• 07 Şubat 2019, Perşembe 10:48
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

EZAN

Ezan-ı Muhammedi

Emr-i bülendsin ey Ezan-ı Muhammedî

Kâfi değil sadâna cihan-ı Muhammedî

Sultan Selim-i Evvel’i râmetmeyüp ecel

Fethetmeliydi âlemi şan-ı Muhammedi

Gök nura gark olur nice yüz bin minareden

Şehbal açınca rûh-ı revân-ı Muhammedi

Ervah cümleten görür Allh-ü Ekber’i

Akseyleyince arşa lisan-ı muhammedi

Üsküp’te kabr-i mâdere olsun bu nev-gazel

Bir tuhfe-i bedî ü beyân-ı Muhammedi

                                                Yahya Kemal Beyatlı

 

Her dinin ibadet ve ibadethaneye çağrı usulleri var­dır. İslâm’ın davet şeklide Ezandır. Fransızların meşhur yazar ve şairi Lamartin’e göre ezan, me­tal sesi olan Çan’dan daha iyi ve etkilidir.([1]) Osmanlı diyarına gelen birçok kişi, bu lâhûtî sesten etkilendiğini dile getirmiştir. Örovizyonda 2. olan ve bir süre memleketimizde kalan İtalyan şarkıcı Simmons ayrı­lırken: “Ezan sesini özleye­ceğim. Bilhassa beni çok etkileyen sabah ezanını” demiş­tir.([2]) 2000 yılında Filistin’i ziyaret eden Papa Jean Paul bile ezan okunurken susup huşu ile din­lemiştir.([3])

İstiklâl Savaşı yıllarında İstanbul’u işgal eden İngiliz kuvvetlerinin ko­mutanı Cipiyle bir yere giderken çok güzel bir saban ezanı dinlemiş, hayran kalmış ve emir eri ile oku­yan müezzine bir altın göndermiş. Dönüşte bir öğle ezanına daha rastlamış ama hiç ezana benzemiyor, o mü­ezzine beş altın gön­dermiş. Emir eri hayret etmiş ve “efendim çok güzel okuyana bir, çok kötü okuyana beş altın verdiniz, bu nasıl iş” deyince kumandan; “evlâdım, eğer bu da onun gibi güzel okusaydı, nerdeyse dinimi değişti­recektim, bu kötü okuyan benim dinimi kurtardı!..” diye cevap vermiş.([4])

 

Evet İstanbul’u işgal eden İngiliz, Fransız ve başka müstevliler ezana müdahale edip değiştirmediler ama, kendi idarecilerimiz asırların ezanını de­ğiştirip Türkçe ezan diye bir garabet ortaya çıkardılar maalesef.

 Türkçe Ezan okuma­yacağım diye nice kaliteli insanlar müezzin­lik görevini bı­rakmış­lar ve bazıları da başka diyarlara hicret etmişlerdir. Konyalı Hacıbayram Ca­mii Baş İmamı Hafız Zekâî Sarsılmaz Efendi bunlar­dan biridir.([5])

18 sene fasıladan sonra Menderes Rahmetlinin emri ile tekrar Ezan Arapça okunmaya([6]) başlanınca, yıllardır bu sadâ’nın, bu namenin, bu ilâhî terennümün has­retini çeken halk so­kaklara dökülmüştür. Ama bunun faturası çok ağır olmuş, Men­deres rahmetliye ödetilmiş, bazı kişi­ler Menderes’e Ezan şehidi demektedir­ler.([7])

Ama Arif Nihat Asya merhum bu cesareti göstereme­yen ve Ayasofya’nın minarelerinden hâlâ ezan okutama­yan ida­recilere şöyle sitem ediyor:

Beş vakit loşluğunda saf saftık

Davetin vardı, dün ezanlarda

Seni ey Mabedim utansınlar

Kapayanlarda, açmayanlarda

 

Diyanet İşleri Başkanlığı 1984’lü yıllarda hoparlör olsun olmasın illâki imam ve müez­zinler, Ezanı minareye çıkıp şerefede oku­ya­cak diye bir tamim gönderdi. Ta­kibini de çok sıkı yaptı. Belki bu uygulamaları minareler mezbe­lelikten kur­tulsun diye yaptı.

 O dönemde bir köyde saf ve çok temiz bir imamı mina­reye çıkmıyor diye, her devir ve her dönemde eksik olmayan fitne bir kişi ihbar etmiş. Köye ilgililer gelmiş, hoca tabi mi­safirlerine bir horoz kesip ye­dirmiş. İlgililer gidince köylüler sormuşlar “ne oldu hocam” diye. Hocanın cevabı; “İbiği (horozu) yediler, minareye çık de­diler” olmuş.

Arapça ezan yasağının uygulandığı dönemlerde, yine bi­risi gelip mahke­mede Hâkime hocanın Arapça ezan okudu­ğundan şikâyet etmiş. Hâkim imanlı birisi imiş, adamı vazge­çirmeye, savuşturmaya çalıştıysa da adam ısrarcı. “Peki, hoca nasıl ezan okuyor?” diye sormuş, adam Arapça okuyor efendim demiş. Hâkim; “yani nasıl okuyor, onun gibi oku bakalım” demiş, adam Arapça ezan oku­maya başlayınca mü­başiri çağırıp; “Cumhuriyet devleti­nin mahkemesinde, resmî dairede Arapça ezan okudu­ğundan şu kadar cezaya çarptı­rılmıştır, götürün” der.

Ne demişler:

Bunu altın hat ile yazsın yazan,

Kendi düşer halk için kuyu kazan

Dipnotlar:

1-Pierre Loti, “Can Çekişen Türkiye” 1914, Tercü. 1001 Temel Eser, s. 132.

2-Milliyet Gazetesi, 20.11.1989.

3-Milliyet Gazetesi, 23.03.2000.

4-Dursun Gürlek bu olayı Türk dostu Piyer Loti üzerinden anlatır.Dursun Gürlek,a.g.e. s.95.

5-Ali Ulvi Kurucu, “Hatıralar-3”, M. Ertuğrul Düzdağ, Kaynak Yay. 2007,  İst. s. 261.

6-İbrahim Refik, “Tarih Şuuruna Doğru-4”, Albatros Yay. İst. 2004,  s.138-168, 209.

7-Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar-2, M. Ertuğrul Düzdağ, Kaynak Yay. 2007, İst. 2. baskı, s.261.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık