• 03 Şubat 2016, Çarşamba 8:51
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

Rusya gerilim istiyor

Kaynayan coğrafyamızda Suriye’ye danışıklı olarak giren Rusya’nın yeniden hava sahamızı ihlal etmesi hem birincisinin acısını hala unutamadığı hatta ders bile almadığı gerçeğini ortaya koyuyor. Yerlerde sürünmeye başlayan batık bir ekonomi göstergesi ile hala Orta Doğu’da bende varım diyerek hava atmaya çalışan, üstelik ukalalıkta da sınır tanımayan tavrını devam ettirmesi, Vladimir Putin’in bırakın uslanmayı yine hınç alma sevdasıyla sarsılan prestijini kurtarma hamlesine giriştiğini ve Türkiye’ye karşıda kabalaşan kibirliliğini koruduğu ortadadır. Hani “eceli gelen it cami duvarına pisler” derler ya bizim Anadolu’muzda. Onun gibi bir şey işte.

Güzelim Orta Doğu. Dünyanın bitmeyen kanayan yarası. Kan ve gözyaşının hiç dinmediği emsalsiz coğrafya. İnsanlık ikliminin gerçek bir dramı yaşanmakta bu coğrafyada bugün. Murdar batılının oyununa gelerek yüzlerce yıl Osmanlı Kimliğiyle insanlık onurunun korunduğu bugünkü Orta Doğu maalesef savaşların yıkımların tezgâh ve düzenbazlıkların kol gezdiği acıların dinmediği bir hale geldi.   Kısaca Osmanlı gitti. Barış ta bitti. Ve bugün Osmanlı zamanında insan olduklarının farkına varan insan ca ve adaletle yaşamayı öğrenenler bugün o günleri yâd ederken ah! Osmanlı demeyi ve iç geçirmeyi sanırım unutmamışlardır. Bunun acısını en çok Balkanlar ve Orta Doğu coğrafyası daha iyi bilir.

Zillete düçar olanlar buna layık olmak için çabalamışlardır. Bizler cehaletimizle acizlik göstermeyi batılıyı kendimize efendi görmeyi onların bizden üstün olduklarına kendimizi inandırmayı ve ancak onlara benzersek kurtulabileceğimizi sanmayı sürdürdüğümüz müddetçe başımızdan belalar eksik olmayacaktır.

Batılın karşısında tarumar olmuş bir ümmet var bugün. Ve bu ümmetin de içerisinde batıla karşı ayakta durmaya ve mazlumların hakkını korumaya çalışan bir Ülke var karşımızda Türkiye. Fakat gerek içerdeki muhalefet gerekse dış güçler aralarında anlaşmış gibi aynı nakaratlarla acımasız bir eleştiri bombardımanıyla müstemleke valisi gibi konuştuklarından ülkemizin birlik ve beraberliği konusunda gereken hassasiyeti göstermekten uzakta olan bir muhalefet var karşımızda. Muhalefetin batılın oyunu karşısında akilane saf tutma konusunda kendi içinden gelene değil de yılgınlık ve inat hamlesiyle ölçüsüzce batının kurallarına yönelerek ağız birliği yapmaları, vatanın selameti ve geleceği açısından az da olsa kaygı oluşturuyor. Hâlbuki ortada batının yönlendirdiği PKK hamlesiyle işletilen bir terör var daha doğrusu bir savaş var ve biz bu savaşı içerde ve dışarda kimler tezgâhlarsatezgâhlasın kazanacağız.

Ancak bilinmesi gereken gerçekleri de söylememiz gerekir. Bu tabi aynı zamanda ümmetinde ülkeler nezdinde nasıl bir dram yaşadığını gösterme açısından önemlidir.

Hz. Peygamber(s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurur. Bir zaman gelir. Diğer milletler ümmetimin üzerine sineklerin leşlere üşüştüğü gibi üşüşürler.”

Sahabe bunun üzerine der ki; ---”Neden ya Resulallah? O gün ümmetin sayısı az mı olacak?

---Hayır, aksine. Onların sayısı çok olacak.

---Peki, neden öyleyse? Diye sorar sahabeler.

---Çünkü der, Hz. Peygamber(s.a.v.):”Onların(ümmetin) yüreklerini vehen kaplamış olacak.

Sahabeler tekrar sorarlar Hz. Peygambere(s.a.v.). Peki, vehen nedir?

Hz. Peygamber(s.a.v.) derki; ”Vehen hayat hırsıdır”…

Hayat hırsı demek hayatı çok sever hale gelerek dünyevi lezzetlere kapılmak demektir. Ahireti değil dünyayı ister hale gelmek demektir. Böyle olunca Yüce Rabbimiz izzeti alıyor ve artık ümmet gölgesinden korkar hale geliyor. Düşmanlar artık bizlerden korkmuyorlar. Herkes bizim kafamıza vurarak bizi adam yerine koymamaya hatta elimizde olanları da almaya kalkışıp bizlere köle muamelesi yapmaya çalışıyorlar.

İslâm coğrafyasının sıkıntısı burada. Ümmet olma bilincinden uzaklaşan coğrafya kendine sahip çıkamamanın girdabında çırpınıp durmakta. Suriye Irak Libya Tunus Mısır Yemen ve diğer bölük pörçük coğrafya hep aynı sıkıntıların ikliminde bunalmış durumdalar. Bir tek Türkiye var dimdik batılın karşısında ayakta durmaya çalışan. Onun da sürdürdüğü içerde ve dışarda PKK ile ve onların destekçileri ile savaşı var.

Vladimir Putin yediği tokatın ezikliğini üzerinden atamamış ki anlaşılan halen pisliklerine devam etmekte ve şirretliğini yalanlarını sürdürmektedir. Batının bir zamanlar yalnız bıraktığı ajan bozuntusuna komşu diyerek sahip çıkan bir Türkiye var iken, Kırım ilhakı ile sessiz kalan Türkiye’yi teste tabi tutmakta ve nabız yoklamaktadır. Yine bir ihlal girişimiyle gerilimi tırmandırıp batan ekonomisine yeni kaynak aktarma ve arama telaşında hatta kendi kamu oyunu yanına çekmeye çalışma oyunlarını sürdüren Putin, bir zamanlar aynı terbiyesizliği Ecevit’in Başbakanlığı döneminde bir Moskova ziyareti esnasında Çeçenleri konu edinerek yapmış ve hak arayan Çeçenlere terörist diyerek, herkesin yanında Ecevit’i Çeçenlere destek veriyorsunuz imasıyla suçlamaya kalkışmış ve kendi ülke teröristliğini gizlemeye yeltenmiştir.,

2023 planları yapan Türkiye ile Orta Doğu’da yeniden çizilmesi gündeme getirilen sınırların ölçümünde; ağırlığını haktan yana koyan ve muhalefetinde destek verdiği bir Türkiye elbet kazançlı çıkacaktır. Âmâ şu an PKK ve bayır bucak Türkmenleri konusunda mhp dışındaki siyasilerin yabancı bir ülke temsilcisiymiş gibi konuşmalarını hayretle izliyoruz. Teller farklı yönlerden çalınınca kafa karışıklığı da o nispette içinden çıkılmaz labirente dönüşür.

Rusların din kan ve kültür bağı olmayan bir coğrafya ’da at gezdirmesini anlayamayan bir kafadan, birliktelik beklemekte ham hayal ama yine de içlerinde azıcık vatana dair bir izlenim azıcıkta olsa bir duygu kaldıysa kutsiyetine inanılan bir davada kimseyi yalnız bırakmamak gerektiğini anlamış olmaları lazım gelmeli diyorum, hendek kazanlara kardeş diyenlerden hayır gelmeyeceğini bile bile…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık