);*} İshal-ı fem
  • 18 Ekim 2015, Pazar 0:00
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

İshal-ı fem
İshal-i fem: Ağız ishali demek. İnsanın midesi bozulduğunda, sık sık, zaman ve mekân gözetemeden içindekini döküverdiği gibi, duygu ve dü­şün­cesi bozulan insanlarda fikri kazuratlarını yerli yersiz ağızlarından dö­küverir­ler.

Dil: Görünüş olarak çok yumuşak bir uzuvdur, ama çok da tehlikelidir. Bunun için Allah onu kalelerin taşlarından sert dişlerin arasına hapsetmiş, anahtarını da sahibinin akıl ve iradesine tevdi etmiştir.

Dil: Bıçak gibidir. Bıçakla karınlar deşilip, gırtlaklar kesilebildiği gibi, en tatlı ve zevkli taamlarda kesilip insanlara sunulabilir. Dil de en iyi ve en kötü şeylerin malzemesi olabilir.

Bu sebeple Peygamberimiz: "iki dudağınızın ve iki bacağınızın ara­sına sahip olun bende sizin cennete girmenize kefil olayım"([1]) buyurur. Dilin pozisyonunu Yunus ne güzel dile getirir:

Söz ola kese savaşı

Söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı

Bal ile yağ ide bir söz

İslâm; "Haksızlık karşısında susmayı dilsiz şeytan" olmakla bir tut­muş ama lüzumsuz, manasız, yersiz konuşmaları, yani gevezeliği de hiçbir zaman tasvip etmemiş: "Ya hayır söyle yahut sus"([2]) buyurarak ölçüyü koymuştur.

Yukarıda şairin dediği gibi bir söz kişinin başına en büyük felaketleri ge­tirebilir. Başını kestirir. Mevki ve makamını mahveder. Hatta dilini ölçü­süz ve yalak alıştırırsa bir sözü (yemini) ile kırk yıllık eşini, hayat arkada­şını, çoluk çocuğunun anasını boşatabilir.

Kaşgarlı Mahmut boşuna dememiş; "Dil ile düğümlenen, diş ile çözülemez" diye. Bir başka hikmetli sözde şöyledir:

Bana benden olur ne olursa

Başım selâmet bulur dilim durursa

Şair Nef'i, devlet, siyaset ve ilim adamlarını sık sık tenkit eden, hic­veden büyük bir şair, üstün bir yetenek, eşine ender rastlanan bir heccav’dır. Sultan lV. Murad'ın da çok sevdiği birisidir. Hicvettiği devlet yetkilileri sık sık onu padişaha şikâyet etmişler padişahta bir daha kimseyi hicvetmemesi için ken­dinden defalarca söz almış, ama o yine duramamış her defasında ahdini boz­muş. Son olayda Padişah çok kızmış ve şairi ya­nına çağırtmış. İdam edilece­ğini tahmin edince Nef'i, padişahın sevdiği zenci harem ağalarından birine aracı olması için yalvarmış, o da kabul et­miş. İkisi padişah kapısında, içeri alınmalarını beklerken harem ağası bir şeyler yazmaktadır. Bir ara kâğıdın üzerine divitinden bir damla mürekkep düşünce Nef'i; "Teriniz damladı" de­miş. Aracı olacak harem ağası da aleyhe dönüp, padişaha şikâyet edince, boğ­durulmak suretiyle idam edil­miştir.  Yunus ne güzel demiş:

Kişi bile söz demini

Demeye sözün kemini

Bu dünya cehennemini

Sekiz uçmağ ede bir söz

 

Ama günümüzde ölçü kaçmış, ağızların kaytanı kalmamış. Neyzen Tevfik'in:

Asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır.

Söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır

Geçmez ele bir pâye kavuk sallamayınca

Kürsi-i liyakat pezevenk puşt olanındır.                        

dediği gibi, mikrofonlar, ekranlar mezkur kişilere kalmış, berber makası gibi kesse de, kesmese de, (doğru olsa da-yalan olsa da)ses çıkarıp iftira atıp duru­yorlar. Kısacası ağız ishali olup kazuratlarını döküyorlar

    

Dipnotlar:

1- Buhârî, Rikak, 23.

2- Buhârî, Edeb 31, 85; Müslim, İman 74, 75.

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık