);*} Sonunu Düşünmek
  • 10 Nisan 2017, Pazartesi 16:56
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Sonunu Düşünmek

İnsan olmanın gerekliliğini yerine getirebilmenin en önemli göstergesi, insanın yaratılış gaye ve hikmetinin bir ifadesidir. Bu ifade şekillerinin en önemlilerinden biri de, Cenâb-ı Hakk’ın yarattığı mahlûkatı için verdiği nimetlere hamd ve şükür vazifesini yerine getirme gayretidir.

Cenâb-ı Hak, kullarına maddi ve mânevi namütenahi ihsanlarda bulunmuş, vermiş olduğu mal, mülk, makam, mevki, evlât ve beden güzelliğinin sadece bunlardan ibaret bir nimet olarak düşünmemek gerekir. Çünkü insanoğluna verilen diğer nimetlerinde farkında olup bir başkasına haset etmemelidir. Bir başkasında bulunan sen de yoksa, sen de bulunan da o kimsede olmayabilir.

Cömert; Cenâb-ı Hakk'ın kendisine lütfettiği servetten, O'nun emrettiği ve istediği yerlere zekât ve sadakasını verebilen, hayır ve hasenatını yapabilen, yetimlerin, öksüzlerin, fakirlerin, çaresizlerin, garip gurabanın elinden tutabilen kişiye denir.

İşte bir zamanlar cömert olmanın faziletine inanan bir adam varmış, “bir sevap işleyene, (verilen her hayır ve hasenatın yerine) Allah on mislini verir”(1)ayetine hakkıyla inandığı için kimseyi boş çevirmez, fakirlerin, öksüzlerin, yetimlerin, gariplerin… elinden tutar sıkıntılarını giderir, gönüllerini hoş edermiş.

Ama bir oğlu varmış ki; hiç bu taraklarda bezi olmayan, verilen her kuruşu heba olmuş, boşa gitmiş kabul eden bir felsefeye sahipmiş. Babasının bu tavrını kabul etmez, sık sık münakaşa yapar, homurdanırmış. Babası hastalanıp ölüm döşeğine yatınca; “sana bir vasiyetim var. İki mektup bırakıyorum, birinci mektubu ben ölüp tam yıkayacakları zaman açacaksın, ikinciyi de beni mezara defnedip eve gelince açacaksın tamam mı?” der.

Adam ölür, yıkayacaklarında vasiyet gereği birinci mektubu oğlu açar, içinde; “oğlum sana vasiyetimdir, yıkayıp defnedeceklerinde sakın ola ki benim çoraplarımı çıkarttırma” yazmaktadır. Oğlan vasiyeti oradaki insanlara ve yıkayacak hocalara gösterir. Onlar böyle bir şey olmaz derler. İş münakaşaya dökülür. Derler ki; “o halde beldenin en büyük dini âmiri olan müftüye soralım” ve sorarlar. Müftü der ki; “Kardeşim vasiyet kutsaldır, yerine gelmesi gerekir ama makul bir şey olursa.

 Şimdi bunu kabul ettiğimizde yarın birisi de donumu çıkarmayın der, başka biri elbiselerim üzerimde kalsın der, istekler çoğalır ve gayri Müslimler gibi cenazeler elbiseleri ile defnedilmeye başlar. Eski köye yeni adet koyamayız, dolayısıyla çıkarılması gerekir” der, fetvayı verir ve çoraplar çıkar, yıkanır adam defnedilip eve gelince, oğlu ikinci mektubu açar.

Orada da diyormuş ki; “evladım gördün mü? Ben bir şeyler verdikçe sen homurdanır, cimrilik yapar, kıskanırdın. Bak o kadar servetimden bir yırtık çorap bile götüremedim. Sende götüremeyeceksin, onun için azığın fakir ve fukaranın duası olsun, yanında onlar gelir ve sana fayda verir, adam ol, cömert ol”

Kendini cömertliğe alıştıran insanın gönlü genişler, ferahlar ve huzûra kavuşur. İyilik ve yardımseverlikten duyduğu sürûrun, parmak uçlarına kadar bütün vücudunu kapladığını hisseder. Bu güzel vasfı onun insanlar nazarındaki kusur ve ayıplarını örter ve günahlarının affına vesile olur.(2)                                                  

Cömertlik, insanı kâmil manâda değiştiren, bambaşka bir hâlet-i rûhiye sahibi yapan güzel bir haslettir. Kendini cömertliğe adapte eden insanın gönül âlemi genişleyerek ferahlık ve huzura erişir. Toplum içerisinde yaşayan diğer insanlar nazarında bu güzel özelliği sebebiyle bazı küçük kusur ve ayıpları görülmez olur ve günahlarının affına vesile olabilir.

Zengin bir kimsenin zekâtını ve sadakasını vermesi, Allah yolunda infak etmesi, başta akrabaları olmak üzere fakirlere, yoksullara, yetimlere yardımda bulunması, malî bir şükürdür. “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” genel prensibi ile hareket ederek bir kimsenin ilim, irfan, sanat, maharet, beceri ve tecrübesiyle insanları aydınlatması ve onlara faydalı olması da bu nimetlerin şükrünü edadır.

Durum böyle iken insanoğluna verilen mal, evlât, sağlık vehakeza sayısız nimetlerin az veya çok olması kişinin imtihanı olacağı için sahip olduğu nimetlere şükrederek, yokluğuna da sabrederek ahiret gününde kazançlı çıkmak için gayret etmelidir.

Yazımı Sevgili Peygamberimizin tavsiye ettiği bir dua ile bitirmek istiyorum:  Allahım! Seni anıp zikretmek, nimetine şükretmek, sana lâyık ibadet etmek için bana yardım eyle!. ”(3)  

 Gönülden Muhabbetlerimle.

Dipnotlar:

1-En’am Sûresi, 160.                                                                                                                                                         2-Murat Kaya, Ebedi Yol Haritası İslâm, Altınoluk Yay,                                                                                                 3-Ebû Dâvûd, Vitir 26.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık