);*} Hayâ ve İmana Sahip Olmak
  • 10 Haziran 2019, Pazartesi 9:07
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Hayâ ve İmana Sahip Olmak

Milli şairimiz merhum Mehmet Akif şöyle der:

“Göster Allah’ım bu millet kurtulur tek mucize,

Bir utanmak hissi ver gaib hazinenden bize”

Bu dünyada ve ahrette de en değerli hazinemiz sahip olduğumuz güzel ahlâk ve edeptir. Çünkü insanoğlunun bu şerefli ve ulvi hazinesinin değer ve kıymeti sahip olduğu kadardır.

Nitekim Cenâb-ı Hakk, Hazret-i Peygamber’in yüksek değerini ifade sadedinde âyet-i kerîmede;

“Şüphesiz ki Sen, yüce bir ahlâk üzeresin” (el-Kalem, 4) buyurmuştur. Hazret-i Peygamber(s.a.v.) de;

“Ben başka bir maksatla değil, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” (İmâm Mâlik, Muvattâ, Hüsnü’l-hulk, 8) buyurarak vazifesini tarif etmiş ve bütün insanlık âlemine «üsve-i hasene», yani mükemmel bir ahlâk numunesi olmuştur. Bu bakımdan ahlâk, dinin özünü teşkil etmiştir.

İffet, yeme içme ve şehevî arzular halinde daima ölçülü olmak, aşırı ve süflî istek ve arzuları bastırıp dinin ve aklın emri altına almak kaydıyla faziletli bir ömür yaşamaktır. Çünkü İffet, insana ait bir nimet ve özelliktir. Diğer mahlûkât için böyle bir durum mevzubahis değildir.

“Hayâ; utanma, hicap, âr anlamlarına gelir. Edebe aykırı olan olaylar meydana gelince kalbin duyarlılık kazanması ve ıstırap duymasıdır. Dolayısıyla insanı diğer mahlûkattan beri tutan en mühim vasıf iffettir. Onun zayi edilmesi; insanlık haysiyetini kaybedip diğer mahlûkâtın seviyesine inmek demektir.

Cenâb-ı Hak, kullarının iffetli bir ömür sürmesini arzu buyurur. İffetli davranmakla insan, nefsin arzularına köle olmaktan kurtulur ve gerçek hürriyeti elde eder. Nitekim “İnsanı zillete düşüren asıl kölelik, şehvet köleliğidir” denilmiştir

Bazı duygular vardır ki, günah ve ayıp sayılan şeyleri yapmamıza mani olur. Bunlardan birisi de sadece insanlara ait olan hayâ duygusudur. İffetin muhafazası ise daha çok hayâ duygusu ile sağlanır. Hayâ da temel ahlâkî vasıflardandır. Hadîs-i şeriflerde şöyle buyurulur:

“Hayâ îmandandır ve hayâlı olan kimse cennettedir! Hayâsızlık ise kalbin katılığındandır; kalbi katı olan da cehennemdedir!” (Buhârî, Îmân, 16)

“Allah (c.c.) çok hayâlı ve çok gizlidir. Bundan dolayı hayâyı ve örtünmeyi sever. O hâlde herhangi biriniz gusledeceği zaman örtünsün.” (Ebû Dâvûd, Hammâm, 1/4012)

“Hayâ ve îman bir aradadır; biri gittiğinde diğeri de gider!” (Taberânî, Evsat, VIII, 174; Beyhakî, Şuab, VI, 140; Buhârî, Edeb, no: 1313)

Hayâ, çekinmek ve utanmak demektir. Namusu muhafaza etmek ve haysiyetini korumaktır. Yüce Rabbimiz, iffet ve hayâ husûsunda zirveye çıkmış olan iki şahsı, mü’minlere örnek olarak gösterir. Bunlar “kıssaların en güzeli” diye Yûsuf Sûresi’nde hikâyesi anlatılan Yûsuf (a.s.) ile Kur’ân-ı Kerîm’in 34 yerinde kendisinden övgüyle bahsedilen Hz. Meryem’dir. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

“İffetini korumuş olan İmrân kızı Meryem’i de (Allah örnek gösterdi). Biz, ona ruhumuzdan üfledik, o da Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti ve gönülden itaat edenlerden oldu.” (Tahrîm, 12; Enbiyâ, 91)

Rasûlullah (s.a.v.) hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: 

“Kim bana iki çenesi arasındaki (dili) ile iffet ve nâmusunu koruma sözü verirse, ben de ona cennet sözü veririm.” (Buhârî, Rikâk, 23)

“Üç kişi vardır ki onların gözleri cehennemi görmez: Allah yolunda nöbet tutan, Allah korkusuyla ağlayan ve Allah’ın haramlarından sakınan kişilerin gözleri…” (Heysemî, V, 288)

Hiçbir gölgenin bulunmadığı sıkıntılı kıyâmet gününde Cenâb-ı Hakk’ın Arş’ının gölgesi altında serinletip ikramlarda bulunacağı yedi grup insandan biri:

“Rabbına kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç” diğeri de; “Güzel ve mevkî sahibi bir kadının beraber olma isteğine «Ben Allah’tan korkarım» diye yaklaşmayan yiğit”tir. (Buhârî, Ezân, 36; Müslim, Zekât, 91)

Bunlar iffetli ve namuslu kişilerin âhirette elde edeceği şeref ve mükâfâttır. İffet ve nâmusun dünyevî bereketleri de çok büyüktür. (Buhârî, Büyû‘, 98; Müslim, Zikir, 100)

Hayâ, kişinin her hususta haddini bilip, onu aşmaması şeklinde de tanımlanabilir. Gerek Allah’a gerekse insanlar karşı kendi konumunu muhafaza etmesi insanın faziletlerindendir. Hayâ duygusu, insanın yaratılıştan sahip olduğu bir olgudur, yani fıtrîdir.

İffet ve hayâ husûsunda zirveye çıkmış şahsiyetlerden biri de Hz. Osman’dır. Rasûlullah (s.a.v.), meleklerin bile ondan hayâ ettiğini haber vermiştir. (Ahmed, I, 71; VI, 155)

Hz. Osman (r.a.) da şöyle buyurur:

“Vallahi ben câhiliye devrinde de İslâm dönemin­de de hiç zinâ etmedim. Câhiliyede tiksindiğim için, müslüman olduktan sonra ise iffetimden dolayı zinâya yaklaşmadım.” (Bkz. Ebû Dâvûd, Diyât, 3/4502; Ahmed, I, 163)

Cenâb-ı Hakk, gönüllerimizi Sevgili Peygamber Efendimiz’in güzel ahlâkı ve edebi ile ziynetlendirsin. Dünyada ve âhirette yüzümüzü ağartacak ahlâkî davranış ve güzel amellere muvaffak eylesin!

Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık