• 08 Ocak 2015, Perşembe 0:00
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Kütüphane ve Osmanlı-1

Kütüp: Kitaplar, Hane: Ev manasına geldiğine göre, Kütüphane; kitapların evi manasına gelir. Dünyada ilk kütüphanelerin Babil’in Asur kentinde kurulduğu ve kil tabletler üzerine yazılan kitapların bulunmasıyla anlaşılmıştır.([1])

 İslâm’dan önceki döneme “Cahiliye” devri denir. Gerçekten cahiliye dönemidir. O dönemde dinî ve ticarî dünyanın en popüler şehirlerinden biri olan Mekke’de bile okuma yazma bilen insan sayısı 17 olarak tespit edilmiştir.([2]) Fakat İslâm’ın ilme ve ilim adamına verdiği kıymet ve ehemmiyetten dolayı, çok kısa zamanda nasıl tarihin şahit olmadığı bir inkılâp gerçekleştiğine birkaç misal verelim:

"Ortaçağda Camilerin çoğunun kütüphaneleri vardır. Bağdat Moğollar tarafından işgal edildiği yıllarda, şehirde 36 umumi kütüphane vardır. Endülüs Müslümanlarının sarayında 900 bin kitap varken, aynı devirde Avrupa’nın en zengin kütüphanesi olarak kabul edilen Sen Gal Kütüphanesinde 400 cilt eser vardır."([3])  Hıristiyanlar Gırnatayı aldıklarında, şehrin meydanında 500 bin el yaz­ması kitap yakmışlardır.([4])

O dönemde (Ortaçağda), Avrupalı ile Müslümanlar arasında o kadar me­deniyet farkı var ki, Endülüs Müslümanlarının bırakıp gittikleri tarım ve sa­nayi makinelerini Hıristiyanların, bir asra yakın kullanamadıkları tarihi rivayetler arasındadır. Haçlılar Endülüs’ün fethiyle, İslâm Medeniyeti ile yüz yüze gelip ken­dileri ile kıyas imkânı bulup, eksikliklerinin ve geriliklerinin farkına var­dıktan sonra, İlime, kitap ve kütüphanelere gereken önemi vermeye başla­rlar. İslâm ilim ve âlimlerinden aldıkları ilham ve ivme ile Rönesans’ı gerçekleştirirler.

Aynı asırda dedelerimizin ilim, kitap ve kütüphane hususundaki hassasiyeti de Endülüslülerden pek geri kalmaz. Osmanlı Medeniyetinin en önemli malzemeleri kitaplar ve kütüphanelerdir. Fethettikleri yerlerde ilk yaptıkları binalar cami, tekke, türbe, hamam ve kütüphanelerdir. Bu zikri geçen binaların hepsinde küçük çaplı bile olsa mutlaka bir kütüphane vardır. Osmanlı meskûn yerler haricindeki binalarda bile mesela kervansaraylarda bile kütüphaneler kurmayı ihmal etmemiştir.([5]) Osmanlının dünya ilim ve kültürüne en büyük hizmeti de, kendinden önceki dönemlerin mesela Bizans döneminin eserlerini de muhafaza edip, sonraki dönemlere aktarmasıdır. Fatih, kendi kurduğu kütüphaneler haricinde Bizans’ın ilim ve kültür hazinelerini de muhafaza ettirmiştir.([6]) Kendi özel kütüphanesinde de 5 binden fazla kitap bulunduğu tespit edilmiştir.([7])

Fatih’in hocalarından Molla Fenarî’nin ölümünden sonra kütüphanesinde 10 binden fazla kitap bulunduğu kayıtlara geçmiştir.([8]) La Baronne Durand De Fontmagne, hatıralarında Kanuni dönemi kütüphaneleri ve çeşmelerinden sitayişle bahseder.([9])

  Dünyada el yazma kitapların toplandığı sayılı kütüphanelerden biri olan Diyarbakır Kütüphanesinde 1 milyondan fazla kitap bulunmaktadır.([10]) 

Süleymaniye Kütüphanesinin eski müdürlerinden Muammer Ülker  Bey’in verdiği bilgiye göre:

Süleymaniye Kütüphanesinde 125 bin

Topkapı Sarayında 18 bin

Üniversite Kütüphanesinde 17 bin

Beyazıt Devlet Kütüphanesinde 10

Millet Kütüphanesinde 6 bin olmak üzere İstanbul’daki büyük kütüphanelerde takriben toplam 200 bin yazma eser bulunmaktadır. Bu yönüyle nispeten zengin bir devlet sayılırız.([11]) Topkapı Sarayı içindeki 3. Ahmet Kütüphanesi de yine hatırı sayılır vakıf eserlerdendir.([12])

Osmanlı Sultanlarının hemen hemen tamamının vakıfları vardır. Bu vakıfların çok büyük bir bölümünde de kütüphaneler mevcuttur. Ayrıca Osmanlı Sultanlarının Kutsal Beldelere olan aşırı sevgi ve muhabbetlerinden dolayı da oralara birçok kıymetli hediyeler göndermişler, bunların içinde çok değerli kitaplarda mevcuttur. 3. Murat ve 3. Mehmet döneminde el yazması birçok kitap bu maksatla Mekke ve Medine’ye gönderilmiş, 2. Mahmut Medine’deki kütüphaneye 569 cilt el yazması, Şeyhülislam Arif Hikmet Bey de kendi kütüphanesine 5404 adet çok değerli kitaplar göndermişlerdir.([13])

 Osmanlılar sadece kutsal beldelere kitap göndermekle iktifa etmemişler, fethettikleri yerlere Belgrad, Budapeşte gibi merkezi yerlere de kitaplar gönderip, kütüphaneler kurmuşlardır.([14])

 

Dipnotlar:

1- A. Ragıp Akyavaş, “Derken Efendim-2”, TDV Yay. Ankara 2007, s. 19.

2- İbrahim Cânân, “İlk Adım”, Zafer Dergisi, yıl 1988, Sayı, 142, s.10.

3- Ahmet Çelebi, “İslâmda Eğitim ve Öğretim Tarihi”, Damla Yay. İst. 1976, s.144.

4- Yılmaz Öztuna, “Büyük Türkiye Tarihi”, Ötüken Yay. 1977, c. 3. s. 160.

5- İbrahim Refik, “Tarih Şuuruna Doğru-4”, Albatros Yay. İst. 2004, s. 27.

6- Dursun Gürlek, “Ayaklı Kütüphaneler”, Kubbealtı Yay. İst. 2011, s. 231.

7- İbrahim Refik, “Tarihin Meçhul Tanıkları” Kaynak Yay. İst. 2008, s. 120.

8- İskender Pala, “Tavan Arası”, Kapı Yay. İst. 2008, s. 177.

9- La Baronne Durand De Fontmagne, a. g. e. s. 165.

10- İbrahim Refik, “Tarihin Meçhul Tanıkları” Kaynak Yay. İst. 2008, s. 120.

11- Dursun Gürlek, “Çınaraltı Kitap Sohbetleri”, Timaş Yay. İst. 2011, s. 18.

12- İlber Ortaylı, “Osmanlı Sarayında Hayat” Yitik Hazine Yay. İst. 2008, s. 91.

13- Derin Tarih Dergisi, Sayı 19, Ekim 20013, s. 42.

14- Mustafa Armağan, “Osmanlının Mahrem Tarihi”, Timaş Yay. İst. 2011, s. 150.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık