KONYA’NIN ALTI MEĞER MADENMİŞ HABERİMİZ YOKMUŞ
Yıllardır “Konya’nın altı, Konya’nın üstü” diye farklı sözler, farklı iddialarda bulunulur.
Konya’nın altının zenginliğini bize hep bu şehirde vefat eden erenlerin, evliyaların, büyüklerin manevi zenginliği ile özdeşleştirirlerdi.
Ha, son yıllarda özellikle Seydişehir İnlice bölgelerinde başta altın madenleri olmak üzere yapılan çalışmaları, burada büyük şirketlerin nereleri aldığını, buralardan nasıl altın çıkarılmaya başlandığını duyuyorduk.
En son birkaç ay önce İnlice’de çok büyük ölçekli toplu toprak alımı olduğunu duymuştum.
Ama iki gün önce Yeni Akit gazetesindeki bir haber ile Konya’nın altının nasıl bir MADEN olduğunu yeni öğreniyorduk.
Hem de bilimsel anlamda, gerçekleriyle ve güzel müjdelerle öğreniyorduk.
Bakın, Yeni Akit bu anlamda özellikle Konya bölümünde ne diyordu:
“NADİR ELEMENTLERDE İKİNCİ ÜLKEYİZ”
Havacılık, savunma ve uzay sanayii, biyomedikal gibi alanlarda kullanılan nadir toprak elementlerinin keşfedildiği Eskişehir’in Beylikova ilçesinde yürütülen çalışmaları baltalamaya dönük adımlar peş peşe geliyor.

2023’ten bu yana devam eden çalışmaları çekemeyen CHP ve işbirlikçileri, yürütülen çalışmalara yönelik kara propagandalarla engel olmaya çalışıyor. CHP’nin emanetçi Genel Başkanı Özgür Özel’in yaydığı, fondaş medyanın da papağan gibi tekrar ettiği “nadir toprak elementleri projesinin ABD’ye verildiği” palavrasının ardında sinsi bir emel olduğu ifade ediliyor.
Özel’in bu çirkin gayesini veriler de teyit etti.
2023’te Eskişehir Beylikova’da yapılan 694 milyon tonluk keşif, Türkiye’yi nadir toprak elementleri rezervinde dünya ikinciliğine taşıdı. 800 milyon tonluk rezervle lider olan Çin’in yakalanmasının, hatta geçilmesinin önünde mani kalmadı.
Gerek çip üretiminde, gerek depolamada, gerek batarya imalatında kullanılan — Togg için de hayati önem taşıyan — nadir toprak elementleriyle ilgili Özel ve fondaşlarca başlatılan kara propaganda doğal olarak infiale yol açtı.
Cumhurbaşkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nden gelen yalanlamaya rağmen Özel ve CHP medyasında utanma emaresi görülmemesine tepki yağdı.
“KİRLİ ELLER DEVREDE”
Akit’e konuşan enerji analisti Prof. Dr. Şenay Yalçın şunları söyledi:
“Türkiye müjde aldığında ya da dev bir hamle yaptığında hemen bir el devreye giriyor. Beylikova nadir toprak elementleri projesinin ABD’ye bırakılacağı şayiasını böyle ele almak gerekir.
Türkiye, enerjide bağımsız olmaya yöneliyor. Nadir toprak elementlerinde devlerle yarışıyor. MTA’nın maden araştırmaları sırasında da bunlarla tanışıyor. Ana damar olarak 4 bölge bulunuyor: Eskişehir Beylikova, Isparta Çanaklı, Malatya Hekimhan ve Konya.
Yine keşfedilmiş nadir toprak elementleri bakımından Konya’nın da dünyada önemli bir yeri olduğu aşikâr. Çin bir numarada. Brezilya, Hindistan, Rusya, Vietnam, Grönland, Ukrayna da iyi bir konumda. Türkiye ise yeni keşifle bu ülkelerin önünde.
Nadir toprak elementlerinden 200’ü aşkın üründe faydalanılıyor. Paslanmaz çeliğin dayanıklılığını artırmada, kalıcı mıknatıs yapımında yararlanılıyor. Şu anda elektrikli otomobiller revaçta. Elektrikli motorda kalıcı mıknatıs olması gerektiği de tartışılmaz.
Bu elementler; böbrek taşı parçalayan, tümörü yok eden lazerlerde, televizyonları renklendirmede, tablet ve telefon üretiminde, radarlarda, hatta hedef işaretlemelerinde kullanılıyor. Enerjide yerlilik ve millîlik için nadir toprak elementlerinde ülkeyi dışa bağımlılıktan kurtaracak yatırımlar yapmak şart.
Belli ki Türkiye iyi yolda. Enerji dahil her alanda bağımsızlaşıyor.”
…………………
Ne yalan söyleyeyim, haberin Konya bölümünü okurken son yıllarda bizim Konya topraklarında bir türlü yazamadığımız ama yapılan çalışmalar gözümün önüne geldi.
Evet, bundan sonra Konya topraklarının altı sadece erenler ve evliyalarla değil, bulunmaz kaliteli madenlerle de zengin olduğu böylece ispatlanmış oluyordu.
SAĞLIK MESELESİ
DÜN DEDİĞİMİZ GİBİ
PEK ÇOK ALANDA
BÜYÜK SORUN
Sıkı takipçilerimizden, yorumcularımızdan Oğuz Oğuz abimiz bizim dünkü sağlık yazımız üzerine şöyle bir yorum yapıyordu:
“HASTANELERİN DURUMU ÇOK ACI.
17 yaşındaki kızımı Çocuk Hastanesi’nden Şehir Hastanesi’ne ‘ÇOCUK KARDİYOLOJİYE GÖTÜR’ dediler.
Götürdüm, doktor muayeneye gelmez, serviste yakalarsın dediler, çıktık.
Doktor görmeden bizi ‘cerrahi yok’ diyerek Girişimsel Radyolojiye postaladılar.
Geçtik, doktor görmeden MR dedi, vazgeçtiler.
Yarın 8:30’da muayene dediler, gittik.
16:45’te doktor görmeden MR dediler, çektirdik.
Doktor görmeden anjiyo dediler.
‘Ne oluyor?’ dedim.
İlk defa doktor gördük, başka hastaneye geçtik, TEŞHİSLERİN HEPSİ YANLIŞ dediler…”
…………………
Evet, büyük geçmiş olsun.
Allah acil şifalar versin diyoruz.
Hastanelerimizin fiziki yapıları, teknolojik gelişmeler ne kadar iyileştirilse de sonuçta bir yere geliyoruz ve insan ile insanlıkla — hele hele görevi şifaya vesile olacak olan insanla — karşı karşıya geliyoruz.
Bu insanların zorluğuna da dikkat çekmiştik.
Ama böylesine kritik bir ortamda sorunlar nasıl çözülür, onu da bilemiyorum.
Herhalde bir yerde “vicdan” demeliyiz.
SAĞLIK DEMİŞKEN
REKTÖR HÜSEYİN
YILMAZ’IN İNSANLIĞI
Selçuk Üniversitesi’nin yeni rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz ile nasıl gidiyor?
Mesela çok başarılı bir cerrah olan Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz ile Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesinde nasıl gelişmeler oldu?
……………….
Birebir bilmiyorum, görmedim.
Sadece iyi ya da kötü gelişmeleri duyuyorum.
Çünkü biz aile olarak Necmettin Erbakan Tıp’a gidiyoruz.
Hoca rektör olduğu zaman da yazmıştık.
Biz hocanın doktorluk yönünü biliyorduk.
Allah selamet versin, bu konuda gerçekten çok çalışkandı ve çok büyük dualar alıyordu.
Pazar günü 70 yaşlarında bir abimiz ziyarete gelmişti.
Morali bozuktu.
63 yaşındaki bir yakınının kan kanseri olduğunu ve tedavi altına alındığını anlattı.
Sağlık konularını, yani hastaneleri konuşurken,
“Geçen gün Hüseyin Yılmaz hocaya WhatsApp’tan yazdım.
Hoca akşama döndü.
Bir hafta sonra beni kendisi bir daha bizzat kontrol edecek, Allah razı olsun.” dedi.
Sordum:
“Hüseyin Yılmaz kim abi?”
“Ya Selçuk Üniversitesi’nin rektörü yaa.”

Vayyy…
Yeniden abimize sormaya başladım:
“Ya abi, sana helal olsun vallahi. Hocaya biz ulaşamayız, sen nasıl ulaştın öyle hemen?”
“Ben onun 10 yıllık hastasıyım.
Biliyorsun o zaman ............ Hastanesi’ndeydi.
Bana ilk müdahaleyi o yapmıştı.
Şimdi kontrol zamanı geldi.
Ben de o zamanki telefonundan yazdım.
Bu hafta hoca beni yine kontrol edecek.” diyordu.
……………..
Vallahi koskoca rektöre helal olsun dedim.
Konu sağlık ise, konu insan ise rektör de olsan böyle olmalı işte.
Rektör hocayı belki Zafer’de yürürken görsem fark etmem, tanımam.
Ama Pazar günü 10 yıl önce kanser nedeniyle kendisine ilk müdahaleyi yapan ve 10 yıl sonra da telefonla cevap veren insanı bir kez daha sevdim ve takdir ettim.
………………..
Belki sağlık sorunlarını böyle çözebiliriz işte.
………………..
Bu arada hava değişimi nedeniyle sağlık personeli arasında, doktorlar ve dekanlar arasında uyarıcı, sıkıntılı yazışmalar var.
Onları da inşallah yarın veya bir gün sizlerle paylaşırız.
Hava değişimine dikkat, herkes hasta.
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Basit bir insana değer verdikçe seni ezer. Çünkü kendini vazgeçilmez sanır.
Kişilikli bir insan ise değer gördükçe seni yüceltir, çünkü seninle değerli olduğunu bilir.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Okul öğrenci servisi sürücüleri sadece bir aracın önüne geçebilmek için hatalı sollama yaparak yol almaya çalışmadığı zaman daha iyi ADAM oluruz.