• 27 Temmuz 2019, Cumartesi 9:10
SalihGeçer

Salih Geçer

Para ve kibir!...

Sevgili dostlar yine bir hafta sonu sizlerle birlikteyiz. Bu hafta paradan bahsetmek istiyorum, insanları değiştiren, kibirlendiren, güce esir eden, geldiği yeri unutmasına, geçmişinden utanmasına neden olan paradan…

Peygamberimizin yaşadığı hayattan, azla yetinmek ve tamahkar olmanın insana vereceği zararlardan bahseden, ‘1 hırka-3 hurma’ diyip milyonluk araçlarda gezenlerin yaşadığı bu devirde aslında paranın esiri olmamak gerçekten çok zor.

Bir hikaye paylaşmak istiyorum sizler peygamberimizin zamanında yaşanmış olduğu rivayet edilen bir hikaye. Zengin ve yoksul arasında geçen paranın insanda kibrin ve tamahkarlığın zirve yapmasına neden olduğunu gözler önüne seren bir hikaye.

Bu arada sevgili dostlar sakın yanlış anlaşılmasın paraya veya zenginliğe karşı değilim, paranın ve zenginliğin insanları değiştirmesine, tepeden baktırması ve kibrinin artmasına neden olmasına karşıyım. Rızık insana Allah tarafından verilir ve bu rızkı nasıl ve nerede kullanacağı insana bırakılır. Allah’ın bize verdiği rızkı paylaşmak bizim için bir görev. Paylaşalım, ‘komşusu açken tok yatan bizden değildir’ diyen peygamberin ümmeti olarak paylaşalım. Fakat biz biz olalım Allah’ın bize verdiği rızkı Allah’ın emrini yerine getirip paylaşırken kibre düşmeyelim, büyüklenmeyip, böbürlenmeyip lütfeder hale gelmeyelim…

Hikayeyi ben çok beğenerek okudum, umarım sizlerde beğenirsin, iyi okumalar…

YOKSUL VE ZENGİN

Resül-i Ekrem (s.a.a) her zamanki gibi meclisinde oturmuş ve dostları da etrafında halka şeklinde, onu bir yüzük taşı gibi ortaya almışlardı. Bu arada eski elbiseli fakir bir müslüman kapıdan içeriye girdi.
İslami adetlere göre herkes her hangi mevkide olursa olsun bir oturuma girince nerede boş yer bulursa hemen oraya oturmalıdır. ‘Benim canım şurasını istiyor’ görüşüyle özel bir yere oturmak gerekmez. O adam etrafına bakındı ve boş bir yer buldu; gitti oraya oturdu.
Tesadüfen ileri gelen zenginlerden birisinin yanına oturmuştu. Zengin adam elbisesini toplayarak ondan bir az uzaklaştı. Bu hareketleri izleyen Resul-i Ekrem (s.a.a) ona dönerek:
- Fakirliğinden sana bir şey geçer diye mi korktun?
- Hayır ya Resülallah.
- Servetinden ona bir pay düşer diye mi korktun?
- Hayır ya Resülallah.
- Elbiselerin kirlenir diye mi korktun?
- Hayır ya Resülallah.
- O halde niçin yanından uzaklaşıp bir kenara çekildin?
- Yanlış bir iş yaptığımı ve hata ettiğimi itiraf ediyorum. Şimdi bu hatamın telafisi ve bu günahımın keffaresi olarak servetimin yarısını bu müslüman kardeşime vermeye hazırım dedi. Çünkü ona karşı yanlış bir hareket yaptım. Beni bağışlayın ya Resülallah.
- Eski giyimli adam: Fakat ben bunu kabul etmeye hazır değilim.
- Cemaat: Niçin?
- ‘Çünkü bir gün beni de bir gururun sarmasından ve bir müslüman kardeşime, bu gün bu şahsın bana yaptığı gibi, aynı hareketi yapmaktan korkuyorum’ der.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık