• 15 Eylül 2020, Salı 9:14
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

ZATÜRRE VE GRİP AŞILARI, KİMLERE NE ZAMAN YAPILACAK?

Bildiğimiz şu ki, kronik rahatsızlığı olanlar ve 65 yaş üstü kişiler bu aşılardan öncelikli yaralanacak olmaları.

Bende tansiyon ve şeker hastası olarak, aşıların özellikle zatürre aşısının ne zaman yapılacağını öğrenmek için, aile hekimime başvurdum.

Şimdiye kadar kronik rahatsızlığım olmasına rağmen, hiç aşı olmadım. Ancak Kovit-19 döneminde dostlarında uyarılarıyla zatürre aşısı olmam önerildi. Grip aşısı da herhalde Ekim ayında başlayacak.

15 gün önce Nene Hatun Parkında bulunan Sağlık Ocağı vasıtasıyla telefonla aile hekimime ulaştım. Doktorum çok sevecen ve görev aşığı.

Önümüzdeki hafta sizi arayacağız dedi. Önümüzde ki hafta için adımı soyadımı ve telefonumu yazdırdım. Tabii bu benim gayretimle oldu. Aradan bir hafta geçince, arayan olmadı. Ben tekrar hekimimi aradım. Sıramız gelince hemşire hanımın beni arayacağını söyledi. Tabii doktorumun sesini duyuyorum ama telefonda ki hanım efendiye kaçıncı sırada olduğumu sordum.

Cevap: Sıranız gelince, hemşire sizi arayacak ya!

Ben kronik bir hasta olarak, zatürre aşısını ne zaman olacağımı kabaca bilmeyecek miyim? Kaçıncı sırada olduğumu bilmeyecek miyim?

Sağlık kuruluşlarımızda bir bıkkınlık var. Bu kadar vaka karşısında bunu anlayışla karşılarım. Ama biraz da bizi düşünün.

SAĞLIK HİZMETLERİ, AZ DA OLSA PARALI OLMALI…

Sağlık hizmetlerinin ücretsiz olmasına karşıyım. Cüzi de olsa para alınmalıdır. Biz birbirimizi biliriz, bedava sirke baldan tatlıdır. Özellikle emeklilerimiz o doktor senin, bu doktor benim, şu doktor çok iyi gerekçeleriyle sık sık gereksiz muayene olmakta ve gerçek hastaların muayenelerini geciktirmektedir.

Ben şeker hastasıyım. İlk yıllarda rapor aldım ve ilaçlarıma da para ödemedim. Sonra rapor almaktan vazgeçtim. İlaç katkı payım emekli maaşımdan kesiliyor. Devlet parasız ilaç dağıtırsa bize yetemez. Ayrıca bazı evler küçük bir eczaneyi andırıyor. Gelin muayene ve ilaçlara cüzi de olsa bir ücret koyalım.

Bu arada tansiyon ilacım, 2014 itibarıyla üretimi durdu. Prent adlı bir ilaçtı. Alman menşeeli. Almanya’da da üretimi durdu. Bu ilacın benim ülkemde muadili yok. Farklı tansiyon ilaçları doktor reçetesiyle denedim, kar etmedi.

Yurt dışından kanuni yollarla getirelim dedim. Uygulama çok zor. Bunun üzerinde Fransa’da üretilen ve muadil olan ilacı dostlarım sağ olsun gidip geldikçe getiriyorlardı. Şimdi pandemi döneminde gidiş geliş de durdu. Bir iki aylık stokum var. Sonra siz seyredin bende ki feryadı.

Tekrar edeyim, devlet her hizmeti ücretli yapmalıdır. Gelir düzeyine göre bir cüzi ücretlendirme yapılmalıdır.

Bakınız 65 yaş üstüne şehir içi otobüsler bedava. Olmamalı, dörtte bir ücret alınabilir.

Hızlı trende, 65 yaş üstü indirimli. Biraz mantıklı düşünmek lazım. Her konuda indirim olmalı, bedava olmamalı.

Suyu yaşlılara bedava yaptığınızı düşünün. Bir değil, birkaç baraj olsa yetmez.

SAĞLIK BAKANIMIZIN AÇIKLADIĞI RAKAMLAR…

Rakamlar Türkiye Genelinde her gün açıklanıyor. Bu rakamlar inanılırlığını yitirdi. Birileri derlemiş, Konya’da aynı dönemlerde, 2019 ve 2020 mezarlıklara defnedilen rakamları açıklamış. 2019’a göre 2020 vefatları çok fazla. Bu bile Bakanlıkça açıklanan rakamlarda sıkıntı olduğunu gösteriyor.

Bakanımız sayıları bazen canlı yayında, bazen de twitter hesabından yapıyor ve tedbirlerle ilgili açıklamalar yapıyor.

Bakınız geçen hafta İstanbul’da ki vaka sayılarını açıklıyor ve ben gülüyorum. Bakanımız aynen şöyle diyor, İstanbul’da son bir ayda ağır hasta sayısı yüzde 42 arttı diyor. Eyvallah. Ben şimdi soruyorum. İstanbul’da ki ağır hasta kaç kişiydi de yüzde 42 arttı? Bakın insanın aklına gelenlere, İstanbul’da diyelim ağır hasta 10 kişi, o zaman 14-15 kişi olmuştur. Yüzde rakam büyük artış küçüktür. Diyelim 100 kişi, artış 42 kişi olmuş 142 kişiye ulaşmış. Diyelim ağır hasta 300 kişi, artış 126 yani toplamda 426 kişi. Onun için gülüyorum. Ağır hasta sayısını bilmeden yüzde 42 artış biraz gülünç olsa gerek.

İl bazında rakamları açıklasaydınız, halk bilseydi, il yöneticileri kendi inisiyatiflerini kullanabilseydi rakamlar buralara gelmezdi.

Tedbir tedbir diyorsunuz, acaba tedbirleri kim ihlal ediyor?

Böyle olmuyor. Bu virüs şeffaflık istiyor ve de cezai uygulamalar istiyor.

Cumhurbaşkanımız, toplu ulaşımda ayakta yolcu olmayacak diyor, belki doğaçlama konuştuğu için, uygulamada bunun zor olacağını o anda düşünemiyor. Ama bu talimat mümkün olduğu kadar ayakta yolcu alınmayacak anlamına gelir.

Normal otobüste 29 kişi, Körüklü otobüste 48 kişi ayakta gidebilir deniliyor.

Bunu nasıl temin edeceksiniz. Ayakta durulacak yerleri otobüslerde belirlemek zorundasınız. Ayrıca binen inen bu rakamları kontrol edemezsiniz.

Çare: Yolcu yoğunluğu olan yerlere gerekirse ilave araçlarla, sefer sayısını arttırıp, ayakta gidenleri azaltabilirsiniz.

Olan minibüslere oluyor. Onlarda ayakta yolcu alınmayacak deniliyor. Dört kişi ayakta alınıyordu. Bu uygulama devam etmeli.

Bu arada geçen ki yazımda okullar kapalı, öğrenci servislerinin işi yok. Bunları özellikle sabah ve akşam yoğunluğu azaltmak için güzergahlara verilebilir demiştim.

Türkiye okul Servisleri Umum müdürlüğü İstanbul’da açıklama yapıp, bu göreve talip olduklarını söylediler, aklın yolu bir.

Virüs tedbirleri için, yasaksa yasak, ceza ise ceza ne olursa olsun bunlar uygulamaya geçmelidir.

Rabbim bizi tez zamanda virüssüz günlere eriştirsin. Hoşçakalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık