);*} APARTMAN UYUMSUZLARI
  • 24 Mayıs 2017, Çarşamba 7:32
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

APARTMAN UYUMSUZLARI

Şehir hayatının keşmekeşliklerinden biride yaşadığımız çevrede yükselen bol katlı binalardır. Gerçi göç eden nüfusa katlı otopark gibi çözüm üretilmesi ve üst üste katlarla birçok sayıda nüfusun bir arada yaşaması ön görülmüş ise de, bina yapmakla belki barınma ve yerleşme adına çözüm bulunabiliyor, lakin temel mesele ev alma komşu al meselesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Yıllardır mesleğin gereği başka şehirlerde kiralık evlerde oturduktan sonra benimde şu yalan dünyada kalacak bir mekânım olsun diyerek biriktirdiğin veya borçlandığın evine oturmak için geliyorsun, bu seferde karşına üstten yandan ya da alttan gecenin hangi saatinin ne olduğu kaale alınmadan, Kemal Sunal filmindeki davulcular gibi tam oturma, sohbet, uyuma ve uykulu vakitlerde gelen terelelli seslerle uyanıyor ve insan da sinir denilen bir şey kalmıyorsa, ister istemez bu apartman denilen koca binanın kurallarının ne olduğunu sorgulamak durumunda kalıyorsun.

En basit bir tanımlama ile bir köyün bir ailenin bir okulun yöneticisi/idarecisi varsa apartman denilen koca binanın da bir yönetim sorumlusu vardır. Burada şunu hemen kaydedelim ki, bu sorumluluk taşıma olayı sadece görevlendirilen kişilere ait değil, burada yaşayan tüm apartman sakinleri için geçerlidir. Apartman sakini dedim de içimde gülmek geldi. Nasıl bir sakinlikse maalesef. Her gün yaşadığın mekânda her ana denk gelen dengesizlerin yaptıkları davranış bozuklukları böyle bir apartman kültüründen yaşama ve uygulama konusunda ne denli yetersiz olduğumuzun da açıkça göstergesidir.

Kimseyi küçümsemek karalamak veya töhmet altında bırakarak isnat yapmak istemiyorum. Lakin apartman da yaşama konusunda da inanın sınıfta kaldığımızı söyleyebilirim. Üstelik bu tür davranış bozukluklarının her gün tekrarlandığı ortamlarda gerilmelerde bir o kadar giderek artmaktadır. Hakikaten toplu olarak yaşamaya mecbur edildiğimiz bu kos koca binalarda yapılan sorumsuz davranışlar, yer geliyor insanı canından bezdiriyor. Atalarımız ev alma komşu al sözünü boşuna söylememişler. Komşu komşunun külüne muhtaç iken biz komşularla düşman olmak onları yerlerinden adeta kaçırmak ve huzursuz etmek adına her şeyi yapıyoruz nedense. O zaman ortada ne insanlık kalır ne de huzur sükûnet kalır. Gergin gerilimler sonunda ya karakolda ya da adliye koridorlarında ayak sesleri olarak yorgun elemlere dönüşür.

Bu konuda hepimiz yaşadığımız mekânın korunmasından sorumluyuz. Sorumluluk sadece mevcut olan apartman giderlerine katılmakla bitmiyor, asıl mesele bu ortamın huzur ve sükûnet haline dönüşmesidir. Akşam işten eve geldiğinde dinlenebileceğin veya aile sakinleri ile konuşabileceğin bir ortamı etrafındaki komşu denilen kimliksizler bunu sana çok görüyorlarsa yaşadığın yer insanı bir mezar gibi sıkar adeta. Hele aileler vurdumduymazlık gösterir çocuklarına mukayyet olmazlar dışarıda yapmaları gereken çocuk oyunlarını şöyle gürültü patırtı ev içinde koşturmaca kovalamaca şeklinde sürdürmelerine göz yumuyorlar ve bile bile diğer komşuların kendilerine uyarılarını dikkate almıyorlarsa artık aralarında ya bir husumet başlıyor ya da kin bağlanılıp beddua seanslarına başlanılıyor. Ailelerin kendi çocuklarıyla ilgili be eğitimsizlik ihmalleri onların büyüdükleri zamanda da aynı ritüel anlayışlarla devam ettiriliyorsa artık o çocuk bu sorumluluk taşımadığı ve kendisinin bile rahatsızlık duymadığı davranışlarını okula çevreye sokağa arkadaşlarına vs. öyle yansıtıyor ki en ufak bir kıvılcımla parlayan ve geçimsiz tipler olarak sorumluluk kazanamayan bireyler kaygı verici boyutta eğitimin en büyük sorunu olarak seni ve her şeyi rahatsız ediyor, bundan toplumun her kesimi etkileniyor. Ama olumsuz yönde etkileşim oluyor.

Ailelerin bu tür olumsuz durumlarının yanı sıra onların sıra dışı çamaşır asılı iken yukarıdan balkon suyunu akıtmaları yahut yemek sofrasının bezini çırpmaları, ev içi yerli yersiz kavgalarla komşulara çektirilen eziyetler, asansörlerin hor kullanılması ve oyuncakmış anlayışıyla çocukların inip binmesi, vs. bunlar normalmiş gibi artık sıradanlık gösterirken en büyük problemlerin biri de şehrimizde yaşayan üniversiteli öğrencilerin gösterdiği uyumsuzluk ve davranış bozukluklarıdır. Başka şehirlerden misafir olarak ilimize gelip okuma ilim öğrenme ve yarın ki Türkiye’nin temsilcileri olacak bu kafaların herkese örnek olmaları beklenir elbette. Fakat yıllardır yaşadığım şehrimde ve apartman hayatında bu beklentilerin ne kadar uzağında olduğumuzu müşahede edebiliyoruz. Bu olumsuzları elbette tamamına indirgemek yanlış olur. Lakin ev tutarak kalanların bir süre sonra aklın güzelliklerinden edebin niteliklerinden adabı muaşeret kurallarının tamamından uzak kaldıkları ve bildik hareketlerle kendilerini ispatladıklarına şahit oluyorsun. Münferitte olsa içlerinde sorumsuz davranan ve bunlara mı biz çocuklarımızı teslim edeceğiz dedirtenler var ki, gerçekten düşündürücü! Mahallemizin üniversiteye yakın olması sanki apartmanların bunlar için yapılmış ve bunlar için kira getirisi olmuş espirisini akla getiriyor. Aileler oturmadıkları evlerinde üç beş kuruş diye sorup sormadan yahut teslim ettiği emlakçinin hakikaten kiraya verirken lütfen evde huzursuz olunulmasın sizin dikkat etmeniz gerekir çünkü sizler öğrenci ve misyon sahibisiniz deyip demediği şüpheli iken bende gördüklerime bakarak böyle yorumlar yapmak zorunda kalıyorum.

Kazara elektrikler kesildiğinde ağza alınmadık küfürler savuran, gecenin hangi saati olursa olsun bu icraatı işleyen, tuttukları apartmanlarda nedense buraların dinlenme yeri ve huzur ortamı olduğunu unutarak veya takmayarak aklına estiği gibi bağırıp çağıran eğlence düzenleyen müzik ritimleri tutturan, apartman giriş ve çıkışlarında hatta asansörlerde bağırarak konuşan ve kaba hareketlerde bulunan bu arkadaşların vaziyetleri pek iç açıcı değil. Açıkça söylüyorum benim evim olsa şayet üç kuruş kazanacağım diye aslını astarını sormadan titizlik göstermeden sadece para kazansın düşüncesiyle hareket edip asla böyle huzur bozucu öğrencilere kiralamak istemem kendi adıma. Bu nedenle, apartman yöneticileri yaptıkları her toplantıda, şayet emlakçi ise kiralarken gerekirse sözleşme metnine yazdırarak kiralama konusunda titiz ve uyarıcı olmalılar. Boş yere kimse kimseyle karşı karşıya gelmesin. Bunun tek yolu ise, herkesin, ailelerin ve öğrencilerin sorumluluk içerisinde olmalarıdır.  Yüce Peygamberimiz(s.a.v.) Rabbim terbiye etti beni. Ne güzel yaptı terbiyemi”buyurmuştur. Daha başka yazmaya gerek var mı bilmem. İslamın terbiyesinden uzaklaşan kapitalizmin anaforunda savrulur.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık