);*} Cömert Cennete Yakındır
  • 21 Mart 2016, Pazartesi 8:50
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Cömert Cennete Yakındır

İnsanoğlunun yeryüzündeki vazifesi, ilâhî muhabbeti gönüllere aşılayan bir rahmet kapısı olmaktır. Büyük ruhlar, Cenâb-ı Hakk’ın şefkat ve merhamet nazarı ile mahlûkâta bakış tarzına muvaffak olanlardır. Şu hâdise ne kadar ibretlidir:

Abdullah bin Câfer -radıyallâhu anh- bir seyahat esnasında, bir hurma bahçesine uğradı. Bahçenin hizmetçisi, siyâhî bir köle idi. Köleye üç adet ekmek getirmişlerdi. Bu sırada bir köpek geldi. Köle, ekmeklerden birini ona verdi. Köpek, ekmeği yedi. Öbürünü de verdi. Onu da yedi. Üçüncüyü de verdi. Onu da yedi.

Bunun üzerine Abdullah bin Câfer -radıyallâhu anh- ile köle arasında şöyle bir konuşma geçti:

“–Senin ücretin nedir?”

“–İşte gördüğünüz üç ekmek.”

“–Niçin hepsini köpeğe verdin?”

“–Buralarda hiç köpek yoktu. Bu köpek uzaklardan gelmiş olmalı. Aç kalmasına gönlüm râzı olmadı.”

“–Peki bugün sen ne yiyeceksin?”

“–Sabredeceğim, günlük hakkımı Rabbimin bu aç mahlûkuna devrettim.”

Bu güzel ahlâk karşısında hayran kalan Abdullah -radıyallâhu anh-;

“–Sübhânallah! Bir de benim çok cömert olduğumu söylerler! Hâlbuki bu köle benden daha cömertmiş!” buyurdu.

Ardından da o köleyi ve hurma bahçesini satın aldı ve köleyi âzâd edip bahçeyi ona hediye etti.(1)       

Cömert; Cenâb-ı Hakk'ın kendisine lütfettiği servetten, O'nun emrettiği ve istediği yerlere zekât ve sadakasını verebilen, hayır ve hasenatını yapabilen, yetimlerin, öksüzlerin, fakirlerin, çaresizlerin, garip guraba... elinden tutabilen kişiye denir.

Mevzuumuza Yozgatlı Şâir Fennî merhumun çok güzel ve çok meşhur Müsebba’ından bazı bentleri okuyarak devam edelim:

Tesâdüf eyledikçe bir fakîr ebnâ-yı âdemde Edip taltîfîne himmet bırakma berzah-ı gamde

Ne buldun saklamakla surre-i dînâr u dirhemde Gerek sahn-ı kenîsâda gerek Beyt-i mükerremde

Hüner bir kalb-i mahzûnu sevindirmektir ‘âlemde Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen Dokunma hâtır-ı mûra Süleyman olmak istersen

İnsanoğullarından bir fakire tesadüf ettiğinde, onu dertleriyle baş başa bırakma, onun dertlerine derman olmaya çalış. Elinde olan servet ve samanı vermeyip cimrilik yapmakla ne kazanacaksın? Kim ne götürebiliyor? İster Kâbe’nin civarında ol, ister kilisenin avlusunda ol, ölmemeye veya topladıklarını götürmeye imkân var mı? Bu dünyada hüner ve en büyük mutluluk, bir kalbi sevindirmek, bir gönlü handan eylemektir. Mesut ve bahtiyar olmak istersen, bir gözü, yani hiç kimseyi ağlatma, üzme. Hz. Süleyman gibi hem dünya, hem ahiret saltanatı istersen onun yaptığı gibi, karıncanın bile hatırını incitme.(2)

Yaratılan her şeyin sahibi Cenâb-ı Hakk'tır. İnsanların sahip oldukları herşey de Allah'a aittir. Öyleyse kulun yapacağı vazife, üzerindeki nimetlerin farkında olup Cenâb-ı Hakk'ın razı olacağı hâlde tasarrufta bulunmak ve cömert olmaktır.

Allah cömerttir, cömert olanları sever. Her türlü günahımıza, isyanımıza, inkârımıza rağmen hadde hesaba gelmeyecek kadar nimet veriyor. Çeşidiyle, rengiyle, tadıyla, kokusuyla, ismiyle, cismiyle… Sayılamayacak kadar çok nimet. Allah cimri olanları sevmez.

Cenâb-ı Allah insanoğlunu kâinatın en şerefli varlığı olarak yaratmış ve yeryüzünün halifesi(3) payesini vererek her şeyi, semada ve arzda ne varsa, onun emrine ve hizmetine vermiştir.(4) Bundan daha büyük bir nimet olur mu?

 

Ancak biz kullara düşen görev Cenâb-ı Hakk’ın verdiği nimetler şükredip mükemmel şekilde hâlkedilen İnsanın yaratılış maksat ve hikmetlerinden en önemlisi, insan olmanın gereklerini yerine getirebilmektir.                                                                                                                          Yazımızı Rasulullah (s.a.v.)'ın hadisiyle bitirelim: “Cömert Allahu Teâlâ’ya yakındır. , halka yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri Allahu Teâlâ’ya uzaktır, halktan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır. Cahil fakat cömert olan kimse Allah katında abid fakat cimri kimseden daha sevimlidir.”(5)                                                         

 Gönülden Muhabbetlerimle.    

Dipnotlar:                                                                                                                                                             1-Gazâlî, Kimyâ-yı Saâdet,trc.A.Faruk MEYAN,İstanbul 1977,s.467.                                                         2-Müsebbat: Yedişer mısralı bentlerden oluşan nazım türüne denir.                                                                         3-Bakara Sûresi, 2/30.                                                                                                                                                  4-Casiye Sûresi, 45/13.                                                                                                                         5-Tirmizî, Birr; 40.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık