• 01 Mart 2018, Perşembe 7:17
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

İSLÂM’DA AİLE HAYATI (3)

Aile, üyelerinin; birbirleriyle olan kan bağı, aynı mekânda yaşama, aynı değerleri benimseme, aynı mutluluk ve sıkıntıları paylaşma gibi biyolojik, sosyal ve psikolojik ortak yönleri, onların kendi içindeki insani duyguları doğurur ve geliştirerek pekiştirir. Bu gelişmenin istenilen seviyede sağlanabilmesinin tek şartı, aile üyelerinin birbirlerine karşı eğitim sorumluluğunu üstlenmeleridir.

Ailede eğitim, işte bu insani değerlerin geliştirilerek yaşatılması için aile üyelerinden her birinin yerine getirmesi gereken tanıtma, benimsetme, önderlik ve örneklik ederek davranışa dönüştürülmesi ile ilgili sorumluluklardır.

Artık hayli ihtiyarlamış olan asrımızın dünyasında; özel-resmi eğitim kurumlarının, kişileri dinî, ahlâkî, medenî amaçlar için eğitmekte acze düştükleri açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Adları eğitim kurumu olsa da yapabildikleri tek şey, bazı bilgileri öğretmek ve bunların ne ölçüde tekrarlanabildiğini test etmekten ibarettir.

Bu zaafiyeti daha da körükleyen kitle haberleşme araçlarının, eğitmek şöyle dursun, az-çok eğitilmiş insanları da zavallılaştıran tutumları, her gün gözler önünde sergilenmektedir. Bu sorumsuz ve gerçek demokratik anlayışla asla bağdaşmayan başı bozuk ve sevimsiz bir kısım yayınların; insan onurunu zedeleyen, onu yaradılışındaki temizlikten uzaklaştırarak yozlaştıran telkinleri de dikkate alınırsa, ailede terbiye ve eğitimin vazgeçilmezliği kendiliğinden ortaya çıkar.

1980’li yılların başından beri eğitemedikleri yazılıp çizilen; buna rağmen kendilerinden beklenen “insanı insana saygılı duruma getirme ve moral değerleri benimseterek, onu maddi ve manevi huzura kavuşturma başarısını gösterme” sorumluluğunu yerine getiremeyen bu kurumlardan, başta Amerika Birleşik Devletleri halkı olmak üzere bütün batı toplumları kaçmaya başlamışlardır. Son birkaç öğretim yılında sadece ABD.’de 800.000 aile, üç milyona yakın çocuğunu özel-resmi örgün eğitim kurumlarından alıp, “Aile ortamında” eğitmeye başlamışlardır. Yeni yetişen nesillerin eğitimini sadece okullardan ve aile dışındaki diğer kurumlardan bekleyen batı dünyasının geçirmekte olduğu büyük sarsıntıların; uyuşturucu, kargaşa, isyan, ahlaki kokuşma içindeki görüntüleri hepimizce malumdur.

Bu sebeple, özellikle bizim toplumumuzda; eğitimden sorumlu ve bu hizmeti vermekle yetkili olanların ailede yapılan eğitime, bugünkünden daha ciddi bir seviyede yaklaşmaları, kaynak ayırmaları, milletçe kalkınmamız, huzur ve güven içinde yaşamamız için zaruridir.(1)

Türk Aile Yapısının Geleneksel Özellikleri:

1- Türkiye’deki çekirdek ailenin batıdaki çekirdek aileye, sadece aile içinde yaşayan birey sayısı ile benzediği, bunun dışında aile bireyleri arasındaki ilişkiler ve bu ilişkilere atfedilen değerler kadar ailenin yaşama biçimi açısından da belirgin şekilde farklılık arz etmektedir.

2- Karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma temeline bağlı bir yaşama biçiminin sürmesi ve bazı aile içi etkinliklerin (çocukları evlenene kadar aile yuvasında barındırmak, yaşlılara aile içinde çocuklar tarafından bakılmasının toplumsal bir değer taşıması, evliliklerin her iki tarafın ailesi tarafından desteklenerek kurulması vb.) devam ediyor olması, Türkiye’deki çekirdek aileyi batıdakinden ayırmaktadır.

3- Aile kurumu açısından ele aldığımızda bugün Türkiye batıya nazaran göreceli olarak çok güçlü bir durumdadır. Çünkü aile yapısı ve toplumsallaştırma, geleneksel değerlerin korunması, aktarılması ve aile içi birincil ilişkilerin dayanışmacı bir şekilde devamını sağlamaktadır. Kadın ve erkeklerin büyük bir kesimi geleneksel değerler çerçevesinde evlenerek birlikte yaşamaktadırlar. Görücü usulü evlenme yaygınlığını yitirmiş gibi görünmekle beraber, gençler beğendikleri ve evlenmeyi istedikleri kişiyi ailelerinin onayına başvurarak seçmektedirler. Her açıdan bu kadar büyük önem taşıyan aile kurumundaki ilişkilerin sağlıklı, anlamlı ve kişiler açısından yaşamayı kolaylaştırıcı olması önemli ve Türk ailesine has bir özelliktir.

4- Gayrimüslim ülkelere göre, Türkiye’de boşanma, çok vahim nedenler söz konusu olmadıkça, tercih edilmemektedir. Öte yandan eşler arasındaki ilişkiler, duygusal doyum ve etkileşim yerine, ekonomik açıdan yaşamı sürdürme ve kuşakların devamı üzerine kurulmuştur.

5- Türk aile yapısının temelinde, bin yıldan beri bağlı olduğumuz İslâm dininin aile anlayışı yatmaktadır. Bu da ailenin sağlam temellere oturmasını sağlayan en önemli faktördür.

Dipnot:

1-Dr. Hüseyin AĞCA, Ailede Eğitim, T.D.V. Yayını, Ankara 1993, s. XII-XV, 6,7, 138.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık