);*} DUA İBADETİN ÖZÜDÜR
  • 19 Eylül 2016, Pazartesi 8:45
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

DUA İBADETİN ÖZÜDÜR

İnsan hayatının en değerli anı, Yüce Allah’a yönelip O’nunla baş başa kaldığı zamandır. Allah ile baş başa kalmanın en güzel yolu da dua ve zikirdir. 

Dua; inanma, dayanma ve isteme ihtiyacı içerisinde bulunan insanı; rahmeti sınırsız, mutlak kudret sahibi olan Allah’a bağlayan, manevi bir bağdır.

Dua; insanoğlunun değişmeyen ve en zaruri hissettiği ihtiyaçlarından biri olup, merhamet ve şefkatli bir gücün yanında hissetmesi, gerektiğinde ahvalini ona arz ederek, yardımını dilemesidir.

Gönülden ve ihlâslı olmak kaydıyla, yürekten kopup gelen bir yalvarışla birlikte, edep çerçevesi içerisinde Cenab-ı Hakk,ın huzurunda yapmış olduğu tüm ibadetler, O’nu razı etmek için yapılan her hareket her bir adım bir duadır. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.), “Dua ibadettir” (1) buyurmuştur.

"Dua, ibadetin özüdür.”(2) Çünkü insanın, bedenen yeme ve içmeye muhtaç olduğu gibi ruhen de dua etmeye, yalvarıp yakarmaya ihtiyacı vardır.  İnsan aciz bir varlıktır. İstediği her şeyi elde edemez; her ihtiyacını kendisi karşılayamaz;  başına gelecek her belâ ve musibete de karşı koyamaz. Kendi durumunu düşünen her insan Yüce Yaratana mutlaka ihtiyaç duyar, O’na dua ve niyazda bulunur. Bu ihtiyaç insanda fıtrîdir. Bu ihtiyaç, her vesile ile değişik şekillerde kendini gösterir.

İbadet ve duadan uzak olan insanlar, daima bir arayış bir boşluk içinde olurlar ve vicdani bir huzursuzluk duyarlar. Hâlbuki Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim‘de “(Ey Resulüm!), De ki;      ( kulluk ve) duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?’’(3)“Bana dua edin,  kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar, aşağılanarak cehenneme gideceklerdir.’’(4) buyurmaktadır. Öyleyse; gönüllere huzur, dertlere deva, dertlilere şifa veren Yüce Allah’a her derdimiz için dua etmeli, ibadetlerimizi yerine getirmeli ve elimizdeki nimetlere şükretmeyi ihmal etmemeliyiz.

İbrahim Edhem hazretlerine sordular: - Duâ ediyoruz ama kabul olunmuyor. Acaba sebebi nedir? İbrahim Edhem şöyle cevap verdi: - Yüce Allah’ı tanıyor fakat itaat etmiyorsunuz; Resûlü’nü biliyor fakat sünnetine tabi olmuyorsunuz. Kur’ân okuyor fakat onunla amel etmiyorsunuz. Nimeti yiyor fakat şükretmiyorsunuz. Cennetin itaatkârlar için donatıldığını biliyor fakat ona gönülden talip olmuyorsunuz. Cehennemin asiler için kurulduğunu biliyor fakat ondan kaçıp korunmuyorsunuz.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                Şeytanın size düşman olduğunu biliyorsunuz, fakat onun dostluğundan çıkamıyorsunuz. Ölümü biliyor fakat hayırlar yapmıyorsunuz. Ölüleri toprağa gömüyor fakat ibret almıyorsunuz.  Kendi kusurlarınızı bırakıp başkalarının kusurları ile uğraşıyorsunuz.                                                                                                                                                                      Bu halinizle duânız nasıl kabul edilsin?

Kıssada böyle anlatır. Lâkin, ihlâslı bir şekilde Mevlâmıza yapmış olduğumuz duaların kabulünden şüphe etmemeliyiz, dualarım kabul olmuyor diyerek dua ve ibadetlerimizde ümitsizlik ve tereddütler taşımamalıyız.

Dua etmek bize, kabul etmekte Allah’a aittir ve O bizim için en hayırlısının ne olduğunu eksiksiz bilir. Zira Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de Allah Teâlâ yeryüzünde dua eden hiçbir Müslümanın isteğini boş çevirmez, muhakkak bir karşılık verir. Ya kulun istediği şeyi ona verir, ya onun yerine o kulundan bir kötülüğü kaldırır ya da istediğinin karşılığını âhirete saklar” (5) buyurarak yapılan duaların bir şekilde karşılık bulacağını haber vermektedir.

Mümin sadece ihtiyaç ve sıkıntı anında Rabbine dua etmeyip, aksine genişlik ve rahat zamanlarında da dua eder ve yalvarır ki darlık ve sıkıntı zamanında Allah onunla beraber olsun. Peygamberimiz (s.a.v.) “Kim sıkıntı ve güçlük içinde bulunduğu zamanlarda duasının kabul olunmasını isterse bolluk ve mutluluk zamanlarında da çok dua etsin”(6) buyurmak sûretiyle rahat zamanlarda dua etmemizi tavsiye etmiştir. Çünkü dua ibadettir.

Mümin duanın kabulü için gerekli olan şartları da yerine getirmeli ve hayatını Allah Teâlâ’nın razı olduğu istikamette yaşamalıdır. Duanın kabulü için birinci şart ruhen ve bedenen temiz olmak, yüreğimizin iman ve içtenlikle dolu bulunması, hâlimizin Allah’a teslimiyet hâli olmasıdır. Zira “Allah tevbe eden ve temizlenenleri sever”(7), Allah tarafından sevilenlerin de duaları kabul olur. 

Haram lokma, kul haklarını ihlal duaların kabulüne engeldir. Mümin helal yolla çalışarak alın teri ile elde ettiği kazançla beslenirse duası kabul olur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Kişi saçı sakalı dağınık ağlayıp feryat eder, hâlbuki onun yediği haram giydiği haram, içtiği haram bu dua nasıl kabul olur”(8) buyururlar.

Yazımı Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz tarafından tavsiye edilen bir dua âyetinin meâliyle bitiriyorum: “Ey Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak, bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et! Rabbimiz Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru”(9) 

Gönülden Muhabbetlerimle.

Dipnotlar:

1-Ebû  Dâvûd, “Vitir”,  23.                                                                                                                      

2-Tirmizî, Deavât, 1.                                                                                                                                 

3-Furkan,77.                                                                                                                                                                 

4-Gafir,60.                                                                                                                                                       

5-Tirmizî, “Dua”, 15.                                                                                                                             

6-Tirmizî, “Dua”, 8.                                                                                                                               

7-Bakara, 2/222.                                                                                                                                        

8-Müslim, “Zekât”, 65.                                                                                                                              

9-Bakara, 2/286, 201.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık