• 25 Haziran 2020, Perşembe 8:45
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

Son Yıllarda Kaybettiğimiz en büyük değer; HOŞGÖRÜ, HOŞGÖRÜ, HOŞGÖRÜ

Hz. Mevlana’nın şehrin de Konya’da yaşıyorum. Lafa gelince hoşgörü şehri Konya’dan hepinize selamlar diyoruz. Ama maalesef bu muhteşem değeri ülke olarak kaybetmeye başlamışız ve kaybetmişiz.

Bakın çok sıcak bir örnekle başlayayım. DEVA Partisinin, yani Ali BABACAN’ın Partisinin İl Başkanı belli olmuş. Seyit KARACA Bey Konya İl Başkanı olmuş. İnsan olarak bana düşen, görevi hayırlı olsun demektir ve hayırlı olsun diyorum. İnsan olarak bana düşen görev dedim.

Yerel bir haber sitesi konuyu duyurmuş. Altına, çok ağır laflar etmem gereken biri, yorum yapmış.

Yorumda Seyit KARACA Beyi hedef alıp, hepiniz hainsiniz diyor. Bir diğer arkadaşı da beğeniyor.

Hala sosyal medyaya çeki düzen veremedik. Hakaret bize ise hemen harekete geçiyoruz. Hakaret başkasına ise bekle- gör politikası izliyoruz.

Gelecek Partisi kuruluyor. Sayın Ahmet DAVUTOĞLU kuruyor. Sosyal medyaya bakıyorum, yine aynı hakaretler.

Bazen bu hakaret eden insanlara zavallı, kafası çalışmayan gözüyle bakıyorum.

Demokrasiden nasibini almamışlar. Demokrasi, çoğulculuk ve hazım rejimidir. Yeni parti kurulmuşsa ne olmuş sanki. Onlarında parti kurmak en doğal hakları.

Rahatsızlığınızın sebebi, bunlar benim tuttuğum partiden oy koparırlar bunun için ben bunlara hain diyeyim derseniz, edepsizlik etmiş olursunuz.

Bakınız şuan ki iktidar partimiz AK Parti, kurulurken Saadet Partisinin içinden çıkmıştır. Hem de Saadet Partisinin vekilleri, partilerinden ayrılıp bu partiyi kurmuşlardır.

Rahmetli Necmettin ERBAKAN Hoca sadece bunlara serzenişte bulunmuş hakaret etmemiştir.

Hoşgörüyü doğuran ve büyüten edeptir. Edep olmadan insan olunmaz…

YOLLAR YÜRÜMEKLE AŞINMAZ…

Rahmetli Süleyman DEMİREL’in bana göre büyük bir sözüdür.

Konuyu BAROLARA getireceğim. Barolar kendileri ile ilgili yasal bir düzenleme yapılacağının farkına varıp, aleyhlerinde bir yasa olmasın diye, ön alıp, yürüyüş yaparak tepkilerini ortaya koymak istemişlerdir. Yürüyüş yapıp ses duyurmak insanların en doğal demokratik haklarıdır.

Hatırlayınız, başörtüsü yüzünden okullara, iş yerlerine alınmayan kızlarımızın haklarını korumak ve seslerini duyurmak için kızlı erkekli gruplar çeşitli şehirlerde, özellikle de ANKARA’da yürüyüş yapmışlar, yapmak istemişler polis engeliyle karşılaşmışlar, yerlerde sürüklenmişlerdir. Bu mudur insanlık dediğim aklıma geliyor.

Barolar da yürümüşler. Ankara’ya gelmişler, Ankara girişin de polis barikatıyla karşılaşmışlar.

Yassahh Hemşerim Ankara’ya giremezsiniz! Niye giremesinler yahu bunlar Adaletin Savunucuları. Unutmayın, aynı okulu, Hukuk Fakültesini bitirenlerin bir kısmı, hakim savcı olup yargıyı, bir kısmı da avukat olup savunma tarafını seçiyorlar.

Ben şahsen avukatlarımıza yapılan muameleyi hiç hoş karşılamadım. Hoşgörü yok. Efendim orta da barolarla ilgili kanun falan yok bunlar niye yürüyorlar demek biraz acımasızlık. Sonra aklıselim galip geliyor ve avukatlarımız Ankara’ya giriyor. Gülüyorum. Bu ülke bizim… Gönlüm isterdi ki Adalet Bakanımız bu savunmacıları karşılayıp, misafir etseydi, hoşgörü tavan yapardı.

HOŞGÖRÜ NİYE KAYBOLDU?

Bunun en büyük sebebi siyasilerdir. İktidarıyla, muhalefeti ile kutuplaştırdılar bizi. Üsluplar değişti, dil sivrileşti, hakaretler havada uçuştu, buda tabana seçmene yansıdı.

Nasıl hoşgörülü olacaksınız? Televizyonu açıyoruz, birkaç kanal dışında hepsi siyasileri gösterip, siyasi yayın yapıyorlar. İktidar yanlısı çok, muhalefet yanlısı birkaç kanal adeta borazanlık yapıyorlar.

Akşam eve gelip dinleneceksin. Haber programları var. Aynı yüzler, kimi peruklu rektör, kimi saçını sakalını boyatmış akademisyen, kimi yeni eski siyasetçi vekil, değişmeyen her şeyi bilen bir hanımefendi, bunları dinlerseniz hoşgörü kalır mı?

Suni gündem yaratmak ve ona savaş açmak moda oldu. Her hafta yeni bir gündemle karşılaşıyoruz.

Yok efendim Ayasofya ibadete açılsın mı? Tam bunları konuşup, tartışıp hoşgörümüzü kaybederken, biri çıkıp Sultan Ahmet Camii’de müze olsun diyor. Hoşgörü falan hak getire…

Aynı yüzleri görmekten, konu farklı olsa bile aynı tartışmaları izlemekten her gün sayısız kanalda  siyasileri görüp, konuşmalarını dinlemekten vallahi bıktık. Her gün bal yiyen, baldan usanır. Maşallah bunlar ekranı boş bırakmıyorlar. Biri gidiyor biri geliyor.

Şahsımla ilgili konuşayım. Artık dinlemiyorum; izlemiyorum.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ YENİ REKTÖRÜ…

Cumhurbaşkanımızca atama yapıldı. Selçuk Üniversitesi Rektörü değişti. Prof. Metin AKSOY rektör oldu. Hayırlı olsun. Eski rektör Mustafa ŞAHİN Beye de hizmetlerinden dolayı teşekkür ederiz.

Rektör seçimleriyle ilgili hep haktan yana oldum. Bizim ilkokulda sınıf başkanımız en çok oyu alan kişi olurdu.

Üniversitede de en çok oyu alan Rektör olmalı. Efendim bünyesinde Tıp Fakültesi olan üniversitelerin, rektörleri o zaman hep doktor olur derseniz, fakültelere eşit sayıda oy hakkı verirsiniz olur biter.

DEVLET BAHÇELİ’nin YENİ SÖYLEMİ

Alaaddin ÇAKICI afla dışarı çıktı. Sayın Bahçeli’nin rolü büyüktü. Şimdide Bahçeli FETÖ’den 10 yıl ceza almış gazeteci Mümtaz TÜRKÖNE’yi  gündeme getirdi. Efendim Mümtaz TÜRKÖNE’nin ağabeyi 1979 da ülkücü görüşe mensupken şehit edilmiş. Ağabeyi ülkücü şehit olan Mümtaz TÜRKÖNE yeniden yargılanmalı diyor. Hiçbir şey söylemeyeceğim. Ne söyleyebilirim ki?

SONUÇ: hoşgörünün olmadığı ile ilgili yazımın sonucu şudur.

Doğru iseniz yanlışlardan korkmazsınız. Yanlış iseniz, doğrulardan korkarsınız.

Kalın sağlıcakla.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık