);*} Sevgili Peygamberimiz ve Mucizeleri
  • 18 Nisan 2016, Pazartesi 9:31
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Sevgili Peygamberimiz ve Mucizeleri
Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.), Cenâb-ı Hakk’ın biz kulları için seçtiği örnek şahsiyet ve muallim olup, diğer peygamberler gibi O’da İlâhi davayı tebliğ etmeye başladığında insanların inkârlarıyla ve tepkileriyle karşılaşmıştır.   Lâkin Allah’ın âdeti üzere, diğer peygamberlerin olduğu gibi, ümmeti olmakla şeref duyduğumuz sevgili Peygamberimize de davasını ispat için bazı mucizeler verilmiştir.   Mucizelerle ilgili diğer bir husus ise, Ashab-ı Kiramın Hz. Peygamberimize çok yakın oldukları hâlde, O’ndan mucize istediklerine pek rastlanmamaktadır. Zira Kur’an böyle bir davranışta bulunulmamasını daha Mekke’de iken nazil olan şu iki ayetle istemiştir:    ‘’Dediler ki, O’na Rabbisinden ayetler (mucizeler) indirilmeli değilmiydi’’ De ki, ayetler (mucizeler) Allah’ın katındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.’’ ‘’Kendilerine okunan Kitabı (Kur’an’ı) sana indirmemiz yetmez mi? Şüphesiz ki inanan bir toplum için bunda bir rahmet ve öğüt vardır.’’(1)   Peygamberimize vahy edilen Kur’an-ı Kerim tüm zamanlara hitap etmesi bakımından en büyük ve ebedi bir mucizedir. Peygamberimiz bir hadislerinde ‘’hiçbir peygamber yoktur ki, onlara kendi zamanlarındaki insanların inandıkları bir mucize verilmemiş olsun. Hepsine mucizeler verilmiştir. Bana mucize olarak verilen ise Allah’ın bana vahyettiği Kur’an-ı Kerim’dir.’’ buyurmuştur.(2) Kur’an, lafzı(sözü) ile ve manasıyla mucizedir.   Sevgili Peygamberimizin mucizeleri Ay’ın yarılması, gelecekle ilgili verdiği haberlerin doğru çıkması, yiyecek ve içeceklerin bereketlenmesiyle ilgili mucizeler, su, ağaç, dağ, taş ve cansız bazı varlıklarla ilgili mucizeler, hastaların ve yaralıların şifa bulması, dualarıyla gerçekleşen mucizeler, hayvanlarla, diriltilen cenazelerle, melekler ve cinlerle ilgili mucizeler, düşmanlarından korunması ile ilgili, doğumundan evvel müjdelenmesi gibi Sevgili Peygamberimizin mucizeleri, diğer peygamberlerin mucizelerinden hem rakam hem de derece bakımından çok çok üstündür. Ebû Hüreyre (r.a.) şöyle anlatmaktadır:   “Biz Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber bir seferde idik. Derken bir ara askerlerin azığı tükendi. Bineklerinden bazısını kesmek istediler. Hz. Ömer (r.a.):   «−Ey Allah’ın Rasûlü! Ben cemaatin geri kalan yiyeceklerini toplasam da siz onlar üzerine, bereketlenmeleri için dua ediverseniz daha iyi olmaz mı?» dedi. Efendimiz de öyle yaptı. Buğdayı olan buğdayını, hurması olan hurmasını, hurma çekirdeği olan da çekirdeğini getirdi.” Orada bulunanlar Ebû Hüreyre Hazretlerine büyük bir hayretle:   “−Çekirdekle ne yapıyorlardı?” diye sordular. O mübârek sahâbî: “−İnsanlar yiyecek bir şey bulamadıkları için onu emiyor, üzerine de su içiyorlardı!” dedi ve hâdisenin devamını şöyle anlattı:   “Rasûlullah (s.a.v.) dua buyurdu. Yiyecekler öylesine bereketlendi ki herkes kaplarını doldurdu. Rasûlullah bu ilâhî ikram karşısında:   «Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur ve ben O’nun Rasûlü’yüm. Bu iki hususta şüpheye düşmeden Allah’a kavuşan kimse cennete gidecektir» buyurdu.”(3) Mekke’de Kureyş’in kendisinden bir mucize istemesi üzerine Allah Rasûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem-, Rabbine dua etmiş ve Ay ikiye bölünmüş, bu mucize her taraftan görülmüştü.   Ay ikiye ayrıldığında bir parçası Ebû Kubeys Dağı tarafında, diğer parçası Kuaykıân Dağı tarafında müşâhede edildi. Müşrikler, Mekke dışındaki uzak yerlerden gelen kervanlara böyle bir hâdiseyi görüp görmediklerini sordular. Onlar da Ay’ın yarıldığını gördüklerini ifade ettiler.(4)     Nitekim meşhur Fransız astronom Lefrançois de Lalande, Ay’ın geçmiş hareketlerini ince­lerken bu mucizenin doğruluğunu kabûl etmek zorunda kalmıştır.(5) 

 

Dipnotlar:

1- Ankebut:50,51.                                                                                                                                                                2- Buhari, İ’tisam, 1.                                                                                                                                              3- Müslim, İman, 44.                                                                                                                                      4- Kamer, 1-3; Buhârî, Menâkıb 27, Menâkıbu’l-Ensâr 38, Tefsîr 54/1; Müslim, Münâfıkîn, 43, 47, 48; Tirmizî, Tefsîr, 54/3286; Ahmed, I, 377, 413.                                                                                                        5- Zekâî Konrapa, Peygamberimiz, İstanbul 1987, s. 110.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık