• 18 Nisan 2018, Çarşamba 7:21
HasanHüseyin KARA

Hasan Hüseyin KARA

FETÖ’dür FETÖ!

Fetullahçı Terör Örgütü yani FETÖ ülkemizin başındaki en büyük belalardan bir tanesi…

Ülkemizi resmen bir kanser hücresi gibi saran bu yapılanmadan kurtularak tedavi olmak için uzun ve sancılı bir sürece girdik 15 Temmuz 2016 hain kalkışma girişiminin ardından…

Ülkemizin geleceğine, bizim geleceğimize ipotek koymak isteyen, ülkemizi resmen bir bataklığın içine çekmeye çalışan bu örgütün en büyük ve en haince hareketi olan o kalkışma Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayetli duruşu ve kanını canını ortaya koyarak ülkesine, demokrasisine, Cumhuriyetine sahip çıkan sağcısından-solcusuna, doğulusundan-batılısına Türk halkının iradesiyle engellendi…

17-25 Aralık 2013 yılından sonra başlayan mücadele süreci 15 Temmuz 2016’dan sonra hat safhaya ulaştı ve mücadele için çok ciddi bir sürecin içerisine girilmiş oldu…

FETÖ ile bağlantısı olduğu tespit edilen insanlar bir bir yakalandı, sorgulandı, yargılandı ve halada devam ediyor…

O sürecin başlamasıyla birlikte şikayetlerde başladı…

İş arkadaşları birbirlerini şikayet etmeye başladı, müdürler çalışanları, çaycılar memurlar, memurlar amirleri…

Öyle ki, evlilik teklifini kabul etmeyen kadını FETÖ’cü diye şikayet edenleri gördük biz bu ülkede…

Çünkü o kadar canımızı yaktı ki bu hain örgüt, gösterilen her hedefte ‘suç unsuru’ aramadan direk ‘suçlu’ ilan etmeye başladık…

Sonrasında ise bu durum tehdit unsuru olmaya başladı…

Geçtiğimiz hafta sonu şehir dışından bir misafirim vardı.

Benim gibi bir gazeteci…

Neredeyse 5-6 yıldır görmediğim bir arkadaşım ve hem biraz kafa dağıtmak hem de dertleşmek için gelmiş Konya’ya…

Bulunduğu ilin Belediye Başkanının usulsüz olduğunu iddia ettiği ama elinde delillerin olduğunu söylediği bir olayla ilgili bir haber yapmış…

Ertesi gün ise uvvv şehir birbirine girmiş…

Daha doğrusu şehir değil, sabahında bütün gazeteler toplatılmış…

Tehdit telefonları, iftira atıyorsun diye ağır hakaretler, neler neler…

‘Bunların hepsini sineye çektim, zaten böyle şeylerin olabileceğini tahmin ediyordum’ diyor…

Ama kendisine en çok koyan ise şehrinin İl Başkanının özel telefonundan kendisini arayarak;

‘….. kardeşim, bu yaptığın haber hiç doğru bir şey değil. Böyle bir zaman böyle bir haber yapılmaz. Böyle bir haber FETÖ’cülerin yapabileceği bir haber. Bak seni severim, iyi bir gazetecisin seni FETÖ’cü sanmalarını istemem” demiş ve arkadaşımın kendisini anlatmasına müsaade etmeden telefonu kapatmış…

‘Ben napıyım Hüseyin’ diye sordu…

Biz mesleğimiz gereği güzele güzel demek zorundayken, yanlışı da yermeden, hakaret etmeden, eğer delilin varsa iftirasız neyse onu yazmak değil mi?

Biz eleştiremeyecek miyiz kimseyi…

İnanın durum o kadar vahim ki, kimin ne olduğu belli değil…

Kimi FETÖ’cü ilan edeceğimizi şaşırdık.

Canımızı sıkanı FETÖ’cü ilan edeceğiz?

Sonra birileri çıkıp ‘adalet yok’ diyince kasıla kasıla ‘ne adaletsizlik gördün’ diyoruz…

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli dün bir açıklama ile 26 Ağustos 2018 tarihinde seçim yapılmasını istedi…

Bir erken seçim çağrısıydı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ise konuyla ilgili bugün (18.04.2018) Devlet Bahçeli ile görüşeceğini söyleyerek yorum yapmaktan kaçındı…

İşte bu konuşmanın devamında tamda bu konuya parmak basarak, “Kendilerini gizleyen FETÖ’cülerin buldukları her fırsatta işleri tersine çevirme gayreti içinde olduklarının farkındayız. İftiralarla saptırmalarla sahte belgelerle masum insanların hayatını karartmak için fırsat kolluyorlar. Belki anlık neticeler alıyor gibi görünebilirler. Ama gerçekler ortaya çıkıyor’ dedi Cumhur Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan…

Artık biz Türk Milleti olarak bu FETÖ muhabbetinden çok sıkıldık.

Bunun biran önce çözüme kavuşturulmasını ve ak göz-kara göz ortaya çıkmasını istiyoruz.

Tamam haklısınız yapı öyle korkunç bir yapı ki, öyle derinlere nüfus etmiş ki, temizle temizle bitmiyor.

Ama böyle zorlu bir süreçte ‘Kurunun yanında yaşta yanar’ mantığı olmamalı…

Tek görüş düşüncesi yanlış…

‘Benim görüşüm bu, bu görüşte olmayan FETÖ’dür, FETÖ’cüdür’ demek hangi vicdana sığar…

‘Hz.Osman’ın adaleti’nden bahsederken, sadece kendi hakkını savunmak olmaz, asıl görevimiz ‘Mazlum olmak’ değil, ‘Mazlumun hakkını savunmak’ diye düşünüyorum…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık