);*} MİLLET ÜMMET MİLLİYETÇİLİK (2)
  • 05 Ekim 2016, Çarşamba 8:39
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

MİLLET ÜMMET MİLLİYETÇİLİK (2)

İNSAN:

Allah insanları farklı farklı yaratmıştır.Hangi kavimden olurlarsa olsunlar hepsi Allah’ın birer ayetidir.Şeyh Sadi Şirazi der ki; İnsanlar birbirlerinin azalarıdırlar.Hepsi ayrı ayrı farklı ve farklı.Elbet bunun bir sebebi var.Şimdi isterseniz şöyle bir soru yöneltelim.Tarihin konusu ve Kuran’ın muhatabı   kimdir?diye…..Cevabı elbette  insandır.İnsan hayatı ,insanlık  hayatının bir numunesidir.Bir hücre  gibi  dir.Zaman gelir hücreler ölür,hayatiyet sona erer,insanlık hayatının hücreleri olan insanlarda öyle.Ölüm hadisesinin ilmini ancak Cenabı Allah bildiğinden biz insanlar ölümde kaçmak isteriz.ama akıbet  ölüm yine yakalar bizi.Hz. Adem’in(a.s.) kendisine yasaklanan,ebedilik  ağacından yemek iste   mesinin altında da ebedileşmek yani ölmemek yatıyordu.Öyleyse tarihin konusu olan insanı ve zamanı  Allah yaratmıştır.İnsanın bu zaman içindeki hayat programını da Allah çizmiştir.İnsan bu programa göre,Allah’ın emirleriyle doğar yaşar ve ölür.Şu an da mevcut alemde,ebedi olarak yaşamak   mümkün (mevcut) değildir.Tarihin konusu insan ve zaman olduğuna göre,Kuran’ın konusu da insan  dır.Kur’an dirilere gelmiştir.Ölülere değil.Kuran’ın bütün ayetlerinin muhatabı insandır.O kitap insana gelmiş,hayat tarzını kulluğunu belirlemiştir.Kur’an insandan soyutlanamaz.Kur’an ayetlerinde “ey in   sanlar”, “ey iman edenler”,”ey kafirler”,” ey yahudiler-hıristiyanlar” şeklinde olan hitaplar da insan   içindir.

 

BİLMELİYİZ Kİ:

Batı bugün kendi toplumsal sürecinde sanayi inkılâbını başararak ekonomik gücün doruğuna ulaşmıştır. Tabi bu söylemlerini de kendi penceresinden bakarak yansıtmaktadır. İnsanlık tarihinin baş langıcı Hz.Adem’a. s.) iledir. İnanma ve inanmama da böylelikle başlamıştır. Yani Allah’a teslimiyet ve şirke düşme. Öyleyse temel alındığında düşünme sistemi bazında 1-Vahyi olan(Vahye dayalı) 2-Vahyi olmayan(Batıl) iki amansız mücadele vardır. Bütün çatışma ve yaşananlar bu ikisi arasında cereyan eder. Hz. Âdem(a.s.) ile Son Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa(s.a.v.) arasında geçen peygamberler halkasında, bütün peygamberler insanları tek bir istikamete (Tevhid Yoluna) çağırmışlardır. İlk insan toplumu aynı inanç etrafında teşkilatlanmış bir ümmettir. Bakara Suresi Ayet 213’de Cenabı Allah(c.c) “İnsanlar tek bir ümmet idi. Sonra kimi iman etmek kimi küfre sapmak suretiyle ihtilafa düştüler de, Allah rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberinde insanların ihtilaf ettikleri şeyler hakkında aralarında hükmetmek için hak kitaplarda indirdi. Hal böyle iken kendilerine kitap verilenler, bunca açık deliller geldikten sonra birbirlerine karşı ihtiras ve hasetleri yüzünden bunda da ihtilafa düştüler.” Buyurur.

 

Tek bir ümmet durumu (aynı inanç etrafında teşkilatlanma) biri Hz. Âdem’in(a.s.),diğeri Hz. Nuh’un (a.s.) döneminde olduğu müfessirlerce ittifak edilen bir durumdur. Peygamberler insanların yalnız Allah’a(c.c.) iman ve kulluk etmeleri gerektiği hususunda ortak bir tebliğ sunmuşlardır.    Hz. Nuh(a.s.)  (Yunus Suresi ayet 72 ) “Şayet davetimden tebliğimden yüz çevirirseniz, ben sizden bir ücret istemedim. Benim ücretim Allah’tan(c.c.) başkasına ait değildir. Ben Müslümanlardan olmakla emrolundum.”şeklinde kavmine hitap etmiştir. HzYakup(a.s.)( Bakara 132) “Ey oğullarım, Allah sizin için İslam dinini beğenip seçti. O halde sizde ancak Müslümanlar olarak can verin.”şeklinde kavmine nasihat etmiştir. Hz. Musa(a.s.)(Yunus 84)” Ey kavmim, eğer siz gerçekten Allah’a iman ettiyseniz, O’na samimi olarak teslim olmuş Müslümanlar iseniz, artık O’na güvenip dayanın.”diye kavmine bildirmiştir. Hz. İsa(a.s.) Al i İmran 52) ‘de” Biz Allah’ın dininin yardımcılarıyız. Sen şahit ol ki; Ey İsa, biz hiç şüphesiz Müslümanlarız dediler.”şeklindedir. Bu beyanların özeti, insanları, kavimleri peygamber tebliği ile Allah’a teslim olmaya davetiyedir. Allah’a iman etmek ve şirk koşmamaktır.

 

İSLAM ULEMASI:

Hz. Âdem(a.s.) atamızla başlayan insanlık tarihini el milel-ven Nihal temeline dayandırmıştır. Milel, vahye dayalı, Nihal vahyi inkâr eden zihniyetleri esas alır. Buna göre insanlık tarihi; Kitab’ül Milel ile Hz.Adem’den başlayan ve günümüze kadar süren ve kıyamete kadar devam edecek olan mü’minlerin tarihini, Kitab’ün Nihal ise, Kabil’le başlayan, Allah’ı inkâr ederek heva ve hevesine uyan onları ilahlaştıran kâfirlerin tarihini esas alır, diyerek incelerler. Bunun yanında semavi dinlerden iken, sonradan insanların heva ve heveslerine kapılarak tahrif ettikleri İncil, Tevrat ve Zebur’da da insanlık tarihi Hz. Âdem’(a.s.) ile başlar. Habil-Kabil olayı izah edilir, ancak daha sonraları ise, heva ve hevesin içeriye katılmasıyla meseleler başka mecralara kaydırılır ve asliyetten uzaklaşılır. Normalde şuanda bile Yahudi ve Hıristiyanların evrim saçmalığına inanmamaları gerekirken, gerçekte bunlar kendi kitaplarından yüz çevirdikleri için, muharref kitaplarına inanmadıkları için, bu tür insanlığa dair aykırı teoriler bilimsellik adı altında batı da kilise örgütüne karşı teşkilatlı bir mücadeleyi başlatmış, böylece batı da dine karşı  (kilise) bir mücadeleye girişilmiştir.(devam edecek)…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık