• 15 Kasım 2017, Çarşamba 7:15
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

İZLENİMLERİM VE GERÇEKLER

Güven duygusu ve samimiyet eksikliği insanları ne çok birbirinden uzaklaştırıyor. Herkes değerlerin kaybolduğundan şikâyetçi ama değişmek içinde adım atanda yok.

Sözümüze ya da davranışımıza ya uygun davranmıyoruz ya da sözümüz özümüze uygun değil. Yani bir şeyler var yanlış giden, daha doğrusu hayatımızda nedense hiç üstümüze almak istemediğimiz yanlışların farkına varmaya fevkimiz yok.

Yani hepimiz gerçek manada doğrucumuyuz bakın öyle olduğu içindir ki kimse ayranım ekşi diyemiyor. Hâlbuki her daim birçok işimizde davranışımızda sosyal ilişkilerimizde çoğu kez yanlış üzerine yanlış yapıyoruz. Fakat diyemiyoruz ki”evet ya dostum ben burada şunu yanlış yaptım, yapmasaydım daha iyi olurdu, diyemiyoruz. Sürekli karşı tarafa hasmane geliştirilen bir tutum ve bizi yaşanmaz hale getiren bizzat kendimizden kaynaklanan ürettiğimiz daha doğrusu eserimiz olan manevi problem ve hastalıklar. Bunların teşhisi var tedavisi de; teslimiyet ama gönülden, teslimiyet ama içimizden gelerek, tüm benliğimiz ve davranışlarımızla bunu içimize sindirerek.

Ne yazık ki günümüz çalkantıları insanın kafasını karıştırdığı gibi güven duygusunu yitirmemize de sebebiyet vermekte ve insanlar arasında kardeşlik dostluk gibi ilişkiler bağı, sürekli mesafeler alarak gittikçe uzaklaşılmaktadır. Oysa toplanacağımız gideceğimiz hesap vereceğimiz bir mahşer olduğunu niye unutuyoruz?

Bugün niye toplumda her kes birbiriyle geçimsiz ve kavgalı? Niye bunalımlı bir hale getiriliyor toplum. Ve neden çözüm konusunda insanlar sistem yönetim ve bu konuda insani vasıfları ön planla çıkartarak aynı ülkenin evlatları olduğumuzu ve hoşgörülü bir yapılanma ve yaklaşım içerisinde hareket tarzı geliştirmemiz gerektiği konusunda hem fikir olamıyorlar. Hatta olmamak içinde direniyorlar. Nefsimiz için ne çok direnir hale geldik. İlla benim dediğim olması mı gerekiyor diyeceğiz. Niçin inatta kararlıyız. Oysa biz bir İslam kardeşliğine ve vakıf bir medeniyetin sözde savunucuları ve üyeleriyiz. Yaptığımız olumsuz davranışlar ve ihanetler tam bir gayri medeni ilişkiler yumağı sergiliyor mu?

Hadi biz kendi adımıza cahiliz. Aklımız bazı şeylere ermiyor diyelim. Ya Âlim diye bildiklerimiz, ya onların toplumsal bunalımı giderme konusunda gösteremedikleri hassasiyetler nerede kaldı. Yüce Rabbim ”benden en çok âlimler korkar buyuruyor, dün okudum fatır süresinde, nedense âlimler birer zalim olmuş ne hakkı anlatacak kadar hakikat bilgisine vakıf ne de halkın yanında olacak kadar halka yakın. Bunlar neyin nesi? Neyin alameti. Biz nerden nereye geldik? Nasıl bir toplumduk? Şimdiki halimiz bize ne anlatıyor.

Tahammülsüzlüğün girdabı insanları savurduğu gibi hiç savrulmam yerimde sabitim diyenlerde ayaklarını kontrol etmeye başladı.

Rabbim bizlere basiret ve akıl versin.

Doğru yoldan ayırmasın.

 Vicdanları sızlamayan insan kadar tehlikelisi yoktur diyorum.

Bunun sonucunda her şeyimizi bilhassa insani değerlerimizi tamamen kaybetmekte var. Hz. Peygamber (s.a.v.) ve Hz.Ebubekir (r.a.) kutlu yolun iki yolcusu.

 Hicret esnasında gösterdikleri teslimiyet ve samimiyet.

Bütün sıkıntılara Allah için gönülden göğüs germe ve her daim Müslümanların yanında olup dertleriyle ilgilenme ve işte; asrısaadetin kutlu yolcuları…

Rabbim vatanına ihanet edenlerden uzak eylesin. Onlara akıl fikir ihsan eylesin.

Batının uşağı olanlardan, Amerikan patenti taşıyanlardan, vatanını menfaatine satanlardan, kırk yıldır ihanet kuyusu kazanlardan, Müslüman görünüp münafıklık yapan insan kılıklı şeytanlardan uzak eylesin.

Hz.Ebubekir (r.a.)efendimiz malını mülkünü bütün varlığını İslama teslim ett. Tövbe estağfurullah Delimiy di? Hayır sadece Allah dostu idi. Hz. Peygamberimizin(s.a.v.) sırdaşı yakın arkadaşı idi.

 Sıddıyk olmak kolay mı?

Şimdiki âlimlerimiz damda deve aramakla meşgul. Kimseye laf söyleyemiyorsun. Herkesin kendi dediği doğru. Yahut ta bir şey paylaşmak istesen adam yerine konulmuyorsun, hatta kaale bile alınmıyorsun.

Ancak belki söylemek istedikleri vardır. Kafasına takıldığı yerler vardır. Neden onları düşünmüyoruz. Şunuda düşünüp empati kurmayı da deneyebiliriz. Belki de onun haklı tarafları daha fazladır, ne yazık ki böyle bir olgunluğa da sahip değiliz ya da aceleciyiz. İllaki bizim işimiz olmalı diyoruz.

O yüzden kendimde dâhil olmak üzere kendi çerçevemizin sınırlarını zorlamamaya, insanları rahatsız etmemeye, ayağımızı yorganımıza göre uzatmaya, kendi çevremizdekilerle arkadaşlık kurmaya, KAST SİSTEMİNİN BU ÜLKEDE HALEN VARLIĞINI SÜRDÜRMEYE DEVAM ETTİĞİNİ DÜŞÜNEREK UYUMLU KİŞİLİĞİMİZİ KORUYALIM DİYORUM. VARSIN OLSUN BİZDEN GİTSİN BİZDEN OLSUN ÖZVERİLER. İLLAKİ BİZİM DEDİĞİMİZ OLACAK DİYE BİR ŞEYİ DAYATMAYALIM. YETERKİ YOLUMUZ ALLAHIN YOLU ÜZERE OLSUN. Diyebilelim ki; Seni anlıyorum. Bana cevap vermesen de seni senin kadar anlatacak cümleler kuramasam da ben seni anlıyorum, çünkü seni anlayacak kadar bir yüreğim var, elbet diyebilmeliyiz. Vesselam dostlar.

Yeter ki insanımızı üzmeyelim. Tartışmamız yıkıcı değil bize yol gösterici olsun. Devlet erkânımız birbiriyle uyumlu, vatandaşımız birbirini anlayan ve seven birbirine sahip çıkan bireylerden oluşsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerimize/üzerinize olsun inşallah. Rabbim vatanımızı ve milletimizi ve İslam âlemini esirgesin ve korusun. Âmin.

Fiemanillah


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık