);*} OSMANLILARIN DUALARI, GÜLBANKLARI VE AND?LARI(3)
  • 14 Temmuz 2017, Cuma 7:32
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLILARIN DUALARI, GÜLBANKLARI VE AND?LARI(3)

Fâtih Sultan Mehmed İstanbul’u fethettikten sonra şöyle dua ettiği rivâyet edilir: “Şühedaya rahmet-i Rahman, gazilere şeref ü şan, tebeam’a fahr ü şük­ran ver Allahım.”(1)

Kanûnî de devamlı dualarında şehit olmayı temenni etmiş, birçok sefer­lere katılmış, bizzat kılıcını çekip küffar içine dalıp cihat yapmış(2) ama bir türlü şahâdet rütbesine nail olamamış, ama yılmamış, ümit kesmemiş ve bu arzusunu gerçekleştirmek için 71 yaşında ve çok hasta olmasına rağmen, has­talığını bilip askerin morali bozulmasın diye kendini atın eğerine bağlatıp Zigetvar Seferine çıkmış ve arzusuna orada kavuşmuş, şehit olmuştur.

Meşhur târihçimiz İlber Ortaylı; “Osmanlıda alkış yoktu, dua vardı, dua alkış olarak algılanmıştı. Alkışın gerektiği yerlerde, zaman ve zeminde uygun dualar edilmiştir.” der.(3) Gerçekten alkış bir Firenk âdeti olduğu için Os­manlı kültüründe yoktur. Son dönemlerde bizim adetlerimiz içine girmiş, şimdi ölülerimizi hattâ şehitlerimizi bile alkışlarla uğurlar hale geldik.

Büyük insanlar, veliler, âlimler, tasavvuf ve tarîkat erenleri Osmanlı Sultanlarına “Allahü yüavinüküm fi küllil umur- Allah her işinizde yâriniz ve yardımcınız olsun” diye dua ederlermiş.

Osmanlı milleti içinde de şöyle bir inanç vardır: “Her kim Al-i Os­man’dan (Osmanoğullarından) dua alırsa şüphesiz tuttuğu iş kolay gelir, Zira onlar bir ulu ocaktır. Kim onlara yan bakarsa, anın başı aşağı olur”(4) Bu sebeple Osmanlı inancında pâdişah duası peygamber duası mesabesinde kabul edilmiş ve ona nail olmaya çalışılmıştır. Beyler, paşalar, bürokratlar arasında pâdişah duası alabilmek, şereflerin en büyüğü ve en kutlusu telâkki edilmiştir.

Mimar Sinan 96 sene yaşamış ve “bu kadar nasıl zinde ve sıhhatli kaldı­nız?” diye soranlara “ben eserlerimi yaptıkça Sultanlar bana muammer ol diye dua ettiler onların duaları sayesinde böyle genç ve dinç kaldım” de­miş.(5)  

Pâdişahlar da en zor anlarda bile milletinin üstünden bu dualarını eksik etmemişler, dâima milletinin sulh ve selâmetine dua etmişlerdir. Sultan Reşad ameliyata gireceğinde,(6) Sultan Vahdeddin kaçmak mecburiyetinde kaldı­ğında, son halîfe Abdülmecid Efendi, Kırım Türklerine yapıldığı gibi bir ge­cede eciği-cücüğü bütün sülâlesi ve hizmet erkânı ile memleketten sürülüp çıkarıldığı günlerde bile, her şeye rağmen milletine dua etmekten, onların iyilik ve selâmetini istemekten geri durmamışlardır.(7)

Askerin, Beylerin ve Paşaların Duaları

Yukarıdaki misallerden de anlaşılacağı üzere, Osmanlıda dualarda en çok istenen şey şehit olabilmektir. Onların hayat felsefeleri; “veşşehadetü fi sebilillah aksa amalina-Allah yolunda şehit olabilmek en son ve en büyük ideâlimizdir” derlermiş.

15 Mayıs 1854 Rus Savaşında 80 bin kişilik Rus kuvveti Silistre kalesini kuşatır. Elinde 10 bin kişilik bir kuvvet bulunan Ferik Musa Paşa târih yazar ve Ruslara geçit vermez. Bu kahramanlıkları üzerine kendisine Müşirlik (Ma­reşallik) rütbesinin verildiği haberi gelince “ben bunu değil rütbe-i şahadeti tercih ederim” demiş, bu arzusu çok içten ve riyasız imiş ki, Allah kabul et­miş ve birkaç dakika sonra namaza durmuş, Ruslardan atılan bir top mermisi dibine düşer ve şehit olur. Allah rahmet eylesin.(8)

Savaş başlamadan Osmanlı ordusu şöyle dua edermiş: "La İlahe İllallah.  Muhammed Rasülullah. (İnna fetahna leke fethan mübina)(9) buyuran Allah. Ey pâdişah-ı halîfetullah. Dini ve mukaddesatı koruyan sensin. Uğrun açık, ömrün uzun olsun. Kılıcın keskin, gazan mübârek olsun" deyip, köslerin ağır ağır vurmasıyla düşman üzerine yürünürmüş.(10) 

Dipnotlar:

1- Sâmiha Ayverdi, “Ebedî ve Mânevî Dünyası İçinde Fâtih”, Kubbealtı Yay. İst. 2008, s. 137.

2- Mustafa Armağan, “Osmanlı’nın Mahrem Târihi”, Timaş Yay. İst. 2011, s. 77.

3- İlber Ortaylı, “Osmanlı Sarayında Hayat” Yitik Hazine Yay. İst. 2008, s. 73.

4- N.Kösoğlu,Türk Dünyası Târih ve Medeniyeti Üzerine Düşünceler”,Ötük. Yay.Ank.1997,s.235. 

5- İbrahim Refik, “Târih Şuuruna Doğru-4”, Albatros Yay. İst. 2004, s. 171.

6-Lütfi Simavi,“Sultan Mehmed Reşad ve Halîfenin Sarayında Gördüklerim”,Şehir Yay.İst.2007,s. 270.

7- Murat Bardakçı, “Son Osmanlılar”, İnkılâp Yay. İst. 2008, s.13.

8- N.Kösoğlu,Türk Dünyası Târih ve Medeniyeti Üzerine Düşünceler”,Ötük. Yay.Ank.1997,s.559.

9- Fetih Sûresi, 1.

10- Tahsin Ünal, “Osmanlılarda Fazilet Mücâdelesi”, Nur Yay. İst. 1975 s. 23.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık