• 23 Ekim 2015, Cuma 0:00
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASININ ARDINDAN?

Din konusunda değil de, din adamları konusunda söylenecek o kadar çok şey var ki…

Acaba Türk Toplumu dinini en iyi şekilde nasıl öğrenebilir? Biz bunun peşindeyiz.. İmam Hatip okullarını çoğaltarak bu işi çözemezsiniz. Yine İmam-Hatiplerin ortaokullarını açıp bu işi hiç çözemezsiniz. Merkezi yerdeki ilköğretim okullarını yıkıp, yeniden şahıslara yaptırıp, sonra da okulu İmam-Hatip ortaokulu haline getirip dine hizmet ettiğinizi zannederseniz yanılırsınız.

Kaynaktan yetiştirdiğiniz imam, müezzin ve din görevlilerinde büyük sıkıntı var. İmam olamayacak din adamı olamayacak yapı, karakter ve ahlâktaki insanları imam, müezzin, din görevlisi yaparsanız, dine en büyük ihaneti yapmış olursunuz.

En küçük bir örnek; vaaz verecek insanların hitabet gücü Türkçeyi iyi kullanmaları esastır. Ama bakıyorsunuz vaaz veren hocanın ne dediğini anlayamıyorsunuz. Adamı adeta uyutuyor. Koç kez şahit oldum. Cuma hutbesini dinleyip namazı kıldıktan sonra yanımdaki arkadaşıma hutbenin konusunu soruyorum cevap yok. Daha on dakika önce dinlediğiniz hutbeyi hatırlayamazsanız hata hutbeyi veren hocada demektir. Müftülükten aldığı, Cuma hutbesinin yazılı olduğu kağıdı hiç okumadan minbere çıkan ilk defa Cuma hutbesinde okuyan imamın cemaati etkilemesi mümkün değildir. Ama Cuma hutbesi sonunda kendi camileri ve inşa halindeki Cami Kur’an Kursuna ve de İlahiyatta okuyan öğrencilere yardım hususunda imamlarımıza diyecek bir şeyimiz yok. Kimi imamlarımız bu yardım konusuna geniş zaman ayırırlar. Bundan kurtulmamız gerekir. Hiçbir denetimi olmayan, toplanan paranın miktarını, nerelere verildiğini cemaatin bilmediği bir yardımdır camilerde toplanan para. Maalesef Konya’mız 100-200 metre aralıklarla yapılan ve cemaati yok denecek kadar az olan camilerle dolu. Acaba bu camilerde okul yapımı, hastane yapımı, sağlık ocağı, bakımevi yapımı için para toplanamaz mı?

Cemaati olmayan camilerin ey rahat insanları imam ve müezzinleri… Bazı camilerimizde sadece imam var Şimdi diyanete sormak lazım… İmam ve müezzinlerin sesi bu kadar kötü olmak zorunda mı? Konservatuara öğrenci alınırken Güzel Sanatlara öğrenci alınırken, Spor Akademisine öğrenci alınırken öğrenciler YETENEK sınavına giriyorlar. Başarılı iseler öyle okula alınıyorlar. Ama bizde din adamı olacaklara hiçbir YETENEK sınavı uygulanmıyor. İmam-Hatiplerde sesleri güzel olanların ayrı sınıflarda eğitim görmesi gerekir veya İmam-Hatibe girecek öğrencilerde bir SES yeteneğinden geçmelidir.

Ezan merkezi okunurken, sesi güzeller ezan okuduğu için problem yoktu. Gerçi torpilli olup, sesine bakılmadan merkezi ezan okuyanlara şahit olduk. Merkezi ezan sisteminden vazgeçilince, Konya’nın büyük camileri hariç, diğer camilerde ezan okuyanların sesleri Allah’a emanet… Kimse alınmasın ama bir insanın sesi bu kadar kötü olur mu? Olur olmaya da bu adam imam veya müezzin olur mu? Ezan insanları namaza çağırır. Muhteşem bir sesin sizi namaza çağırmasından daha güzel ne olabilir? Ezanın insanların beynine ve kalbine hitap ettiğini düşünürsek, ses ne kadar güzel olursa etkilemesi de o kadar yoğun olur.

Birde bu dün adamlarının SENDİKA’larına kafayı taktım. Askerin, polisin, öğretmenin ve din adamlarının sendikası olmamalıdır. Bundan 8-10 yıl önce pehlivan görünümlü DİVA-SEN Konya Başkanı çıkıyor imam müezzinler 18 saat çalışıyor. Aldığı ücret buna göre verilmeli diyor… Tabii söylemlere acı bir tebessüm etmek gerekir. Bir kere bu zatın söylediği doğru değil. Hiçbir din görevlisi 18 saat çalışmıyor. Bir din adamının sendikalı olup böyle gerçek dışı konuşmaları bizleri incitiyor.

Bir kere imamlar çoğu zaman camiye geç geliyorlar. İsmini vermeyeceğim, çarşının göbeğinde küçük bir camii hem imamı, hem müezzini kadrolu. Karatay bölgesinde bu cami imamla müezzin anlaşmışlar biri geldi mi öbürü gelmiyor. Nadiren birlikte camideler. Bir seferinde aynı camide hoca gecikiyor, cemaat sünneti kılmış bekliyor. Hoca geliyor; ‘Cemaat sünneti kıldınız mı?’ diye soruyor. Cemaatin sünneti kıldığını öğrenince kendi sünneti kılmadan farzı kıldırıyor. 8-10 yıl önce bu cami sabah namazlarında açılmıyordu. Şimdi açılıyor mu bilmem. Hem imamın, hem cemaatin sesini ve kıraatini bir dinleseniz vallahi uykularınız kaçar…

Peki müftüler ne iş yapar? İmamları-müezzinleri, camileri kontrol eder mi? Ne gezer. Yine birkaç yıl önce Meram eski Yol üzerinde bir camide öğle namazı kılacağı. Cami kilitli. Birkaç cemaat var… Soruyoruz, ‘Hoca nerede?’ diye bilmiyorlar. ‘Peki hocanın izin günü mü?’ diyoruz, ‘Hayır’ diyorlar.

Hem Karatay’daki şehir merkezindeki küçük camiyi hem de Meram eski Yoldaki Camii ilgili müftülüklerine bildiriyoruz. Müftülükler kırk dereden kırk su getiriyorlar. Anlıyoruz ki bu müftüler bu camileri de, din adamlarını da düzeltemezler. Yalnız dikkatimi çeken bir hususta müftülerin odasının mütevazilikten uzak çok lüks döşendiğini görüyoruz. Acaba bu lükslüğü devlet mi sağladı diyoruz. Nüfus müdürlüklerinde doğru düzgün sandalye bulunmazken, müftülüklerin bu şatafatlı odaları dikkatimizi çekiyor. Acaba değirmenin suyu nereden geliyor.

Camideki imam ve müezzinler özellikle merkezi yerdekiler esnafı ve ahaliyi hiç ziyaret ederler mi? Cemaatle veya cemaat olmayanlarla ilişkileri nasıl? İmam-Müezzin camiye zor geliyor, birde esnafı etraftaki komşuları mı ziyaret edecek?

Bütün bu eleştirilerden sonra beni çok memnun eden bir cami ve imamından bahsetmek isterim. Üçler mezarlığının ucundaki, şimdilerde cenaze namazlarının kılındığı, restorasyonu bitmiş Hacı Veyiz Camii… Bir kere imam namazlardan çok önce camide oluyor. Cuma günleri bazen vaaz veriyor. Ağzından bal akıyor. Hitabeti,diksiyonu son derece düzgün. Birde çok nazik örnek alınmalı. O İmamın adı ne? Derseniz vallahi bilmiyorum, tanımıyorum da.

Yerinde sayan bir müftülük anlayışıyla imamları müezzinleri kontrol etmeyen bir müftülük anlayışıyla bu cemaat çok sıkıntı çeker. Cemaat artmak eksilir.

Kaynaktan imam-müezzin vaiz yetiştirmeye bir çözüm bulun. Önüne gelen bu görevlere talip olmasın. Aksi halde iş imamın yaptığının, cemaatin beterini yapmasıyla sonuçlanır.

Esen kalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık