• 12 Mart 2020, Perşembe 9:02
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

13 MART 1971 CUMARTESİ…

Tam bundan 49 yıl önce… Bir Cumartesi günü… 12 Mart Muhtırasının ertesi günü… Konya, tarihinde yaşanmamış bir afetle karşı karşıya kaldı.

Yaşları 60 ve üzerinde olup, o günlerde Konya merkezde yaşayanlar bu afeti hatırlayacaklardır.

Ömrüm yettiğince, yazı yazdığım sürece her 13 Mart gelişinde bu olayı sizlere aktaracağım.

O günü yani 13 Mart 1971 Cumartesi gününü, özellikle öğleden sonrayı yaşayanlardan biriyim. Ölümle, yaşam çizgisi arasında gidip geldiğimi bir ben, birde Allah bilir.

Neydi o gün ki afet?

Öğleye kadar hava durgun, öğleden sonra aniden patlayan fırtına, daha doğrusu TİPİ. Konya merkezde hayatı felç etti.

Şehir içinde 70’in üzerinde ölüm var. Bu ölümlerin bir kısmı, donarak ölüm, bir kısmı ise nefes alamayıp boğularak ölüm.

Şöyle bir hatırlayalım istiyorum. 13 Mart 1971 Cumartesi öğleden sonra bozan hava, anlatılacak bir şey değildir. O yıllarda Cumartesi öğleye kadar okullar açık. Devletin kurumları da açık…

Yani mesai var. İş bitimi, okul çıkışı evi yakın olup evine ulaşanlar şanslı.

Öyle bir tipi var ki görüş mesafesi sıfır. Sürekli esen bu tipi sizin nefes almanıza fırsat vermiyor. Eğer paltonuzu siper edip, koynunuzdan nefes alıyorsanız şanslısınız. Göz gözü görmediği için yolunuzu, nerede olduğunuzu bilmeniz de imkansız gibi… Tipi saniyeden daha kısa bir süre hafifler gibi olunca yakın binalar siluet gibi çok hafif gözüküyor.

İnanır mısınız tüylerim diken diken oluyor yazarken.

Daha önceki yıllarda da söylemiştim eskiler ŞAHİN sinemasının yerini bilir. Ben de şahin sinemasında, film seyrediyordum. Evimiz Zindankale de. Şimdi Ağız Diş sağlığı yanında Kızılay’a bağışlanmış üç katlı binanın ikinci katında. Bu binanın altı şu anda Kafe ve Nargile salonu… Hani Kızılay kiraya vermiş…

Sinemada elektrikler kesilince gelir diye bekliyoruz. O yıllar da elektrik kesilmelerine de alışığız. Uzun bir süre bekleyip elektrikler gelmeyince, çıkmaya karar verdim. Yanımda 1979 yılında Konya’da bir trafik kazasında şehit olan akrabam Niyazi Metin TORAN’ da var. Kendisini rahmetle anıyorum.

Bu arada bir ara Zindankale Ağız ve Diş sağlığı , Başhekimliğini de yapan Meram Orta Okulundan arkadaşım Kemal ŞAHİN’ le karşılaşıyoruz. Bir hastalıktan birkaç yıl önce kaybettiğimiz ve rahmetle andığım Kemal ŞAHİN yakın olan evlerine gitmeyi teklif ediyor. Evleri eski tekel Binası karşısı, o zaman ki Hayat tostcusunun üstü. Ben dışarıya henüz hiç çıkmadığım için teklifi hemen gülümseyerek reddediyorum.

Bu arada 1989 yılında, Çorlu’da görev yaparken, benim taburumun revirinde görevli, Kemal’in kardeşi Dr. Kemalettin ŞAHİN’ i de geçtiğimiz yıl Akseki civarında bir trafik kazasında kaybettik. Ben Kemal ve Kemalettin kardeşlerle tanışmanın ve arkadaşlığın mutluluğunu yaşarken, onları kaybetmenin, bu iki güzel insanı kaybetmenin acısını hep yüreğimde hissederim.

Velhasıl sinemadan çıkıp, eve gelişimi her yıl teferruatlı anlatırım. Bugün hayatta isem bu bana Rabbimin bir lütfudur.

Ve her yıl 13 Mart’ da o gün yaşayan annem, babam, akrabalarım, dostlarım, arkadaşlarım aklıma gelir. Çoğunu kaybettiğim, hatta hemen hemen hepsini kaybettiğim bu insanların ayrılığını acıyla hissederim. Doğrusu o günlere bakınca kendimi yalnız hissetmem kadar doğal bir şey yoktur.

Geçtiğimiz yıllarda Merhaba gazetesindeni Halid ŞEN kardeşimiz arayıp, bir internet yayını için bu konuyla ilgili röportaj teklifinde bulundu. Seve seve kabul ettim. Bugün Youtube de ulaşabileceğiniz, o günkü yani 13 Mart 1971 de yaşadıklarımın anlatımı yirmi binin üzerinde ziyaret edildi. Yurt içinde ve dışında inanılmaz telefon ziyaretleri aldım.

O günü yaşayanların, ilave birkaç anısı vardı. Onları aktardılar.

Benim açıklamalarıma yorum yapan bir hanımefendi, annesiyle birlikte yaşadıkları evin önünde bir adamın ne olur kapıyı açın, bana yardım edin dediğini, ancak annesi ile birlikte korkup kapıyı açmadıklarını yazar. Anne kız haklıdırlar, o adamın ne olduğunu onlar kadar ben de merak ederim.

Yine beni mutlu kılan bir anımı anlatayım. Çarşıdan eve gelirken Nalçacı’da evimin önünden geçtiği için MARANGOZLAR dolmuşuna binerim.

Bindiğim dolmuşta genellikle selamımı eksik etmem. Yine bir gün dolmuşa binip eve geleceğim, selamımı verdim. Şoförün dışında birinden de yüksek sesle selamımın kabulünü işittim. Neyse şoförün arkasında ki koltuğa oturup, genelde şoförleri tanıdığım için, sohbete başladık.

Bir ara benim arkamda ki koltukta oturan yaşı 35-40 civarında olan birisi, ağabey siz hiç televizyon programı yaptınız mı? Dedi. Evet dememle birlikte eşiyle, benim Halid ŞEN’ e verdiğim röportajı izlediğini ve adeta benim anlatımımla o günü yaşadıklarını söyledi. Büyüklerinden de o gün için anılar dinlemişler. Benim anlatımımdan da çok etkilenmişler.

Nereden nereye. Rabbim bizlere böyle afetler göstermesin. Zira anlatmak bile mesele. İnandırmak için gayret gerekir.

Bugün yaşıyorsam, o güne borçluyum. Şükürler olsun.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık