);*} OSMANLININ HAYVANLARA ŞEFKAT VE MERHAMETLERİ
  • 23 Kasım 2017, Perşembe 7:29
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLININ HAYVANLARA ŞEFKAT VE MERHAMETLERİ

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de 20 den fazla yerde hayvanlardan bah­sedilir. Çoğunlukla da onlara merhamet edilmesi, şefkatli davranılması tav­siye edilir. Peygamber Efendimiz de hayatında hiçbir hayvana vurmamış, kötü davranmamış, kendisini sokan akrebin bile öldürülmesini istememiş,(1) sa­vaşa giden ordularına yaptığı tembihlerin içinde “hayvanlara kötü muâmele yapılmamasını” de emretmiştir.(2)

Tebük Seferine giden ordunun geçeceği yola yavruları ile yatan bir köpeğin keyfi bozulmasın diye Cuayl isimli sahâbeyi nöbetçi dikip “hayvanı çiğnetme, koru” buyurmuş, bir kabristandan geçerken bir kediyi kapayarak açlıktan ölmesine sebep olan bir kadının şid­detli kabir azabı içinde olduğunu, susuz bir köpeğe su verdiği için kabrinde cennet hayatı yaşadığını bildirmiş,(3) “siz yerdekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin”(4) buyurarak hayvanlara gösterilmesi gereken şefkat ve merhametin mesajını verivermiştir.

Hz. Ali’nin kardeşi Caferi’n oğlu Abdullah bir bahçede dinlenirken,  orada çalışan köleye üç parça kuru ekmek geliyor, köle onların hepsini aç bir köpeğe atıyor ve kendisi aç kalıyor. Abdullah neden kendine hiçbir şey ayır­mayıp hepsini köpeğe verdiğini sorar o; “hayvan açtı ne yapayım?” der. 

“Peki, sen ne yiyeceksin?” dediğinde; “oruç tutacağım” der. Abdullah gider kölenin sâhibini bulur bahçeyle beraber köleyi satın alır ve bahçeyi köleye vererek onu âzâd eder. Etraftan Abdullah’a yaptığının büyük cömertlik oldu­ğunu söyleyenlere o; “hayır en büyük cömert bu köle, çünkü benim verdiğim elimdekinin bir kısmı, ama o elindekinin hepsini o hayvana verdi” der.

İşte dedelerimiz Hz. Peygamberi ve ashabını örnek almışlar ve hayvan hakları hususunda dünyaya örnek olmuşlar. Hayvanlara hizmet veren birçok vakıflar kurmuşlar, onlar sulardan faydalansın diye çeşme hatılları, mezarlık­lara suluklar, kuş evleri, hayvan hastaneleri gibi dünyaya örnek birçok eserler tesis etmişlerdir. Hayvanları riyasız dostlar bilmişlerdir. Avrupalılar onların bu hassasiyetine hayranlıklarını şöyle bildirmişlerdir:

Yabancı Seyyahların İtirafları:

Osmanlı diyârına gelen seyyahların, oryantalistlerin hemen hemen hepsi­nin parmak bastığı bir husus da Türklerdeki hayvan sevgisidir. O dönemde kendilerinde böyle bir âli cenaplık olmadığı için, dedelerimizin bu özelliğin­den sitayişle bahsederler, hattâ onlardaki aşırı hayvan sevgisini delilik olarak niteleyenler de olmuştur. Kanûnî döneminde Anadolu’ya gelen ve çok fanatik bir Osmanlı düşmanı olan Papaz Stephan Gerlach bile Türklerin bu hususiye­tine hayranlığını gizleyememiştir.(5)

Büyük Fransız şâiri Lamartin (Voyages en Orijent) isimli eserinin 2. cilt 259. Sayfasında şöyle der: “Türkler canlı ve cansız mahlûkatın hepsiyle iyi geçinirler. Ağaçlara, kuşlara, köpeklere velhasıl Allah'ın yarattığı her şeye merhamet ederler. Bizim memleketlerde başıboş bırakılan veya tazip edilen (azap edilen) bu zavallı hayvan cinslerinin hepsine şefkat ve merhametlerini esirgemezler. Bütün sokaklarda mahalle köpekleri için muayyen fasılalarla su kovaları sıralanır. Bazı Türklerde ömürleri boyunca besledikleri kumrular için ölürken vakıflar kurup kendilerinden sonra da yem serpilmesini temin ederler...”

Yine Fransızların büyük yazarlarından Claude Farrere, İstanbul’da birkaç defa vuku bulan köpek katliamı ve sürgünlerinin Batılıların baskı ve şikâyet­leri yüzünden cereyan ettiğini dile getirir(6) ve Türklerin hayvan sevgisini şöyle izah ediyor: “İstanbul’da bir mahallenin Müslüman mı gayri Müslim mi olduğunu hayvanların durumundan anlarsınız.

Hayvanlar insandan korkmaz, onlara yaklaşır, onlarla şakalaşırsa Müslüman mahallesidir. Şâyet hayvanlar savunma durumuna geçiyor ve size karşı tavır alıyorsa, gayri Müslim bölge­sidir. Yine karışık bir köyde hangi evin Müslüman hangisinin gayri Müslim evi olduğunu anlamak için bacalarında leylek ve kuş yuvası olanlar Müslü­man evidir. Çünkü onlar hayvanlara son derece merhametli davranırlar, gayri Müslimler ise böyle değildirler.”(7)  Bütün hayvanlar hususunda Müslü­manların elindekiler kanlı canlı, gayri Müslimlerin hayvanlarının zayıf ve sıska olduklarına dair târihî kayıtlar mevcuttur.(8)

Mrs. Max Müller ve İngiliz Parlamentosunda milletvekili olan kocası, 1893 yılında, İstanbul’un İngiltere Elçiliğinde görevli olan oğullarını ziyarete geliyorlar ve müşahedelerini (gördüklerini) “İstanbul’dan Mektuplar” ismiyle kitaplaştırmışlar ve konumuzla ilgili şöyle diyorlar:

“Türklerin yabancılara karşı çok ketum davrandıklarını, bilhassa iç işle­rini ve aile hayatlarını tam bir gizlilik içinde tuttuklarını gördüm. Buna rağ­men sokakta bunların asil, kibar, hareketleri dikkatimizi çeker. En fakirlerinin bile çocuklara sevgi, düşkünlere şefkat ve hayvanlara merhamet besledikleri görülür. Dünyanın hiçbir yerinde İstanbul’daki gibi köpeklere bu derece sa­bırla muâmele edilemez…”(9)

Bayan Pardu isimli bir yabancının yazdığı “Bugünkü Osmanlı” kitabında bir İngiliz’in boğazda kayıkla gezerken üstlerinden uçan bir martıya vurup öldürünce etraftan gören kayıkçıların sanki bir insan öldürmüş gibi tepki gös­terdiklerini yazar.(10)

Dipnotlar:

1- Ali Ulvi Kurucu, “Hatıralar-3”, M. Ertuğrul Düzdağ, Kaynak Yay. 2007, İst. s. 405.

2- Buhârî, Menâkıb-ı ashab 9; Müsned 1/300; Ebû Dâvud, Cihad 82.

3- Buhârî, Müsakât, 9; Müsned, c. 2, s. 507.

4- Tirmizî, Birr, 16.

5- Stephan Gerlach, “Türkiye Günlüğü”, Kitap Yayınevi, 2007, İst. s. 40.

6- Mustafa Özcan, Derin Târih Dergisi, Mart 2014 sayı 24, s. 114.

7- Tekin Kılıç, “Osmanlıdan Torunlarına Hayat Düstûrları”, Gelenek Yay. İst. 2011, s. 59.

8- Dursun Gürlek, “Mâziye Bir Bakıver”, Timaş Yay. İst. 2010, s. 117.

9- Mrs. Max Müler “İstanbul’dan Mektuplar” Tercülan 1001 Temel Eser, İst. 1978, s. 22.

10- İbrahim Refik, “Târih Şuuruna Doğru-2”, Albatros Yay. İst. 2001, s. 39. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık