);*} OSMANLIDA NİZÂM-I ÂLEM MESELESİ (3)
  • 01 Ağustos 2018, Çarşamba 7:35
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLIDA NİZÂM-I ÂLEM MESELESİ (3)

Kral Aslan Yürekli Rişar bunlardan  14 tanesinin iki gözünü de çıkarttı ve kalan birinin arkasına takarak Fransa’ya gönderdi. Fransa kralı da İngiliz esirlere aynıyla mukabele etti... İtalya’daki Gaeta kışlası zabitleri 1730 târihine kadar sularını kafa taslarından içerler ve bunu kahramanlığın kurallarından sayarlardı.”(1)

“Hessen-Kessel kontu ll. Freiederich  1775 de kendi halkından 12. 800 kişiyi, sömürgelerde kullanılmak üzere,  İngiltere’ye satmış, 1782 ye kadar 6000 kişi daha göndermiştir.  İngiltere kıralı lll. Georg  Fransaya karşı yap­tığı bir harpte Hannover hükümeti ordusunu kiralamıştı. Mukaveleye göre savaşta ölen her piyade için 84, süvari için 33 mark, beygirler için 270 mark ödenecekti. Şu halde 18. asırda bir Alman askerinin kıymeti bir beygirin kıy­metinin birkaç misli aşağısında idi...”(2)

“16. Asırda bile asılarak idam edilenlerin ölüsü gömülemez, olduğu yerde çürümeğe bırakılırdı. 16. asırda Fraiburgda iki kardeş asılmış olan diğer kardeşlerinin ölüsünü gece darağacından alıp kaçırdıkları için mahke­meye verilmiş ve iki gözlerinin çıkarılması sûretiyle cezalandırılmışlardır. Bavyera’da işkencenin tamamen ve resmen  kaldırılması târihi 1840 tır. 1804 te bile mektep çocuklarının önünde suçlular diri diri yakılırdı. Kanunların medeni Avrupa’da! Gösterdiği cezalar şunlardı. Dörde bölmek, yakmak, du­vara diri diri gömmek, dil kesmek, göz çıkarmak, kaynar su ve yağda kay­natmak, deri yüzmek.”(3)

Issız bir yerde suçlunun eli ve ayağını bağlayıp, kargaların, akbabaların diri diri etini yemesini sağlamak…Biri gelip mah­kumları kurtarmasın diye başlarına ölünceye kadar nöbetçiler dikmek. Batılı­lar geçmişleri ile hesaplaşmaktan pek çekinmiyorlar. Şu yazılanları da “The Mill and Cross”  filminde veya 2011 yapımı “Değirmen ve Haç” filminde anlatıp gösteriyorlar.

Roma’da diri diri yakma hadisesi son olarak 22 Ağustos 1761 de olmuş­tur. Filozof Volterin yazmış olduğu “Allah ve İnsan­lar” isimli kitapta Papalı­ğın Ortaçağ boyunca Hıristiyanlık adına kurban edip öl­dürttüğü insanların sayısının 10 milyon dolayında olduğu yazıl­maktadır.(4) Sâdece 1789 Fransız İhtilalında 100 bine yakın insan öldürülmüş, ekserisinin de başları giyotinle kesilmiştir.(5)

40 yıl öncesine kadar Avustralya yerlileri resmen köle kabul edilir­lerdi.1950’li yıllarda 100 bin yerli çocuğu medenileştirilmek maksadıyla ai­lelerinden zorla alınmıştır. Bu olayla ilgili 27.05.2000 târihinde yapılan bir toplantıda Avustralya başbakanı John, bu uygulamalarından dolayı özür dile­mekten kaçınmıştır.(6)  

Rus Çarı Koca Petro bir gün yanındakilerle birlikte 18 Yüzyılın dünyaca ünlü hekimlerinden Hollandalı Boerhaave’nin otopsi salonunu görmeye git­miş, o sırada ortada terabantinle tahnit edilmiş bir ceset varmış. O çirkin gö­rüntü ile cesedin yaydığı şiddetli koku Çarın yanındakilerin midelerini bulan­dırmış. Onların bu halini gören ve canı sıkılan Çar, zorlayarak onlara cesetten birer parça zorla yedirmiş...”(7)

Misaller çoğaltılabilir ve bugün Osmanlının zâlimane görülen birçok ha­reketinin kat be kat fazlası, o gün dünya üzerinde uygulanmaktadır. Ortaasyadaki Türk devletlerinde, bilahare Büyük Selçuklu ve Anadolu Sel­çuklularında da iktidar kavgaları, siyasî rekabetler yüzünden, mevki, makam ve ikbal tamahı sebebiyle birçok cinâyetler işlenmiştir.

İslâm’dan Önceki Türklerde Hânedan içi öldürme olayının ilkine Oğuz Kağan Destanında rastlanır. Destanda Oğuz Kağan babası Kara Han ve am­caları Kür Han ve Kuz Han’ı saltanat mücâdelesinde öldürdüğü geniş geniş anlatılır.(8) Büyük Hun İmparatoru Mete Han da küçük kardeşini ve üvey annesini yine saltanat mücâdelesinde öldürtmüştür. Büyük Selçuklu Hakanı Tuğrul Bey, isyan eden İbrahim Yinal ve yeğenleri Ahmed ve Mehmed’i idam ettirmiştir.

Çünkü: Gerek İslâm öncesi, gerek İslâm sonrası Türk an’anesine göre Devlet; hânedan üyelerinin müşterek malı sayılırdı. Hanlar ve Hakanlar Allah’ın seçtiği ve devleti kendilerine emânet ettiği mübârek kişiler kabul edilir, yaptıkları işlerinde Cenâb-ı Hakkın iradesiyle ve Hakanın eliyle tecelli ettiğine inanılırdı.(9) Bu anlayış gereği eski Türklerde ve onların torunları olan Osmanlılarda öldürülmesi zarûrî bile olsa hânedan mensuplarının kanları kutsaldır ve akıtılması doğru değildir, bu sebeple infâz yay kirişleri ile boğu­larak yapılmıştır.

Târihte Türkler irili ufaklı 100 den fazla devlet kurmuşlardır. Fakat Türk devletlerinde “Ülüş” sistemi vardır ve Han ölünce devlet erkek evlatları ara­sında üleştirilir (bölüştürülür.)(10) İslâm öncesi ve sonrası çoğu zaman Türk Devletleri çok büyük toprak parçalarına sahip olmalarına rağmen, bu “Ülüş” sistemi neticesi küçük parçalara ayrılmış ve neticede başkalarına yem olup silinip gitmişlerdir. Meselâ: Sultan Melikşah’ın vefatından sonra devlet 4 parçaya ayrılıp 4 oğluna dağıtılmıştır.(11)

Dipnotlar:

1- Max Kemmerich, a. g. e. s. 30.

2- Max Kemmerich, a. g. e. s. 37.

3- Max Kemmerich, a. g. e. s. 43.

4- Max Kemmerich, a. g. e. s. 25.

5- Osman Dilber, a. g. e. s. 246.

6- CNN Türk haberleri 28. 05. 2000.

7- İsmail Hâmi Dânişmend,“Târihi Hakikatler-1”,Tercüman Gazetesi Yay.1979, c.1, s. 323.

8- Süleyman Beyoğlu, Târih Ve Düşünce Dergisi, Temmuz 2000, sayı 9, s. 10.

9- Ahmed Şimşirgil, Târih Ve Düşünce Dregisi, Temmuz 2000, sayı 9, s. 17.

10- Abdülkadir Özcan, Derin Târih Dergisi sayı 22, s. 79.

11- Ahmed Nezihi Turan (Editör), “Târih El Kitabı”, Grafiker Yayıncılık, Ank. 206, s. 27.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık