• 28 Mart 2016, Pazartesi 8:39
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

CENNETİ KİMLER İSTEMEZ

Ahiret nimetlerinin yurdu olan cennet, Cenâb-ı Hakk'ın kendisine itaat eden kullarını türlü nimetleri ile mükâfatlandıracağı yerdir.

İnsanoğluna bahşedilen fani ömrü,  Müslüman olarak yaşaması ve Müslüman olarak tamamlamasını isteyen Cenab-ı Hak, “Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak Müslümanlar olarak ölün.”(1) diye biz kullarından Müslüman olarak ölmemizi istemektedir. 

Müslüman olarak ölmek için kişinin bütün varlığı ile Cenab-ı Hakk’ın emirlerini yerine getirmesine ve yasaklarından uzak durmasına bağlıdır. Allah (c.c.) buyruklarına itaat eden ve kulluk görevini samimi bir şekilde ifa etmeye gayret eden mü’minlere, Müslüman olarak ölmeyi inşâAllah nasip edecektir. Zira O, zâtına olan yönelişleri ve ihlâs ile yapılan ibadet ve taatları karşılıksız bırakmayıp mükâfatının cennet olacağını ve türlü türlü nimetlere kavuşacağını müjdelemiştir.

Cenneti kazanan Mü'minler kendilerine lutfedilen bu namütenahi nimetlerin elinden alınacağı ve Mevlâ'nın rızasından uzaklaşma gibi bir korkuya kapılmayacakları ve ebedi olarak kalacakları yerin cennet olacağını Cenâb-ı Hak ayetlerinde şöyle bildirmektedir;

“Ey âyetlerimize inanan ve Müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de. Siz ve eşleriniz büyük bir sürurla ve neş’eler içinde cennete giriniz! Hizmetkârlar, altın tepsiler ve kadehlerle onlara ikrâmlarda bulunmak için devamlı etraflarında dönüp dururlar. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve kendilerine: «Siz, orada ebedî olarak kalacaksınız, dünyada yaptıklarınıza karşılık size lûtfedilen cennet işte budur. Orada sizin için pek çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz!» denilir.”(2)

     

 “Allah’ın azâbından korkup fenalıklardan sakınan müttakîler, emîn bir makâmda, bahçelerde ve pınar başlarında, ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyerek karşılıklı oturup sohbete koyulurlar. Evet, böyle olacak! Biz onları iri gözlü hûrilerle de evlendiririz. Onlar orada emniyet içinde, canlarının çektiği her meyveyi isteyebilirler.”(3)      

 

Cennetlikler cennette yiyip içerler, ama büyük, küçük abdeste çıkmaz ve sümkürmezler. Sadece hoş kokulu bir geğirti ve ter çıkarırlar. Terleri mis gibi güzel kokar. Yemek kapları ve tarakları altındandır. Kesinlikle yorgunluk ve bıkkınlık hissetmezler. Her birine, son derece güzel ve tertemiz eşler verilir.(4)   

 

 O hâlde Mevlâ’mızın rızasını nasıl kazanacağımızı ve cennete girmenin yolunu Sevgili Peygamberimiz bizlere şöyle göstermektedir;

 

 “Bir kimse cehennemden kurtulup cennete girmeyi istiyorsa, Allah’a ve âhiret gününe imân etmiş olarak ölmelidir. Kendisine yapılmasını istediği şeyleri o da başkalarına yapmalıdır…”(5) diye buyuran Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz yine bir gün;

 

“–İstemeyenler dışında, ümmetimin tamamı cennete girer” buyurmuştu. Bunun üzerine:

“–Ey Allah’ın Rasûlü, cennete girmeyi kim istemez ki?” denildi. Peygamber Efendimiz:                      “–Bana itaat edenler cennete girer, bana karşı gelenler cenneti istememiş demektir” buyurdu. (6)                                                                                                                                             İnsanoğlu, iman nimetine sahip olduktan sonra Müslüman olarak ölmek için imanını son nefesine kadar korumak ve muhafaza etmek zorundadır.

Yazımı, imanlı olarak ölme garantisi olduğu hâlde yinede Cenab-ı Mevlâ’ya duasına devam eden Hz. Yusuf '(a.s.) un şu duasıyla bitirmek istiyorum.

 "Rabbim, bana hükümranlık verdin, rüyaların yorumunu öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı, dünya ve ahirette koruyucum Sensin. Beni Müslüman olarak öldür ve iyilere kat!"

Gönülden Muhabbetlerimle.

Dipnotlar:

1-Âl-i İmran Sûresi, 102.                                                                                                                                 2-Zuhruf, 68-73.                                                                                                                                                                            3-Duhân, 51-55.

4-Bkz. Bakara, 25; Nisâ, 57; Fâtır, 35; Sâffât, 45-49; Buhârî, Bed’ü’l-Halk 8, Enbiyâ 1; Müslim, Cennet 15-18; Tirmizî, Kıyâmet 60, Cennet 5; İbni Mâce, Zühd 39..

5-Müslim, İmâre, 46; Nesâî, Bey’at, 25; İbn-i Mâce, Fiten, 9.

6- Buhârî, İ’tisâm, 2.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık