);*} Allah’ın Arslanı Hz. Ali (k.v.) (1)
  • 22 Kasım 2018, Perşembe 8:33
ŞükrüÖzbuğday

Şükrü Özbuğday

Allah’ın Arslanı Hz. Ali (k.v.) (1)

Hz. Peygamber’in dâmadı ve Hulefâ-i Râşidîn’in dördüncüsü olan Hz. Ali, Hicretten yaklaşık yirmi iki yıl önce (M.600) Mekke’de doğmuştur. Babası Hz. Peygamber’in amcası Ebû Talib annesi de Fâtıma binti Esed b. Hâşim’dir. Ebû Talib’in en küçük oğludur. Doğunca annesi ona kendi babasının “aslan” anlamındaki “Esed”; bir başka rivayete göre de “Haydar” adını verir. Ancak Hz. Peygamber (s.a.v.), onun doğumunu haber alınca Ebû Talib’in evine gelir ve bebeği kucağına aldıktan sonra adını sorar. Annesi “Esed” koymak istiyorum, deyince Hz. Peygamber’in teklifi üzerine adının “Ali” olmasına karar verilir.

Ali b. Ebî Talib, çocukluğunda hiç puta tapmadığı için, kendisi daha sonraları “Kerremallâhu vechehü (k.v.)” (Allah yüzünü şereflendirsin) sıfatıyla anılmıştır. Sahabe arasında bu sıfatla anılan tek kişidir.(1)

Mekke’de baş gösteren kıtlık üzerine Hz. Peygamber, amcası Ebû Tâlib’in yükünü hafifletmek için onu himayesine almış, Hz. Ali beş yaşından itibaren hicrete kadar onun yanında büyümüştür.(2)

Hz. Muhammed (sav)’e “Peygamberlik” verildiği zaman, Hz. Hatice’den sonra ona ilk inanan ve Rasûlüllah’la birlikte ilk namaz kılan kişidir. Bu sırada yaşının 10 veya 11 olduğu rivâyet edilmektedir.(3)

Hz. Ali’nin hicretten önceki hayatı, menkıbevî ve efsânevî rivâyetlerle örülü Şiî kaynaklarda doğumundan itibaren en ince teferruâtına kadar ve zengin kerâmetlerle dolu olarak anlatılır.

Mekke müşriklerinin eza ve cefalarını gittikçe artırmaları ve hatta kendisini öldürme hazırlıklarına girişmeleri üzerine Medine’ye hicret etmeye karar veren Hz. Peygamber (sav), Hz. Ali’yi, kendisini öldürmeye gelecek müşrikleri oyalamak ve yokluğunu gözlemek maksadıyla Mekke’de bırakmıştır. O da, geceyi Hz. Peygamber’in yatağında geçirerek onun evinde olduğu kanaatini uyandırmıştır. Daha sonra da Hz. Peygamber’in kendisine bıraktığı emanetleri sahiplerine iâde edip yine onun emri uyarınca Rasûlüllah’ın kızı Fâtıma, kendi annesi Fâtıma ve yanındakilerle Mekke’den ayrılarak Kubâ’da Hz. Peygamber’e yetişmiştir.

Hicretin beşinci ayında muhacirler ile ensar arasında yakınlık ve dayanışma sağlamak amacıyla kurulan muâhât (kardeşlik) sırasında Hz. Peygamber (s.a.v.) Ali’yi kendisine kardeş olarak seçmiştir. Bu iltifat karşısında son derece duygulanan Hz. Ali “Ben Allah’ın kulu; Rasûlüllah’ın da kardeşiyim” diyerek sevinç gözyaşları dökmüştür.

Hicretin 2. yılının son ayında Hz. Peygamber (sav) onu kızı Fâtıma ile evlendirmiştir. Bu evlilikten Hasan, Hüseyin ve ölü doğan Muhsin adlı erkek çocukları ile Zeyneb ve Ümmü Külsüm adlı kız çocukları olmuştur. Hz. Ali, Hz. Fâtıma’nın sağlığında başka evlilik yapmamıştır.

Hz. Ali, Bedir, Uhud, Hendek ve Hayber başta olmak üzere hemen hemen bütün gazve ve seriyyelere katılmış, bu savaşlarda Rasûl-i Ekrem’in sancaktarlığını yapmış ve bu savaşlarda büyük kahramanlıklar göstermiştir. Uhud’da ve Huneyn’de çeşitli yerlerinden yara almasına rağmen, Hz. Peygamber’i bütün gücüyle korumuştur.

Hz. Ali, Hz. Peygmber’e kâtiplik ve vahy kâtipliği yapmış, Hudeybiye Antlaşmasını da o yazmıştır. Evs, Hazrec ve Tay kabilelerinin taptıkları putlarla, Mekke’nin fethinden sonra Kâbe’deki putları imha etme görevi ona verilmiştir.

Hz. Peygamber vefât ettiğinde, cenâzenin yıkanması ve benzerî hizmetleri, vasıyeti üzerine Hz. Ali ile Rasûlüllah’ın yakın akrabasından Abbas, oğulları Fazl ve Kusem ile Usâme b. Zeyd yapmışlardır.

Hz. Ali, ilk üç halife döneminde ne bir idârî görevde bulunmuş, ne de yapılan savaşlara katılmıştır. Sadece Halîfe Ömer’in Filistin ve Suriye seyahati sırasında Medine’de askerî vâli olarak kalmış, Medine’de ikamet edip, dînî ilimlerle uğraşmayı, diğer görevlere tercih etmiştir. Kur’an ve hadis konusundaki derin ilminden dolayı hem Hz. Ebû Bekir’in hem de Hz. Ömer’in özellikle fıkhî meselelerde fikrine müracaat ettikleri bir sahabî olmuştur. Hz. Ömer’in zamanında, Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicret ettiği günün İslâm tarihi için başlangıç kabul edilmesine dâir teklif de onun tarafından yapılmış ve kabul edilmiştir.

Dipnotlar:

1-Prof.Dr.Ethem Rûhî FIĞLALI; İmam Ali, T.D.V. Yayınları, Ankara 1996, s. 1

2-T.D.V. İslâm Ansiklopedisi “Ali Maddesi” İst.1989, C:2, s. 371

3-FIĞLALI; a.g.e., s. 3


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık