• 29 Haziran 2020, Pazartesi 8:49
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Bu Dünyada Güzel Yaşamak

Doğru müminler, dünyada güzel ahlâklı, sevilen ve sayılan bir şahsiyet olarak yaşar. Hz. Peygamber(s.a.v.) şöyle buyurur :“Dört şey sende olduktan sonra, dünyadaki kaybından sana bir zarar gelmez: Emaneti korumak, doğru söylemek, güzel ahlâk ve helal lokma.”

Velhasıl, doğruluk insanı nurlandırır ve ahirete imanla göçmesine vesile olur.

Günlük hayatta yapmış olduğumuz her işi ihlâs ve samimiyet içinde yapmalıyız. İyilik yapma hususunda kalpten geçen samîmî duygular, başlıbaşına bir ibadettir. İnsan âciz olduğundan, kâmil manâda her hayrı işlemesi mümkün değildir. Bu durumda “samîmî niyetler” devreye girer ve insanoğluna büyük sevaplar kazandırır.

Sevgili Peygamberimiz(s.a.v.) diğer bir hadislerinde şöyle buyuruyor:

“Kıyamet günü Allah’ın huzuruna öyle bir kul getirilir ki, adamın sıradağlar gibi iyi amelleri vardır. Fakat bu arada: “Falancada hakkı olan gelip alsın.” diye bir ses duyulur. Bu ses üzerine birçokları gelip adamın iyi amellerinden hakları kadarını alıp götürürler. Sonunda iyi amelleri tükenip te adam şaşkın gibi ortada kalınca, Allah kendisine şöyle buyurur: “Benim katımda sana ait öyle bir hazine var ki, ondan ne senin ne meleklerin ne de kullarımın haberi yoktur.” buyurur.

Adam: “Ya Rabbi, nedir o hazine?” diye sorunca, Allah ona şöyle buyurur: “Bu hazine, senin niyet edip te yapamadığın iyiliklerdir. Onların her birisi için defterine yetmiş kat sevap yazdım.”

Kişinin niyeti iyi olduğu müddetçe yapmış olduğu işlerin neticesi iyi, kötü niyetin getirisi de kötü olacaktır. Aldatan aslında sadece kendini aldatmaktadır.

Günlük hayatta yapmış olduğumuz her işi ihlâs ve samimiyet içinde yapmalıyız. İyilik yapma hususunda kalpten geçen samîmî duygular, başlıbaşına bir ibadettir. İnsan âciz olduğundan, kâmil manâda her hayrı işlemesi mümkün değildir. Bu durumda “samîmî niyetler” devreye girer ve insanoğluna büyük sevaplar kazandırır.

Ebû'l-Haseni'l-Harkânî (k.s) hazretleri şöyle anlatır:

İki kardeş vardı. Bu iki kardeşin hizmete muhtaç bir anneleri vardı. Her gece kardeşlerden biri annenin hizmeti ile meşgul olur, diğeri Allah Teâlâ'ya ibâdet ederdi.

Yine bir akşam, Allah Teâlâ'ya ibâdet eden kardeş, yaptığı ibâdetten, duyduğu haz’dan dolayı kardeşine:

- Bu gece de anneme sen hizmet et, ben ibâdetime devam edeyim, dedi.

- Kardeşi kabul etti. İbâdet ederken secdede uyuya kaldı ve o anda bir rüya gördü.

Rüyasında bir ses ona:

- Kardeşini affettik, seni de onun hatırı için bağışladık, deyince genç:

- Ben Allah Teâlâ'ya ibâdet ediyorum. Kardeşim ise anneme hizmet ediyor. Fakat beni onun yaptığı amel yüzünden bağışlıyorsunuz, dedi.

Ses ona:

- Evet, senin yaptığın ibâdetlere bizim hiç ihtiyacımız yok. Fakat, kardeşinin annene yaptığı hizmetlere annenin ihtiyacı vardı, karşılığını verdi.

Niyet o kadar değerlidir ki, bir şey niyet edilip yapılmasa dahi bu sebeple kişi Allah katında sevap kazanmaktadır. Yani, niyet ettiği güzel davranışı muhtelif sebeplerle yapamazsa Allah Teâlâ yine de ona iyilik yapmış gibi sevap vermektedir.

Sehl b. Sa’d Saidî (r.a.)’ın rivayetine göre Hz Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur: “Müminin niyeti amelinden, münafığın ise ameli niyetinden daha hayırlıdır. Herkes niyeti uyarınca amel işler.”

Bu durumda Müslümanın hemen her hareketi ibadet olmakta, her ânı ibadetle geçmektedir. İslâm’ı ihlâslı ve samimi olarak güzelce yaşayan bir mü’min, dâimâ Yüce Rabbi ile beraber olma nimetine ulaşır.                                                                

Doğruluk ve dürüstlük bütün inançların ve işlerin ruhudur. İnsan onurunun ve sağlıklı toplum yapısının vazgeçilmez değerlerinden biri olan doğruluk, hedefe varmanın en kısa ve en emin yoludur. Doğruluk, dünyada şeref, ahirette saadettir. Selamete vesiledir. Bunun için Kuran, insanı gerçek hedefe götürücü ve erdirici olarak gördüğü yola sıratı mustakîm-dosdoğru yol ismini vermiştir.(Fatiha, 5/5.)

 

‘’ Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?‘’(En’am, 6/32.)

Cenâb-ı Hakk, ayeti kerimede biz kullarına dünyanın gelip geçici bir mekânda olduğumuzu yaratılış gayesine uygun yaşarsak ebedi hayatımız olan ahiret yurdunda esenlik içinde olacağımızı bu dünyanın bir imtihan yeri olduğunu bizlere bildirmiştir.

Dünya hayatı geçici olup mutlaka ölümle sonlanacaktır. Ahiret hayatı ise bakidir, ölümle başlayıp ebediyen devam edecektir. Hayat imtihanını kazanmak isteyen insan, bir gün öleceğini ve yaptıklarından hesaba çekileceğini asla unutmamalıdır. Bu imtihan dünyasının en büyük sırlarından biri, iman edenler için mutlak bir kazançla noktalanmasıdır. Peygamber Efendimizin bildirdiği üzere bizimle ahiret yurduna gelecek olan -iyi veya kötü olsun- amellerimizdir.

Bu sebeple Yüce Rabbimizin bizden istediklerini yerine getirmeye özen gösterirken yasaklarından da kaçınmaya gayret gösterip, ölümden sonraki asıl hayatımız için amellerimizi çoğaltmalıyız. Gönülden Muhabbetlerimle… 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık