• 28 Nisan 2016, Perşembe 8:32
HasanMERT

Hasan MERT

Dini Yaşantının Dayanağı

Hayatımızda zihnimizi işgal eden kalbimizi, aklımızı, fikrimizi meşgul eden en önemli konu hangisidir?.. Din konusudur, inanç konusudur, iman konusudur. Niçin en önemlidir?.. Çünkü din insana hem dünyada, hem ahirette lâzım!..

Dünyada din, insana ahlâk öğretiyor, fazilet öğretiyor, yardım öğretiyor... Sevmeyi öğretiyor, başkalarına acımayı öğretiyor, düşkünü tutup kaldırmayı öğretiyor, yoksulu korumayı öğretiyor, zengine cömertliği öğretiyor... Kişisel, ruhî, ailevî, ictimâî sayısız faydaları var... Topluma ve kişiye, insanların mutluluğuna çok çok faydaları var... Onun için dünyada da önemli, ahirette de önemli. En önemli konu din konusu...   

İnsanların gündeminden dinî değerleri, özellikle ahiret inancını silmeyi hedefleyen seküler kültür, çağımızın çok ciddi tehlikelerinden biridir. Allah ve Ahiret inancına özel vurgu yapan İslamiyet ise bu zehirin en güçlü panzehiridir.

‘’ İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?’’ (29 Ankebut Suresi 2)

İnsanlara peygamberler gönderildiği zaman onlardan kimisi:

"İman ettik" derler.

Kimisi ise: " İman etmedik" derler, hatta kötülüklere de devam ederler.

Her kim "İman ettik" demişse, Allah'u Teâlâ bunlardan doğru söyleyenle yalancıyı ayırmak için imtihan eder, imtihana tabi tutar ve ona bakar. Kim de "İman etmedik" demişse, o kimseler de sanmasınlar ki Allah'ı bir şey aciz bırakır. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz ve O'nun hükmünün önüne de kimse geçemez. İşte bu Allahu Teâlâ'nın sünnetidir. O insanlara peygamberlerini gönderir, onlardan kimisi de peygamberleri hem yalanlar hem de eziyet ederlerdi. (Alıntı İbn-i Kayyım Cevzi el-Fevâid)

2-3. Putperestlerin başta Bilâl-i Habeşî, Ammâr ve Yâsir gibi kimsesizler olmak üzere, Müslümanlara uyguladıkları baskı ve zulümlerin dayanılmaz noktalara ulaştığı Mekke döneminin sonlarında inen bu âyetler, gerçek mümin ve Müslüman olmanın anlamını ve şartlarını ana çizgileriyle ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır.

 Buna göre insanların sorumluluklarım yerine getirmiş sayılmaları, dolayısıyla gerçek mânada Müslüman olmaları için yalnızca "inandık" diyerek sözlü bir iman ikrarında bulunmaları yeterli değildir. Asıl dindarlık, Allah'ın insanları inançları uğrunda bazı güçlüklerle imtihan ettiğinde ortaya çıkar.

 

İbn Atıyye'nin de ifade ettiği gibi (IV, 305) her ne kadar bu âyetlerin, belirtilen tarihsel bağlamla ilgili olarak indiği kabul edilirse de içerdiği anlam ve mesaj süreklidir, evrenseldir; kapsamı da insanoğlunun karşılaşabileceği yoksulluk, hastalık, ölüm, savaş gibi bütün acı olayları, hatta yerine getirmek zorunda olduğu ödev ve sorumluluklara katlanmayı da içine alacak kadar geniştir. 3. âyette geçmiş çağlardaki toplulukların da bu tür fitnelerle imtihan edildikleri, yani düşmanlarının baskı ve zulümlerine mâruz kaldıkları belirtilmek suretiyle bu âyetlerin evrenselliğine işaret edilmiştir. Buna göre iyilikle kötülük, iyilerle kötüler, müminlerle münkirler arasındaki çatışma insanlık tarihinin sadece bir döneminde yaşanıp bitmiş bir olgu değildir; aksine bu "sünnetullah"tır, yani Allah'ın sürüp giden şaşmaz bir yasasıdır. (1)

 

  Başlangıcından sonuna kadar dünya hayatı bireyler için olduğu kadar topluluklar için de bir imtihan alanıdır. Nitekim Müslümanlar, ilk zamanlarda olduğu gibi tarihin sonraki dönemlerinde de sıkıntılar yaşamışlar, inançlarını ve kutsal değerlerini yok etme hareketleriyle karşılaşmışlardır. Günümüz Müslümanları da aynı durumu ağır bir şekilde yaşamaktadırlar; tarihin gelecek dönemlerinde de bu tür tehlikelerle karşı karşıya kalabileceklerdir. Şu halde bu âyetler sadece ilk Müslümanları değil, her dönemdeki bütün inançlı insanları, -sadece "inandım" demekle yetinmeyip- kişisel ve toplumsal varlıklarına, değerlerine, hak ve özgürlüklerine, ülkelerine ve bağımsızlıklarına sahip çıkmaya; bu uğurda özveride bulunmaya, zorluklara ve acılara katlanmaya çağırmakta; doğrularla yalancıların, yani gerçekten mümin ve müslüman olanlarla sözde müslümanların bu şekilde ortaya çıkacağını, bunların Allah katındaki değerlerinin de bu imtihandaki başarı derecelerine göre belli olacağını İfade etmektedir. (2)

 

 ‘'Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin' diye din olarak Nuh'a tavsiye ettiğini, Sana vahy ettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allah sizin için de Şeriat nizamı yaptı. Fakat kendilerini  çağırdığın bu nizam Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir." (Şûra/13)

 

 13 ‘’Sizin için, dinden Nuh'a tavsiye ettiğini ve sana vahyeylediğimizi ve İbrahim'e ve Musa'ya ve İsa'ya tavsiye kıldığımızı teşrî buyurdu; şöyle ki: "Dîni doğru tutun ve onda tefrikaya düşmeyin!" Müşriklere, bu davet ettiğin emir (Allah'ı birleyip O'na teslim olma işi) ağır geldi, Allah ona dilediklerini seçecek ve (kendisine yönelip) yüz tutanları ona hidayetle erdirecektir.(Alıntı Hak Dini Hamdi Yazır)

 

13, O, Nuh'a buyurduklarını, sana vahyettiklerimizi, İbrahim'e, Mûsâ'ya ve İsâ'ya buyurduklarımızı size din kıldı ki o dini ayakta tutasınız, o konuda tefrikaya düşmeyesiniz. Kendilerini davet ettiğin bu din müşriklere ağır geldi, Allah (dini tebliğ için) dilediğini seçer ve kendisine yöneleni doğruya iletir.(Alıntı Kur’an Yolu)Devam edecek

Dipnotlar:

(1) Şevkânî, III, 221

(2) Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sadrettin Gümüş, Kur’an Yolu: IV/240-241.(Alıntı Kur’an Yolu)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık