• 03 Nisan 2018, Salı 7:33
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

TEKER KIRILMADAN…

Bir tabir vardır; ‘Teker kırıldıktan sonra akıl veren çok olur’ diye. Hakikaten olumsuz bir durum oluştuktan sonra koro halinde başlarız keşke şöyle yapsaydık, yapsaydınız v.b… gibi…

Bizde teker kırılmadan bir uyarı yapalım dedik, akıl vermek haddimize değil. Hani bir davul zurna çalalım diyoruz… Nerede sivrisinekten anlayacak erkan…

Mesela, Aralık ayında Mevlana’yı anma törenleri düzenleriz Konya’da… aralık gelmeden bizler törenlerin daha iyi daha olumlu geçmesi için kalemlerimizi kullanmaya başlarız. Görürüz ki değişen hiçbir şey yok. Yazdığımız yanımıza kar kalır. Çaresiz bir sonraki yılın törenlerini bekleriz. Deriz ki, Şu Ahmet ÖZHAN Beyi ve Tuğrul İNANÇER Beyi artık yeter törenlerde görmek istemiyoruz diye. Zira hiçbir yeniliğe açık olmadıkları gibi neler olabilir diye isimleri de zikredip açıklarız.

Dünya gözü üzerinde olduğu ve dünyanın dört bir ucundan insanın Hz. Mevlana’ya koştuğu Aralık ayı törenlerini layıkıyla yapamayız.

Bu işi organize eden Sayın Valiliğimiz başkanlığında bir kurul var, Büyükşehir Belediyesi, İl Kültür Müdürlüğü ve Konya’daki Üniversitelerimiz de bu guruba dahil.

Herhalde olay şöyle gelişir. Yahu geçen sene ne yapmışız? Dokümanları bir getirin hele. Ufak tefek değişiklikler, örneğin topluluğun söylediği ilahilerin makam değişikliği gibi…

Anladık ki Ahmet ÖZHAN Bey ve Tuğrul İnançer bey ölene kadar Mevlana Anma Törenlerinin müdavimleri. Arkalarında nasıl bir güç var anlamak mümkün değil.

Ahmet ÖZHAN Beyi elektrikli engelli aracıyla, törenlere katılıp icra yaptığını görebiliriz. Elektrikli sandalye diyorum, aksi halde bir kişiyi de arabayı kullanması için görevlendireceğiz.

Yani anlayacağınız, anlayacağımız Ahmet ÖZHAN Bey ve Tuğrul İNANÇER Bey, bulunmaz Bursa kumaşı… Türkiye’de onların yerini dolduracak kimse yok (!)…

Bu arada Mevlana Türbesinin içine ek bir bina yapımı başlamıştı… Zeminde mezarlar çıkınca, inşaat durdu. Hala duruyor, hala duracakta… Belki soğumaya bırakıldı. Bir denk getirip mezar falan dinlemeden inşaat yeniden başlayabilir. Bana da öyle geliyor.

Ha bu arada Türbe içindeki ek inşaat yüzünden mevcut helalar yıkıldı. Geçen bir Japon turist fellik fellik tuvalet arıyordu. Güldüm. Sen biraz zor bulursun helayı dedim.

Bence gerekirse idari binalardan biri bu iş için kullanılmalı yeniden tanzim edilmeli. Dünyanın öbür ucundan gelen insanların tuvalet ihtiyacını gidermek için kılını kıpırdatmayanlara yazıklar olsun.

Şimdi daha Aralık ayına çok var. Nereden çıktı bu iş diyebilirsiniz. Biz yumurta bir yerlere gelmeden yazalım dedik.

Mesela bahar geldi, yaz geliyor. Mayıs ortası Ramazan ayın. Yine birkaç şey söyleyelim. Olur ya Nasreddin Hoca misali ya tutarsa… Biz mayamızı çalalım.

Malum Konya gürültülü ve disiplinsiz bir şehir. Dereceleri var.

Günün gelişigüzel saatlerinde özellikle, geç saatlerde gürültülü sürat motorları şehrin en işlek caddelerinde, özellikle Nalçacı caddesi ve devamında fink atıyor. Verdikleri ara gazı ve egzozlarından çıkan gürültü evlere şenlik. Bu gürültüyü biz duyuyoruz da Nalçacı Caddesi üzerinde Trafik Birimleri nasıl duymuyor. Duyuyorsa neden önlem almıyor. Duymuyorsa diyeceğimiz yok. Ayrıca bu motorlar bu yol üzerinde anormal sürat de yapıyorlar. Yetkililere bir iletelim dedik. Yetkili kim? Diyeceksiniz. Be değilim onu biliyorum.

Mayıs ortasında mübarek Ramazan ayı başlıyor. Konya’da bir gariplik var evlerin, apartmanların alt katları dükkan. Buralar kimi zaman oyun salonu, kimi zaman kafe, kimi zaman araç lastikçisi. Buralara bu ruhsatı kim verir bilemem diyeceğim yalan olur. Belediyeler verir. Apartmanda oturan insanlara bir kişi için, bir işyeri için nasıl kıyıyorlar bilmiyorum. Tabii bunlar öbür tarafta verecekleri hesaptan habersiz olsalar gerek.

Şimdi söyleyeceklerim, Sayın Valime, Emniyet Müdürüme, Belediye Başkanlarımıza ve ilgili kamı kurumlarına…

Ramazan ayı geldi mi, kahvehanelerin daha doğrusu oyun salonlarının SAHURA kadar açık kalmasına müsaade ediliyor. Her halde arkadaşlar uzun süre rahat rahat oyunlarını oynasınlar, gürültüye patırtıya sahura kadar devam etsinler diye.

Ramazan ayı sıcak havalara denk geldiği için, kahvehaneler, masaları dışarıya da çıkarıp öze, ışıklı seyyar düzeneklerle sokağa da taşıyorlar. Bu kahvehanenin hemen üstü ev ve insanlar yaşıyor. Onlar uyuyacaklar, sahura kalkacaklar belki biraz daha uyuyup erkenden ekmek paraları için işlerine gidecekler. Peki bu mümkün mü? Hayır… Sahura kadar okey taşı sesinden, yukarı doğru boru gibi çıkan sigara dumanından, küfürlü ve yüksek sesle yapılan oyun kritiğinden bu insanlar nasıl rahat etsinler, nasıl uyusunlar?

Devleti temsil edenler kimden yanadır. Vatandaştan yana mı? Yoksa işletmeden yana mı?

Ben bu yazıyı her yıl yazarım. Hani teker meselesi. Biz görevimizi yapalım da öbürleri ne yapar bilemem.

Bu yüzden evini satıp, taşınanlardan biriyim. Yani damdan düşenim.

Bir keresinde kızıp, bu gürültü karşısında yetkisini kullanmayanlara veya kötüye kullananlara, Ahirde de sizin eviniz bir oyun salonu üzeri olsun, orada da hiç uyku ve dinlenme yüzü görmeyin diye beddua ettiğimi hatırlıyorum.

Çare… apartman altlarında gürültü çıkaracak, toplumu rahatsız edecek iş yerlerinin açılmasına ve ruhsat verilmesine müsaade edilmemeli. Verilen ruhsatların iptali cihetine gidilmelidir.

İş merkezleri altında olan oyun salonları etrafı rahatsız etmedikçe 7-24 açık olabilir.

Bakalım Konya’yı idare eden atanmış, seçilmiş ve kamu memurları bu sene ne yapacaklar. Göreceğiz. Umudumuz yok dersem yalan olur. İnancı olanın umudu mutlaka vardır.

Yetkilileri uyarıyoruz. Esen kalın, gürültüsüz kalın, sağlıcakla kalın…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık