• 28 Aralık 2016, Çarşamba 7:37
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

TOPRAĞA GÖMECEĞİZ..!!!

Kimi desem önce nefsimizi demem(iz) gerekiyor sanırım. Zaten bir gün eninde sonunda geldiğimiz yere geri dönmeyecek miyiz? Ancak yukarıdaki konu başlığı olarak ele aldığımız söz; Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamalarından bir kesit olarak, El Bab’ta yaşanılan durumla ilgili olarak verdiği kavi, kati ve bir o kadar da kararlı tutumunun bir göstergesi duruş beyanıdır. Aslında konu başlığı olarak seçtiğim bu meseleyi evvela şahsımızda ele alıp irdeleyecek olursak birey olarak kendimizle ilgili nefsimizden atmamız(arınmamız)gereken hususlar vardır elbet. Evvela insanın en zayıf tarafıdır nefsi. Ve onun istekleri karşısında ya sağlam dik bir duruş gösterilir ya da teslim bayrağı çekilir ve artık sen kendinden, kendi diyarından yâd ellere göçmüş biri olarak belki de artık bir ot gibi yaşamanın, gailesiz bir bohem hayatının hapishanesinde olduğundan habersiz, her gün bir yaprak dökümü misali aziz toprağa adım adım ilerlersinde ancak başın o toprağa değdiği zaman uyanırsın kim bilir?

Muhammed İkbal ne diyor bir şiirinde:  “Özünü ihmal eden her insan, insanların yok olmaya en layık olanıdır. Yabancıların yaşayışını taklit eden her kişi de, hiçbir zaman şahsiyetini bulamayacaktır...” Der. Bu İslam aşığı şairimizin dizelerindeki kuvvetlilik samimiyet ve ihlâsın ve sağlam bir halisane duruşun ifadesidir. İçinde taşıdığı yürek yangını daha doğrusu zenginliği onun cümlelerini de ifade ve anlatımda anlatmak istediklerini tam yerli yerinde oturtmakta(karşılamakta) ve duygu ifade meşruiyet bütünlüğü oluşturmaktadır. Tabi maksat önemlidir her işte. Temel mesele burada varlığımızın gayesine uygun yaşama biçimimizi sorgulamak ve hayata ideal bir şekilde uygulamaktır. Biraz sonra değineceğim hususla ilgili olarak zaman zaman benimde kendi çalışmalarımdan ortaya çıkan birkaç dizeleri sizlerle paylaşarak konuyu zenginleştirebilirsem eğer, daha bir anlam yüklülüğü ortaya çıkar diye düşünüyorum. Şöyle âcizane dizelerim:

bu çağın vebası olmuş, sahtelik ve yalan  kölelik ruha vurulmuş, kopmaz bir zincir diriliş muştusu sendedir; uyan Müslüman kendine gel ki; insanlığı toptan sevindir  y/erdoğan Kendimize nasıl gelmeliyiz? Ancak inancımızla samimiyet ve ihlâsla işimize sarılarak diyebilirim. Hele de bu zamanda Müslüman’a öyle bir yük biniyor ki konuşmasından tutun attığı her adıma varıncaya mutlaka otokontrol sistemini kendi nefsinde uygulamak zorundadır. Kontrolü elden bırakan varlığının zarar görmesinden endişe etmeyendir, diyebiliriz. Ama mademki inananlar olarak yaşıyoruz o halde farkımız sağlam karakter ve sarsılmaz bağlılığımız olmalıdır. Yani inancımız inmeyen bayrağımız olmalıdır her zaman.

Yine bir başka çalışmamda şöyle demiştim. Aslında bütüne parçalardan ulaşabildiğimize göre bizde pazılın parçalarından yavaş yavaş demek istediklerimize doğru yol alalım diyorum.

Gör; ihanetçi dillerinden sallıyorlar mendili ihanet, ruhen bağımlılıktır, çözülmenin dili  ihanet, düşmandır varlığına, düşman için dost eli ihanet, satılmış bir beynin, vesveseli devinimi

Bunlar; zayıf karakterlidir, çakma mahlûklar bunlar; yeniktir hırslarına, dar açıdan bakar bunlar, küresel saldırıya alkış tutan mahlûklar bunlar; zalime destek çıkarak, ülkesini satar y/erdoğan

Ülkemizin her zamankinden daha çok birliğe ve beraberliğe muhtaç olduğu bu dönemde hakikaten ehil insanlara gönüllü vatan bekçilerine ihtiyaç vardır. Bir bakıma bu bir karakter meselesidir. Hatırladığım kadarıyla eğer yanlışım yoksa Almanların yenilgi sonra ülkeleri içinde her gün birkaç saat devlete çalışıp kısa zamanda tekrar eski güçlerine kavuştuklarını örneklendirmem gerekiyor. Hâlbuki buna benzer örnekler elbette bizim tarihimizde de bir hayli zengindir. Nedense bizler alışkanlık olsa gerek misallerimizi hep biraz da batı şablonlara göre oluşturarak günümüzdeki bizim değerlerimizden habersiz yaşayanların dikkatini böyle çekmek istiyoruzdur. Bu vesileyle gerçekte adam kıtlığı çekilen bu dönemde gönül ehli her birimizin vatan millet sevdalısı kardeşlerin her işte şuur basamaklarından içlenerek geçmesi gerekir. Yudum yudum bu hazineden beslenmeleri lazım. Zaten ne omurgasızlarla ne de kafası beyni hormonlaşmışlarla belli bir başarıyı yakalamak ve ya başarı grafiğini üst değerlere götürmek kolay değildir. Mademki iş ehline verilecek öyleyse liyakat bizim asli danışmanlığımız olmalıdır. Adamına göre değil, işe göre adam olgu haline getirilmelidir. Velhasıl bugün ne çekiyorsak ahmaklardan, basiretsizlerden, korkaklardan, ehliyetsizlerden cazgırlardan vatan millet değerlerinden uzak kalanlardan, dinini inancından değil yaşadığı hayatın enstrümanlarından alanlardan, ispiyoncu yalakalardan, vatanını değersiz bulanlardan, milletin inancına düşman olanlardan, elin gâvuruna kendi ülkesini şikâyet eden ruhsuzlardan, muhasebe yapmaktan uzak basiretsiz ukalalardan ve bölücülüğü meslek haline getirmişlerden kendi değerinden kopuk şahsiyetsizlerden çekiyoruz. Adam kıtlığı bu olsa gerek. Her konuşmasında ülkesini şikâyet eden arsız ve yüzsüzlerin dışarıdaki düşmanı aratmayan tavır ve tutumları halktan kopuk ikircikli halleri gülünecek bir o kadar da düşündürücü vakalardır. Ülkede yaşayıp ekmeğini yiyipte kendi ülkesine ihanet eden, ruhsuz bir kriptodur. Zavallıdır. Fitne zenginidir. Münafıktır ve ahreti ve dünyası berbattır. Bunun örnekleri etrafımızda o kadar çok ki. Peki, biz bu hale nasıl geldik? Ya da getirildik? Herkes bu sorunun cevabını düşüne dursun biz Sayın Cumhurbaşkanımızın deyimiyle toprağa gömeceğiz. Kimi mi? Önce nefsimizi tabi. Kirlerden arınmadan yola çıkılmaz. Cihad ruhu yoksa Eyüp Sultan’ın İstanbul’da işi neydi? Gömeceğiz etrafımızdaki ihanet şebekelerini elbet. Gömeceğiz Türk’ü tanımayan islama hakaret ve saygısızlık eden İŞİD-PKK-PYD-FETÖ her ne pislik varsa bizim için ümmet için zararlı olan ve insanlıkla ilişkisi olmayan bize ülkemize sınırlarımıza zararlı olan her kim varsa günün siyasi askeri ekonomik sanat ve kültürel kanallarını kullanarak gömeceğiz onları. Ama önce kendimizi iyi yetiştirmeliyiz değil mi? Çünkü “Omurgasız kişilerle omurgalı işler gerçekleşmez.(S:Mehmet Şen)”  Kimlik ve kişilik saltanattır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık