);*} OSMANLILARIN KUL  (İNSAN) HAKLARINA SAYGILARI(4)
  • 22 Mart 2018, Perşembe 7:38
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLILARIN KUL  (İNSAN) HAKLARINA SAYGILARI(4)

1589 yılında Yemen Vâlisi olan Hasan Paşa Bekir isimli kölesini çok sevdiği için adına bir câmi yaptırmış ve kölesi ölünce onu da bu câminin hazi­resini defnettirmiştir. Bu câmi Hâlâ ayaktadır.(1) 

Malkom X kitabını okuyanlar görecekler ki, 1950’lerde bile siyahîler yok hükmünde sayıldıkları için “madem ki yok kabul ediliyoruz, bunun karşılığı yazıda X harfidir, hepimiz soyadlarımızı bırakalım ve hepimiz soyadı yerine X’i kullanalım” diye bir protesto şekli geliştirmişlerdir.

Michel Herbeer isimli bir Avrupalı Osmanlıya esir düşmüş ve İstan­bul’da Osmanlı milletinin sahip oldukları bütün hak ve özgürlüklerden azın­lıkların da sahip olduğunu görünce, aynı lokantalara gittiklerini, aynı ha­mamlarda beraber yıkandıklarını, aynı mahallelerde karışık oturduklarını gö­rünce hatıralarına hayretle kaydetmiştir.(2)

Mâ’lumdur ki; ABD ve Kanada halkları derleme ve devşirme halklardır. Amerika kıtasının bulunmasından sonra başta İngiltere ve Fransa’dan olmak üzere Avrupa’nın her yerinden oraya göçler olmuş, oraların yerli halkını ve Afrika’dan getirdikleri köleleri gayri insanî şartlarda çalıştırıp zengin olmuş­lardır.

1776’lı yıllarda Avrupa’dan gelen bu insanlar, ana yurtlarının yani Avrupa’nın baskı ve tahakkümünden bıkıp, usanıp onlarla savaşıp bağımsız­lıklarını elde etmişler ama kendi çalıştırdıkları Kızılderili ve Zencilere aynı hakları aslâ tanımamışlardır. İnsan Hakları bildirgelerindeki köleliği kaldıran maddeyi kabul etmediler.(3)

Bugün bile genç siyahî erkeklerin üçte biri hapiste­dir, büyük çoğunluğu işsiz ve sefâlet içindedir.(4) Onları her türlü kötü, pis ve aşağılayıcı işlerde çalıştırırlar, askerlik yaptırırlar ama yine de haklarını vermezler.

Osmanlı gayri Müslimlere askerlik yaptırmazdı. Bundan dolayı kişi ba­şına Müslümanlardan iki akçe fazla vergi verirlerdi.(5) ABD ise hem bu de­risi farklı olan insanlara insan muâmelesi yapmıyor, hem de onlara askerlik yaptırıyor. Ma’lum dünya boks şampiyonu Muhammed Ali Clay bu durumu protesto etmek için askere gitmek istememiş, ama onun unvanını elinden mahkeme kararıyla almışlar ve zorla götürüp askerlik yaptırmışlardır.(6)

Muharref (değiştirilmiş) İncil’de esir ve esaretin aleyhinde, esirlerin âzâd edilmesi hususunda, insanı köleleştirmenin câiz olmadığı hususunda hiçbir kayıt yoktur.  Ünlü Flozof Mantesguieu: “Kanaatimce bir dine inanan kim­seler için, dinin yayılmasını kolaylaştırmak amacıyla o dine inanmayanları esir etmek bir haktır” demiştir.(7)

 İçkinin, kumarın, zinanın, insan haklarına tecavüzün vb. bir hak dinde yasak olup, diğer bir hak dinde serbest olması mümkün değildir.  Bunlar İslâm’da olduğu gibi Hıristiyanlıkta ve Yahûdilikte de var­dır, fakat bu dinler değiştirildiği için insanlar menfaatlerine aykırı olan bu âyetleri kaldırmışlardır. 

Balkan Savaşı yıllarında, yani Osmanlının en kötü günlerinde Edirne Müdâfii Şükrü Paşa şehirde ne kadar erzak varsa bir yere toplatmaya kalkınca Şehrin Müftüsü “ancak Müslümanların ellerindekileri toplatabilirsin, zimmi­lerin malına el koyamazsın” demiş ve o günde Haçlıların yaptığı her türlü barbarlığa rağmen Hıristiyan haklarını korumuştur.(8)

Yavuz Bülent Bakiler bir yerde bu duruma isyan ediyor ve “Türk milleti başkalarına karşı aşırı hürmet ve haklarına saygılı ama kendi evlatlarına karşı o derece merhametsiz ve vicdansız. İzmir’den çıkıp Polatlı’ya kadar gelen ve târihin en büyük adilik ve alçaklıklarını yaptıran Yunan ordusu ku­mandanı Trikopise fiske vurmayan ve vurdurmayan adamlar, kendi içlerinden çıkan başbakan Adnan Menderesi ne zulümlerle idam ettiler.” Demekte­dir.(9) 

İlk zamanlar insan hak ve hukukuna o kadar bağlı olan, bir zimmîyi hak­sız yere öldüren 11 Müslümana idam cezası veren bir hukuk sisteminden ne­relere geldiğimizi göstermesi açısından birkaç misal verip konuyu tamamla­yalım:

Filistinli yüzlerce kaçak mülteciyi 15 metre boyundaki küçük tekneye bindirip İzmir Seferihisar açıklarında “dosdoğru giderseniz iki saat sonra Yu­nan kıyalarına varırsınız” diyerek(10) denize salan ve 46 tanesinin boğulma­sına vesile olan, birkaç kuruşu için o biçareleri denizin dibine gönderen acı­masız ve tamahkâr insanları gelin hakkıyla cezalandıralım desen, insan hak­ları savunucuları ayağa kalkıyor, ama ölen o biçarelerin hakları olmuyor, ölen ölsün kalan sağlar bizimdir felsefesi işte Osmanlı neslini bu hale getirmiştir.

Dipnotlar:

1- Ferhat Koç, “Medeniyet Coğrafyamıza Seyahat”, Düşün Yay. İst. 2012, s. 49.

2- Michel Herbeer’in Anıları,“Osmanlıda Bir Köle”,Çev.Türkıs Noyan,Kitap Yay.İst.2003.s.295.

3- Osman Dilber, a. g. e. s. 236.

4- 03. 11. 2011, Perşembe Sabah Gazetesi.

5- Avrupalılar sömürgeleştirdikleri yerlerde Müslümanların aldığı vergilerin 7 kat fazlası vergiler almışlardır. İbrahim Refik, “Târih Şuuruna Doğru-3”, Albatros Yay. İst. 2001, s. 51.

6- M. Niyazi Özdemir, “Mev­lânâ Güldestesi”, Konya Büy. Şehir. Yay. Yayın no 7 s. 151.

7- İslâm’da böyle bir şey yoktur. Bkz: İslâm ve Hıristiyanlık ta köle ve esir hakları, Halil Halid, “Hilâl ve Haç Çekişmesi” TDV Yay. 2007 Ank. s.209, 235.

8- Mustafa Armağan, “Geri Gel Ey Osmanlı”, Ufuk Kitap, Ekim 2007, İst. s. 218.

9- Yavuz Bülent Bâkıler, “Gidenlerin Ardından”, Türk Edebiyatı Vakfı Yay. İst. 2006, s. 53.

10- Milliyet Gazetesi, 12. 12. 2007.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık