özür dilemekten kurtulursun; hiçbir düşmanın kalmaz. İçindeki yılanı nefsini hemen öldür; yoksa hemen ejderha haline gelir.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ
İş merkezleri önünde zaten tek şerit olan trafikte dörtlüleri yakıp aracı yolun ortasına terk edip gitmediğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.