• 20 Aralık 2017, Çarşamba 7:37
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

DAVAMIZ KUDÜS

Ruhumuzun içinde kar yağar/anamızdan doğduğumuz geceden beri/heybemizi emektar makinelere yükleriz/fikirlerimizi tıfıl vinçlere/iri buğday tanelerinin trenlaeri yürüttüğünü bilmeyiz/biz yangında koşuyu kaybeden atlarız/biz kirli ve temiz çamaşırları/aynı zaman aynı minval üzere katlarız/biz koşu bittikten sonra koşan atlarız….(Sezai Karakoç)

Üstadın son cümlesi hakikaten benim içimde karlar yağdırır. Bir cümlenin bu kadar nezih olması ne kadar güzel bir yetenek. Ne kadar anlamlı ve manayı ihtiva yönünden ne kadar doygun. Ömrün uzun hayırlı ve bereketli olsun üstadım.

Hele koşu bittikten sonra koşan atlarız mısrası benim fikri beyanıma göre tamamen inşirah suresinden ilham alınmıştır. Yüce Rabbimiz (c.c.);İNŞİRAH SURESİNDE MEALEN

• Senin için bağrını açmadık mı? (Elem neşrah leke sadrek)

• Senden o yükünü indirmedik mi? (Ve vada'na 'anke vizreke )

• O sırtında sana eziyet veren yükünü? Elleziy enkada zahreke

• Senin şanını yüceltmedik mi? (Ve refa'na leke zikreke)

• Demek ki, her zorluğun yanında bir de kolaylık var. (Feinne me'al'usri yüsren)

• Evet, o zorlukla beraber bir de kolaylık var! (İnne me'al'usri yüsren)

• Bu yüzden boş kaldığında yine kalk yorul! (Feiza ferağte fensab)

• Ve ancak Rabbinden ümit et, hep O'na doğrul! (Ve ila rabbike ferğab)

Buyurmaktadır. İnsan Rabbimizin emri ilahisi buyruğu gereği boş durmadan iki gününü birbirine uydurmadan ziyana düşmeden çalışmasına devam edecektir. Boş vakit diye bir şey yok asla zamanı iyi ve en güzel biçimde en verimli geçirebilmek önemlidir. Biz bugün sesimizi ve sözümüzle bulunduğumuz coğrafyamız da bizde varız diyebiliyorsak bilhassa son on beş yılına damgasını vuran gözle görülür somut gelişmelerdendir. Tarihiyle ve kültürüyle geçmişiyle barışık hale gelen Türkiye’nin zincirlerinden kurtularak kendine gelmesindendir.

Türkiye’nin kendine gelmesi İslam Dünyasının tamamını etkilemektedir.Onun için tüm İslami konulara duyarlı olan Hükümetimizin başta Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük gayretleri ile bölgesel ve dünya genelinde akılcı adım atmaları ve başta yakın komşumuz ve tarihimizin her döneminde bizimle siyasi ve askeri ilişkileri bulunan Rusya ile birlikte dünya siyasi barışı üzerindeki atılan adımları tüm dikkatleri üzerine çekmiştir.Rusya ve Türkiye bu yeni dönemde siyasi ve askeri işbirliğine adım atmaları ve aralarında S-400 anlaşmasını imzalamaları ABD ve AB’nin hoşuna gitmese Amerika’nın Ortadoğu’ki  gücünü düşürmüş hatta onları terör örgütü ypg-pkk ile işbirliğine yöneltmiş bu arada insan hakları ve demokratik söylemler babında batılı ülkelerin dillerinden düşürmedikleri bu kavramlarına ters düşmelerini Türkiye çok iyi kullanarak uluslar arası platformda batılıları iyice küçük düşürmüştür.

Bunun anlamı şudur. Artık Türkiye bu bölgenin yeni söz sahibi lideridir. Evet Rusya ile karşılıklı çıkar ve menfaat gözetilerek adımlar atılıyor doğrudur ama bu adımlar asla bizim geçmişte bazı bağnaz yöneticilerin ne pahasına olursa olsun imzaladıkları cinsten olmayacak yani memleketimizin haklarına halel gelmeyecektir.Tabi bu arada İran faktörü de göz ardı edilmemelidir.Tarihi ve sınır komşumuz olan bu ülke ile de siyasi ekonomik ve kültürel yönden ilişkilerimiz vardır.Kasrı Şirin antlaşması ile savaş bitse de İran’ın atacağı adımlar dikkatle takip edilmesi gerekir.

Velhasıl sözü özetleyecek olursak; Türkiye artık koşu bittikten sonra koşan atlarız mısrasına uygun bir periyoda girmiştir. Önümüzde başarılması gereken 2019 seçimleri var ki mutlak surette MHP ile bu konuda en olumlu adımları atıp, dirilişe geçen hayırlı ve bereketli adımları boşa çıkarmamalıdır. Bu konuda Sayın Bahçeli’nin tarihi süreçte hizmetleri yadsınamaz. Her olayda Hükümetin arkasında durması Türkiye’nin önüne set olmaması bu başarıyı daha da ileriye götürecektir, inşallah.

Bugün Ortadoğu coğrafyasında Amerikan yönetiminin dünürleri olan Yahudiler lehine Kudüs’ü başkent ilan etme girişiminin arkasında önceden verilen sözler yatmaktadır. Şunu kesinlikle söyleyebiliriz ki; Trump denilen akıl sağlığı bozuk birinin seçilmesinde dünürleri Yahudilerin ve siyonizmin parmağı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Böyle bir zihniyet evangelistlerle, siyonizmin kardeş düşüncesini ve birliğini ortaya koymaktadır.

Evet, onların böyle bir düşüncesi olabilir ama başta Türkiye olmak üzere bazı satılmış Arap tacirleri hariç İslam dünyasının İstanbul’da toplanması Türkiye’nin Osmanlı’dan gelme koruyuculuk geleneğini ve adalet vurgusuna neşter vurmakta ve ancak Türkiye ile Ortadoğu’ya barış gelebileceği zihinlere kazınmaktadır. Dahası Türkiye bu bölgede ve İslam dünyasında birleştirici bir unsur yani en önemli istikrar unsurudur ve dirilişin öncüsüdür.

Batılılar ve Siyonizm şunu bilmeli ki Kudüs demek; Kahire demek Şam- Dımaşk demektir. Mekke Medine demektir. Kudüs demek İstanbul demektir. Bu şehirlerin acısı nasılsa Kudüs’ünde içimizde taşıdığımız acısı aynıdır. Asla birbirinden ayrılmaz İslam şehirleridir. Şu kafamızın bir köşesinde yer almalı. Kudüs ne Arapların ne Filistinlilerin ne de Türkiye’nin Acemin meselesidir. Kudüs samimi ve ihlâslı Müslümanların meselesidir. Nasıl ki; Hz Ömer, Selahattin ve Halife Selim Sultan Kudüs davasını İslam davası olarak almışlar ise bugünde aynı zihni platformu yakalamak zorundayız. Değilse teker teker küresel sermayenin kapitalist pazarında bizi dağıtır ve yok ederler zaten öyle değil miyiz İslam dünyası olarak.

Kudüs davası ümmetin davasıdır. Kudüs elimizden giderse hepimiz gideriz. Tüm İslam dünyası batını kuklası olur maazallah. Artık uyanma zamanıdır. Artık ümmet kavramını sığ bir düşünce iklimine hapsetmemek gerekir. Müslümanlar kardeştir ve aralarında mutlaka adı ne olursa olsun güçlü bir birliktelik bağı kurmak zorundadırlar. Türkiye Arakan Müslümanlarına yardım götürdüğünde Arakanlı Müslümanların Selamı nasıl aldığını, nasıl ağladıklarını, nasıl heyecanlandıklarını ve ilk defa kendilerine bir İslam coğrafyasından gelen bir devletin kendi yanlarında olduklarını görmeleri onların insan olduklarını kendilerine getirdiğini ve seslerini duyurduğunu göstermektedir. Pısırık kalınılsaydı ses çıkartılmasaydı, ulusal kamuoyuna taşınmasaydı arakan’ın nerede olduğu bile bilinmiyordu.

Türkiye’miz mazlumun yanında olduğu müddetçe Cenabı Rabbül Âlemin bizlere yardımını esirgemeyecektir. Peygamberimiz “Ümmetin derdiyle dertlenenin özel dertlerini Allah kaldırır. Ümmetin derdiyle dertlenmeyeni Allah kendi dertleriyle baş başa bırakır” buyurur.

Elhasıl. Kudüs ümmetin can damarı ve gönül köprüsüdür. Sesi ve nefesidir. Kudüs aşkın vav halidir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık