• 09 Eylül 2017, Cumartesi 9:02
EmreYAVUZ

Emre YAVUZ

Ah parklarımız ah?

Nasıl bir milletiz biz, hem bu kadar asil, hem bu kadar vatanını seven, canını düşünmeden siper edebilen,

Hem de şehrinde yapılan hizmetleri bu kadar hunhar kullanabilen, değer vermeyen, zarar geldiğinde umursamayan…

Geçtiğimiz hafta Müslüman aleminin en kutsal günlerinden olan Kurban Bayramını kutladık…

Şehir olarak kurbanımızı kestik, fakire fukaraya dağıttık, bayramlaştık, büyüklerimizi ziyaret ettik, biz büyük olarak ziyaret edildik… Her ne kadar Dünya da bir çok Müslüman gözyaşı içerisinde geçirse de biz burada burukta olsa elimizden geldiğince dinimize uygun bir şekilde geçirdik…

Bayramı geçirdik geçirmesine de bayram sonrası yaşadığım bir olay beni gerçekten çok ama çok sinirlendirdi…

Bayram sonrası mesaisi başladı malum hafta içi… İş başı yaptık ve gazetedeki mesai arkadaşlarımızla güzel bir mangal organizasyonu gerçekleştirelim dedik…

Napalım napalım, diye düşünürken kendi aramızda epey bir fikir ayrılığı yaşadık… Ayrım yapmak istemiyorum çünkü belediyelerimiz gerçekten şehrin dört bir tarafını birbirinden güzel ve ferah alanlarla doldurdu ki, alternatif çok olunca karar vermek de zor oluyor…

Uzun bir kararsızlık aşamasının ardından hep birlikte Karaaslan Hadimi Parkı’na gitmeye karar verdik…

İşi bitirdik, gittik malzemelerimizi aldık, alışverişimi yaptık, mangal bulduk toplandık hadi gidelim dedik saat oldu 20.45…

Giderken de gayet keyifliyiz, bu saatte daha tenha olur ve rahat ederiz diye…

Malzemelerimizi arabadan indirdik elbirliği ile ve mangalımızı yapabileceğimiz boş bir kamelya aramaya başladık ki düşündüğümüz gibi park çok boş sayılmasa da hem havanın biraz serin olması hem de saatin biraz geçe kalması nedeniyle biraz tenha idi…

Bulduğumuz ilk boş kamelyaya girdik…

Girdik girmesine ama nasıl bir tepki vereceğimi bilemedim…

Geniş bir kamelya, içerisinde rahat yemek yenilebilsin diye konulmuş bir ampul, yine içerisinde karşılıklı iki masa, mangalınızı yapabilmeniz için hazırlanmış bir barbekü, hem sağ tarafında hem sol tarafından iki tane tezgah, (Birisi malzemelerinizi hazırlayıp, doğranacakları, tuzlanacakları yapabilmek için, diğeri ise hem elinizi hem de bulaşıklarınızı yıkayabilmeniz için kendi evimizdeki kadar kaliteli ve rahat bir musluk ve evyenin bulunduğu bir tezgah)

Kamelyanın hemen girişinde işiniz bittikten sonra mangalınızın közünü ve külünü dökebileceğiniz üzerinde kocaman MANGAL KÜLÜNÜZÜ DÖKÜNÜZ yazan bir teneke…

Kamelyanın yaklaşık 5 adım ilerisinde ise kocaman bir çöp tenekesi…

Yanı başınızda kocaman bir havuz ve etrafınızda yemyeşil ağaçlar mis gibi hava yani süper bir manzara…

Ama dedim ya nasıl bir tepki vereceğimi şaşırdım diye…

Kamelyanın girişindeki külün dökülmesi için konulan kovanın içi çöp (Çöp dediysem ne ararsanız var yani gerçekten bildiğiniz çöp) dolu…

Masanın üzeri ekmek kırıntıları, gazete kağıtları, sigara izmaritleri ve çekirdek dolu…

Malzemeleri hazırlamak için konulan tezgah tertemiz, ama bulaşık ve el yıkamak için konulan lavabonun içerisinde soğan kabukları, biber sapları, domates kabukları ile dolu…

Mangala başlamadan bi 10-15 dakika boyunca bizden öncekilerin atıklarını temizledik…

Bir insan neden üzerinde kül dökülmesinin kocaman yazıldığı kovaya çöp atar, neden çöp kutusunun yanına kül döker, malzemelerin doğranması için konulan tezgaha hiç dokunmadan lavabonun içerisinde soğan soyar, masanın üzerinde neden çekirdek çitler, yedikleri ekmeğin kırıntısını günah olduğunu bile bile neden temizlemez?

Bu soruların cevaplarını bulamadım, bulamadım çünkü biz o masadan kalkarken bunların hiç birisini yapmadık, çünkü bizden sonra bir başkası gelecek ve o kamelyayı tekrar kullanacak…

O kamelya bizim verdiğimiz vergilerle yani bizim cebimizden çıkan paralarla yapılıyor. biz kendi paramıza ihanet etmiş olmuyor muyuz bu durumda?

Ne diyeceğimi, ne yazacağımı bilmiyorum ama bildiğim bir şey varsa bu vatan nasıl bizimse, bu vatana nasıl canımızla, kanımızla sahip çıkıyorsak, bu şehirde bizim, bu parklar, bu kamelyalarda bizim… Lütfen bunlara da sahip çıkalım…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık