• 31 Temmuz 2017, Pazartesi 8:06
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Dua ve Zikir Hâlinde Olmak

Bir kulun hayatının en değerli anı, Yüce Mevlâ’ya yönelip de O’nunla baş başa kaldığı vakittir. Bu kıymetli zamana ulaşmak için Cenâb-ı Hakk ile baş başa kalmanın en güzel yolu da dua ve zikir hâlidir.

Sevgili Peygamberimiz; “Kul, elini açarak Allah’tan hayır bir şey dilerse; Yüce Allah, kulunun elini boş olarak geri çevirmekten hayâ eder”(1) buyurmuştur. Bu hadîs-i şerîften; içtenlikle yapılan duaların kabul göreceği anlaşılmaktadır.

 Bir başka hadîs-i şerifte de: “Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a, (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz Allah’ın rahmeti, iyilik edenlere çok yakındır.”(2) diye biz ümmetine müjde ve uyarılarda buyurmuşlardır.

İnsanoğlunun hayatını idame ettirmede yeme ve içmeye ihtiyacı olduğu kadar ruhen de dua etmeye, yalvarıp yakarmaya ihtiyacı vardır. Çünkü insan aciz bir varlık olduğu için istediği her şeyi temin edemez, her ihtiyacını kendisi karşılayamaz.

Başına gelecek belâ ve musibetlere karşı koyamadığından, içinde bulunduğu durumu düşünüp Yüce Yaratana mutlaka ihtiyaç duyarken, O’na dua ve niyazda bulunur. Bu ihtiyacı hissetme duygusu insanın fıtratında vardır. Ulu ve şefkatli bir kudretin desteğini yanında hissetmesi, içinde bulunduğu hâli O’na arz edip yardımını dilemesi, yüreğinden koparak gelen bir yalvarışla yapmış olduğu ibadet ve taatler, birer dua ve zikirdir.

Sevgili Peygamberimizde bir gün mü’minlerin başına gelen sıkıntıların günahlara kefaret olduğunu bir hadisi şerifte şöyle ifade etmiştir: “Başına gelen hastalık, bitkinlik, hüzün ve diğer sıkıntılara karşılık yüce Allah, mü’minin günahlarının bir kısmını siler.”(3)  

 Ayrıca musibet ve sıkıntı anlarında müminlerin:   “…Biz Allah’ın kullarıyız ve Ona döneceğiz… ”(4) anlamında ki “İnna lillâhi ve inna ileyhi raciun” ayetini okumalarını tavsiye etmiştir.

İnsan, sadece sıkıntılı olduğu zaman değil; rahatlık anında da çokça dua etmeli ki sıkıntılı anında yapmış olduğu duaları kabul görsün. Ancak duamızın kabülünde helâl lokma çok önem arz eder. Haram lokma ve kul haklarını ihlâl etmek duaların kabulüne engeldir. Mümin helâl yolla çalışarak alın teri ile elde ettiği kazançla beslenirse duası kabul olur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Kişi saçı sakalı dağınık ağlayıp feryat eder, hâlbuki onun yediği haram giydiği haram, içtiği haram bu dua nasıl kabul olur”(5) diye bizlere helâl lokmanın önemini bildirmiştir.

Kul, Mevlâ'sına gönülden yöneldiği vakit, O'nu karşısında ve gönlünde bulacak, ihlâslı ve samimi yapmış olduğu ibadetleriyle olsun, dualarıyla olsun O'na yalvarıp af isteyebilir. Yani her kul, Cenâb-ı Hakk ile doğrudan bağlantı kurma hakkına sahiptir. İslâm âlimleri, “ Cenâb-ı Hakk'a giden yollar mahlûkâtın nefesleri adedincedir”demişlerdir.

Mevlâ'mız,  Kur'an-ı Kerim'de kullarını sık sık dua ve tövbe etmeye teşvik etmekte, merhametinin çok geniş olduğunu, bu nedenle dualarını kabul edip günahları af edeceğini haber vermektedir.

İbrahim Edhem hazretlerine sordular: - Duâ ediyoruz ama kabul olunmuyor. Acaba sebebi nedir? İbrahim Edhem şöyle cevap verdi: - Yüce Allah’ı tanıyor fakat itaat etmiyorsunuz; Resûlü’nü biliyor fakat sünnetine tabi olmuyorsunuz. Kur’ân okuyor fakat onunla amel etmiyorsunuz. Nimeti yiyor fakat şükretmiyorsunuz. Cennetin itaatkârlar için donatıldığını biliyor fakat ona gönülden talip olmuyorsunuz. Cehennemin asiler için kurulduğunu biliyor fakat ondan kaçıp korunmuyorsunuz.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               Şeytanın size düşman olduğunu biliyorsunuz, fakat onun dostluğundan çıkamıyorsunuz. Ölümü biliyor fakat hayırlar yapmıyorsunuz. Ölüleri toprağa gömüyor fakat ibret almıyorsunuz.  Kendi kusurlarınızı bırakıp başkalarının kusurları ile uğraşıyorsunuz.                                                                                                                                                                     Bu halinizle duânız nasıl kabul edilsin?

Kıssada böyle anlatır. Lâkin, ihlâslı bir şekilde Mevlâmıza yapmış olduğumuz duaların kabulünden şüphe etmemeliyiz, dualarım kabul olmuyor diyerek dua ve ibadetlerimizde ümitsizlik ve tereddütler taşımamalıyız.

Yazımı Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz tarafından tavsiye edilen bir dua âyetinin meâliyle bitiriyorum: “Ey Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak, bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et! Rabbimiz Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru”(6)

Gönülden Muhabbetlerimle…

Dipnotlar:                                                                                                                               

1-Tirmizi No:                                                                                                                                                                     2-İbn’i Hanbel, III, 18.                                                                                                                                                         3-Müslim. Birr, bab:III,1992,H.No:2573.                                                                                                                           4-Bakara,157.                                                                                                                                                                     5-Müslim, “Zekât”, 65.                                                                                                                                                       6-Bakara, 2/286, 201.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık