• 17 Ağustos 2016, Çarşamba 8:38
MehmetERŞAHİN

Mehmet ERŞAHİN

HARİCÎLERİN NİTELİKLERİ

           Haricîlerin temel özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

 

1-     İbadetlere düşkünlük ve devam, Kur’an'ı sürekli okuma, özendirici ve sakındırıcı ayetlere titizlikle uyma.

 

     Abdullah b. Abbas (r.a.), Hz. Ali tarafından Hâricîler’e gönderildiğinde onların alınlarının çokça secde etmekten dolayı zedelenmiş, secde esnasında yere temas eden diz ve dirseklerinin nasır tutmuş olduğunu görmüştü. Ayrıca cesaret, sıkıntıya tahammül, inancı uğruna fedakârlık ve mücadeleden yılmamak en başta gelen özellikleridir. (Azmî M. S. es-Sâlihî - Mustafa Öz"Haricîler", DİA, c. 16, s.178) Demek ki bir kişinin çok namaz kılmaktan ve secde etmekten dolayı alnı çürüse itikadı bozuksa, masum insanları gözünü kırpmadan öldürmeyi, cinayeti ve katliamı helal sayıyor ve bu katliamları yapıyorsa o anarşistten, vatan haininden ve alçaktan uzak durmak ve şerrinden Allah'a sığınmak gerekir.Aslında "Namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar." (Ankebut 29/45) ayet-i kerimesine göre namaz kılanların her çeşit kötülükten uzak durmaları beklenir. Namaz kıldığı halde haramları bilerek ve helal sayarak işleyenlerin sapık ve itikatları bozuk olduğundan namazları da onlara bir fayda vermemektedir.

 

2-     İnsanların ittifak ettiği meşru yönetime başkaldırı ve devlet başkanına suikast.

 

     Haricîler, Hulefâ-yi Râşidîn’den Hz. Osman (r.a.)'ı evinde Kur'an okurken, Hz. Ali (r.a.)'ı sabah namazını kıldırmak üzere evinden çıktıktan sonra yolda şehit etmekten çekinmemişlerdir. Âsiler, yirmi günle iki ay arasında bir süre devam ettiği söylenen kuşatmanın son on gününde Hz. Osman’ın evinden çıkmasına izin vermediler. Ona halifeliği bırakmasını, aksi takdirde öldürüleceğini söylediler. Bu tarihten itibaren evine su gönderilmesini yasakladılar.  Muhasaranın son gününde genç sahâbîlerin savunduğu evin kapısını yaktılar. Akşam saatlerinde bitişikteki evden içeriye giren birkaç Mısırlı, Kur’an okumakta olan Hz. Osman’ı öldürdü (18 Zilhicce 35 / 17 Haziran 656). Meşhur rivayetlere göre Hz. Osman o sırada seksen iki yaşındaydı. Bu arada ona kalkan olmak isteyen hanımı Nâile bint Ferâfisa’nın parmakları da kesilmişti. (İsmail Yiğit, "Osman", DİA, c. 33, s.438)

 

     Hz. Ali'nin katili İbn Mülcem'in Hz. Ömer zamanında Medine’ye gelerek Muâz b. Cebel’den Kur’an öğrendiğibilinmektedir. Mısır’ın fethine katılıp orada yerleşen İbn Mülcem Sıffîn’de Hz. Ali’nin saflarında savaştı, fakat Hakem Vak‘ası’ndan sonra diğer Hâricîler’le birlikte ona karşı cephe aldı. İbn Mülcem, Nehrevan Savaşı’nda (38/658) canını kurtaran Hâricîler’den Bûrek es-Sarîmî ve Amr b. Bekir (Bükeyr) et-Temîmî, Mekke’ye giderek 39 (660) yılında hac yaptıktan sonra ümmetin içine düştüğü durumu tartışırlar ve yeryüzünde fesat çıkaran kişiler olarak gördükleri Ali, Muâviye ve Amr b. Âs’ın ortadan kaldırılmalarının gerektiğine karar verip bu kararı üçünü birden aynı zamanda öldürmek suretiyle uygulayacaklarına dair yemin ederler. Planlarını 17 Ramazan 40’ta (24 Ocak 661) gerçekleştirmeyi tasarlayan suikastçılardan İbn Mülcem, Hz. Ali’yi öldürmek üzere Kûfe’ye gider ve daha sonra da zehirli kılıçını kuşanarak insanların en şerlisi kabul ettiği Hz. Ali’nin cuma günü sabah namazını kıldırmak için çıkacağı evinin kapısının karşısına yerleşir ve Hz. Ali'yi başından yaralar. Neticede Hz. Ali, aldığı yaranın tesiriyle iki gün sonra vefat etmiştir. (Ethem Ruhi Fığlalı, "İbn Mülcem", DİA, İstanbul, 1999, c. 20,  s. 220)

 

3-      Kendi görüşlerini kabul etmeyenleri öldürmeyi helal saymaları.

 

     Hâricîler’in sırf kendi görüşlerini paylaşmadığı için ashaptan Abdullah b. Habbâb b. Eret’i ve hamile karısını öldürmeleri, Hz. Osman ve Hz. Ali’yi tekfir etmeyenin kâfir olduğunu ve bu sebeple öldürülmesi gerektiğini ilân etmeleri, görüşlerine katılmayanlara hayat hakkı tanımamaları. (Ethem Ruhi Fığlalı, "Haricîler", DİA, c. 16, s. 170)

 

4-      Müslümanlara aşırı sert davranmaları; kafir, Hıristiyan ve Yahudilere yumuşak ve hoşgörülü muamele etmeleri.

 

      Meselâ Abdullah b. Habbâb b. Eret gibi seçkin bir sahâbîyi hunharca katletmeleri, buna karşılık, “Peygamberinizin emanetini koruyunuz” diyerek hıristiyanlara ve Hâricîler’in kötülüklerinden korunmak için “müşrik gibi görünen” Vâsıl b. Atâ ve arkadaşlarına arka çıkmaları hep bu ters bedevî anlayış ve dar görüşlülüğün örnekleridir. (Ethem Ruhi Fığlalı, "Haricîler", DİA, c. 16, s. 170)

 

5-      Akîde ve amelden oluşan dinin emirlerini yerine getirmeyen ve yasaklarından kaçınmayan kimseleri kâfir kabul etmeleri.

 

      Hâricî olmayan herkesi düşman ve kâfir kabul etmişler, buna bağlı olarak kendilerinin dışındaki müslümanların kadınlarını ve çocuklarını da esir almış veya öldürmüşlerdir. (Ethem Ruhi Fığlalı, "Haricîler", DİA, c. 16, s. 170)

 

     Allah hepimizi, vatanımızı, milletimizi ve İslam alemini her türlü tehlikeden, günümüzdeki haricîlerden, münafıklardan, iç ve dış düşmanların şerrinden, kafir ve zalimlerin saldırılarından muhafaza eylesin. Bütün şehitlerimize rahmet eylesin. Mekanları cennet olsun. Gazilerimize de acil şifalar versin. Amin.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık