• 11 Nisan 2015, Cumartesi 0:00
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

ONUR ? ŞEREF-2

Külahın sat lâkin yine yokuncul olma namerde

Cihanda kelle sağ olsun külah eksik değil merde

                                        Sultan  III.Ahmet

Ne dünyadan sefa bulduk, ne ehlinden recamız var

Ne dergâh-ı Hüdadan maada bir ilticamız var    

                                                                 Nef’î

Ali Rıza Paşa Manastır Valisidir. Ruslarla aramızda son de­rece bozuktur. Baklan Savaşı arifesindeki günlerde Nöbet bek­leyen Halim Onbaşının önün­den Rus konsolosu geçer. Onbaşı selama durmamış, buna sinirlenen konsolos üzerine yürür ve kırbaçla vurmaya başlar, onbaşı da çeker silahını konsolosu vurur. Osmanlının zor günleri olduğu için onbaşı divan-ı harbe verilir. “Tanı­yamadım” de de kurtul diye akıl verenlere itibar etmez, yalan söylemez; “devletime ve milletime bu kadar zul­meden Moskof’un temsilcisine bile bile selâm vermedim der.”

 Ama onun gösterdiği şecaat ve celadeti devlet temsil­cileri göste­remez ve onbaşı idam edilir.([1])

Yıl 1924. Kars’ta deprem olur. Atatürk oraları denetlemeye gider. Bazı eksiklikler görmüş ve akşam yeme­ğinde,  devlet ricalinin önünde Vali İbrahim Etem Aykut’u eleştirir. Vali söz ister ve şöyle der: “Bir kurtarıcımız,  bir dev­let başkanımız ola­rak size saygım sonsuzdur. Ama ben burada devleti temsil edi­yorum.  İmkân­sızlıklardan do­ğan bazı eksiklerim,  hatalarım olabilir ama emrim altındaki insanlar önünde beni böyle tenkit edip küçük düşüremezsiniz. Edecekseniz görevden alın on­dan sonra edin...” der.

Bu arada Vali Bey’in hanımı Hacer Hanım da: “Aferin Etem.  Çamaşırcılık yapar geçimimizi yine temin ede­rim. Alırlarsa alsın­lar” ([2]) der.

Atatürk memnun olur. Bu onurlu ve devlet onurunu düşü­nen insanları gö­revden almaz,  bilâkis daha sonra devletin daha üst kademelerinde onları de­ğerlendirir.

Efe geçinen, efelik taslayan, cahil ve bağnaz birisi varmış. Kendisi çalış­maz, ev işini, dağ işini, bağ işini hanıma yaptırır­mış. Bir gün hanım tedirgin vaziyette gelmiş, Efe! Sebebini sormuş, kadıncağız; “ne olacak, eşkıyalar geldi, kimin hanımı olduğumu sordular, söyleyince, öldürmediler ama namu­suma el uzattılar” deyince beriki şerefsiz; “eh hanım ben sana her zaman söy­lerdim de inanmazdın, efeliğin de bir şerefi var diye, gördün mü bak seni öl­dürmemişler!..” demiş.

 

Dipnotlar:

1- A.Ragıp Akyavaş, “Üstad-ı Hayat-1”, TDV Yay, Ankara 2005, c, 1, s. 313

2- Hasan Pulur,  Milliyet Gazetesi, 13. 02. 2000.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık