);*} BİRLİKTE YEMEK
  • 06 Eylül 2018, Perşembe 8:33
MustafaŞEN

Mustafa ŞEN

BİRLİKTE YEMEK

Resul-i Ekrem, dostlarıyla birlikte, binek hayvanlarından iner inmez, yüklerini yere koydular, daha sonra bir koyun keserek yemek hazırlamaları için karar aldılar. Birisi: - Koyunu ben keserim, dedi. Diğeri: - Derisini ben yüzerim,dedi. Üçüncüsü: - Etini de ben pişiririm' diye söze katıldı. Dördüncü:............ Resul-i Ekrem (s.a.s) - Çölden odunu da, ben toplarım, buyurdu. Topluluk: - Ey Allah'ın elçisi, siz zahmet etmeyip sakin bir köşede oturursanız, biz bu işlerin hepsini seve seve yaparız,dediler. Resul-i Ekrem (s.a.s): - Evet, yapabileceğinizi biliyorum. Fakat Allah, 'Her hangi bir kulunun, kendi dostları ve arkadaşlarından, özel imtiyazlarla ayrılarak, seçkin bir vaziyette görünmesini sevmez' buyurdu. Sonra çöle doğru gitti ve çölden çalı çırpı toplayıp getirdi.

BİR SAATLİK DOKUNUŞ

Cüneyt Suavi'den müthiş bir hikaye; Haşir meydanındaki insanlar, ebed ülkesine uçmak için sabırsızlanıyordu. Peygamberler, şehitler ve büyük veliler için, herhangi bir zorluk yoktu. Ancak diğerleri, "elli bin sene sürer" denilen bu yolu, dünyadaki hayatlarının karşılığı olan bir vasıta ile asmak durumundaydı. Her insan, sevap ve günahlarını oraya döküp ince hesaplar yaparken, sermayeleri yetmeyen bazı gençler bir araya geldiler ve kendilerine gözcülük eden meleğe başvurarak: - Bizler dünyada iken meşhur bir yarışmaya katılmış ve ellerimizi günler boyu süren bir sabırla lüks arabaların üzerinden çekmeyerek onları kazanmıştık!. dediler. Bu gayretimize karşılık o arabaların verilmesini istiyor ve bu zorlu yolu, onlarla aşmayı planlıyoruz. Melek, yarışmanın detayını öğrendikten sonra: - Yanlış şeye dokunmuşsunuz!. dedi. Sizin arabanız, o yolda gitmez!. Gençler, biraz ilerideki insanları göstererek: - Şuradaki insanların da bir şeylere dokunduğu söyleniyor, diye itiraz ettiler. Ama şimdi Cennet'e uçuyorlar. - Evet!.. dedi, melek. Onlar da dokundular. Hem de günde sadece bir saatçik. - Bir saat mi?. diye atıldı gençler. Oysa bizler günler boyu çekmedik elimizi. Uyumadık, aç kaldık, nerdeyse oluyordu. Peki onlar nelere dokundular? - Seccadeye!. dedi melek. Küçük bir seccadeye. Şimdi ise onlarla uçuyorlar.

BİRİ İKİ ETMEK

Allah dostlarından... Talebesi anlatıyor. Bir sabah hazır olduğumuz yere teşrif edip, hatır sorarken, halimi arzedip: - Efendim, benim şu kadar lira borcum var idi. Günü geldi sıkılıyorum. Üç gün izin verirseniz memlekete gidip öder gelirim, dedim. - Biraz sabret, geceler gebedir, buyurdular. Birkaç gün sonra, münasip lisanla tekrar hatırlatmak zarureti hasıl oldu. Zira memlekette, "borçtan kaçtı" sözleri de gelen haberler arasında idi. Hz.Üstazın sözü yine evvelki gibi idi. - Geceler gebedir. Fakat bir gün sonra bana: - Memlekette nerden vereceksin bu parayı? diye sual ettiler. İşin en canlı noktası da burası. - Efendim, babamdan kalma bir bağım var, üç bin lira eder. Onu satıp veririm, dediğimde Hz.Üstazın rengi birden değişti. mübarek gözleri buğulandı. Ve ... çu sözler döküldü: - Biz kardeşlerimizin evini bağını satmak değil, birini iki etmekle mükellefiz. İkinci gün ..... bir tüccar ağabeyimizden ödünç para alıp parayı bana verdiler. Sonra ödedim.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık